Namazı doğru kılan, Allahü teâlânın sayılamayacak kadar çok olan bütün nimetlerine şükretmiş sayılır.
Allahü teâlâ, kullarına çeşitli nimetler verdiğini, fakat şükredenlerin az olduğunu, az şükredildiğini bildiriyor. (Secde 9, Sebe’ 13, A’râf 10, Müminûn 78, Nahl 78, Mülk 23)
Allahü teâlâ, insanlara bol nimet vermiştir; fakat insanların çoğu şükretmezler. (Bakara 243, Yûnus 60, Neml 73, Mü’min 61)
Namazı doğru kılan, Allahü teâlânın sayılamayacak kadar çok olan bütün nimetlerine şükretmiş sayılır. Nitekim, “Namaz, şükrün bütün aksâmını (kısımlarını) câmidir” buyurulmuştur. Demek ki doğru namaz kılan şükretmiş olur. Namaz kılmayan ise, nankörlük etmiş olur.
Hadîs-i kudsîde buyuruldu ki:
“Beni anan şükretmiş, beni unutan nankörlük etmiş olur.” [Hatîb]
Bütün nimetlerin şükrü: Bütün nimetlerin, Allahü teâlânın lutfu ve ihsânı olduklarını düşünerek İslâm’ın beş şartını kusûrsuz yerine getirmektir. Bunun için, şu üç husûsa riâyet etmelidir:
1- Ehl-i sünnet itikâdına göre itikâdı düzeltmek, 2- İslâmiyeti, Ehl-i sünnet âlimlerinin ilmihâl kitaplarından öğrenip, bunlara uymak, 3- Tasavvuf büyüklerinin yolunda, kalbi ve nefsi temizlemektir.
Bu söylenilenlerden anlaşılıyor ki, dîne uymak, insanlık îcâbıdır ve aklın istediği ve beğendiği bir şeydir. Allahü teâlâya, O’nun dîninin dışında şükredilemez.
İbadet etmenin şükrü: Sabah-akşam yüz kerre, “Sübhânallahi ve bi-hamdihî sübhânallahil’azîm” demektir.
Allahü teâlâyı tanımanın şükrü: Bildirdiği emir ve yasaklara riâyet edip, hubb-i fillah buğd-ı fillah üzere olmak, yani sevdiklerini sevip, düşmânlarına düşmân olmak ve ayrıca çok elhamdülillah demek.
Peygamber Efendimizi tanımanın şükrü: Sünnetiyle amel etmektir.
Bir büyüğü tanımanın şükrü: Eserlerini okumak, okutmak ve yaymak, talebeleriyle birlik berâberlik içinde olmaktır.
Îmânın şükrü: Doğru îmân bilgilerini Allahü teâlânın diğer kullarına ulaştırmak, Hubb-i fillah, buğd-ı fillah üzere olmak. Yani sevdiğini Allah için sevmek, sevmediğini de Allah için sevmemektir.
Aklın şükrü: Aklı dînin emrettiği şekilde kullanmak.
İlmin şükrü: Bildiğiyle amel etmek ve emr-i marûf yapmaktır.
Sağlığın şükrü: Oruç tutmak, bedeni günâh olan yerlerde hırpalamamak, dînin emrettiği yerlerde kullanmaktır.
Eşin şükrü: Haklarına riâyet etmek ve onu üzmemeye çalışmaktır.
Evlâdın şükrü: Akikasını kesmek ve İslâm terbiyesi üzere yetiştirmektir.
Malın şükrü: Zekât, sadaka vermek, hayır hasenât yapmaktır.
Evin şükrü: Evde günâh olan işler yapmamak ve misâfir ağırlamaktır.
Arabanın şükrü: Faydalı hizmetlerde kullanmaktır.
Mesleğin şükrü: Mesleği dîne uygun şekilde kullanmaktır.
Dertten kurtulmanın şükrü: Şükür secdesi yapmak veya şükür namazı kılmaktır.

