Kaydet
a- | +A

İnsanlar, Allah’ın ve Peygamberlerinin emir ve yasaklarına uydukları müddetçe, huzûrlu ve râhat birer hayât yaşamışlar, birbirlerini sevip-saymışlardır.

Allahü teâlâ, dünyâya gönderdiği ilk insanı [ya’nî Hazret-i Âdem’i], aynı zamanda ilk Peygamber kılmış, ondan sonra, kullarına râzı olduğu/beğendiği yolu göstermek için, çeşitli mekânlardaki, muhtelif kavimlere, zaman zaman “Peygamber”ler göndermiştir.

Şurası bir hakîkattir ki, insanlar, Allah’ın ve Peygamberlerinin emir ve yasaklarına uydukları müddetçe, huzûrlu ve râhat birer hayât yaşamışlar, birbirlerini sevip-saymışlardır. Emirlere ve yasaklara uymadıklarında ise, huzûrsuz olmuşlar, râhatları bozulmuş; ahlâksızlık, zulüm ve haksızlık bütün cemiyeti sarmıştır.

Ma’lûmdur ki, Allahü teâlâ, bütün kullarının, verdiği ni’metlere şükretmelerini, îmân etmelerini, ibâdet yapmalarını, güzel ahlâka sâhip olmalarını, kendi aralarında kardeşçe yaşamalarını, sevişmelerini, birbirlerine yardımcı olmalarını istemiş ve bunları emretmiştir. İnanan insanların da kardeş olduklarını i’lân etmiştir.

Şimdi, burada, konumuzla alâkalı olmaları bakımından, birkaç suâl soralım ve kısa kısa cevaplayalım:

1. Bizleri yoktan var eden, muhtaç olduğumuz her ni’meti lutfederek varlıkta durduran Allahü teâlâ, biz kullarından neler istemektedir?

Îmân etmemizi, verdiği ni’metlere şükretmemizi, kendisine kulluk etmemizi, kardeş olmamızı, yardımlaşmamızı istemektedir.

2. 6’sı Ülül-azim, 313’ü Resûl, 124.000’den ziyâdesi de Nebî olan Peygamberlerin ana hedefleri nelerdir?

Onların hedefleri, şek-şüphe yok ki, iyi ferd, iyi âile ve iyi cemiyet teşkîlidir. Bütün insanların dünyâ ve âhiret seâdetine kavuşmalarıdır.

3. 100'ü Suhuf, 4'ü büyük Kitap olmak üzere 104 Mukaddes Kitâbın ana gâyesi nedir?

Hepsinin de gâyesi, insân-ı kâmil meydâna getirmektir.

4. Dünyâda râhat ve huzûr içerisinde yaşayabilmek ve âhırette de ebedî seâdete kavuşabilmek için çâre nedir?

Çâre, Allahü teâlânın ve Peygamberlerinin emir ve yasaklarına riâyet etmek yanî İslâmiyete uymaktır.

“Seâdet” “Mutluluk, bahtiyârlık; dünyâda ve âhirette mutluluk” demektir. “Seâdet-i Ebediyye” terimi de “Sonsuz, ebedî mutluluk, bahtiyârlık” manâsında kullanılmaktadır.

Şâfiî âlimlerin büyüklerinden İmâm-ı Mâverdî (rahmetullahi aleyh): “Seâdet-i ebediyyeye kavuşmak için müslümân olmak lâzımdır” buyurmuştur. Demek ki 1. şart İslâmiyetle şereflenmektir.

En büyük âlim ve velîlerden İmâm-ı Rabbânî (kuddise sirruh) da, “Cehennem'den kurtulmak ve seâdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere (aleyhimüsselâm) tâbi olmaya bağlıdır” buyurmuştur.

Medrese-i mütehassısîn müderrislerinden Seyyid Abdülhakîm Arvâsî (rahmetullahi aleyh) ise, “İki cihân seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünyâ ve âhiretin efendisi olan, Muhammed aleyhisselâma tâbi olmağa bağlıdır” buyuruyor. Nokta atışı yapmış, ana hedefi göstermiştir.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı'nın önceki yazıları...