“Allah’a ve Resûlüne itâat ediniz! [ona uymayıp] yüz çeviren [kâfirdir], Allah da kâfirleri sevmez.”
Ma’lûmdur ki, bir insanda bulunabilecek, görünür-görünmez bütün iyilikler, üstünlükler ve güzellikler kendisinde toplanmış olan, dünyâ ve âhiretin efendisi, insanların ve cinnîlerin peygamberi olan Resûl-i Ekrem Muhammed aleyhisselâm’ı gündemde tutmak, akıllarda ve fikirlerde, hâtırlarda ve gönüllerde bulundurmak, bütün insanlara doğru bir şekilde tanıtmak ve sevdirmeye çalışmak çok şerefli bir iştir. Bu, kültürlü, münevver, imkânı olan ve gücü yeten her Müslümânın işi olmalıdır.
Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), belli bir zaman dilimine değil; bir millete, bir bölgeye değil, bütün dünyâya; belli bir kavme değil, bütün insanlara Peygamber olarak gönderilmiştir. Sebe’ sûresinin “Biz, seni, bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik” meâlindeki 28. âyet-i kerîmesi, bütün insanlara peygamber olarak geldiğini bildirmektedir. Hattâ o, cinnîlerin de peygamberidir. Onun için “Resûlü’s-sekaleyn” diye anılır.
Mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı kerîmde, “Yalnız Allah’a itâat edin” denmiyor, Allahü teâlânın Resûlüne itâat de şart koşuluyor. Bu konuda bazı âyet-i kerîme meâllerini şöyle zikredebiliriz:
“Allah’a ve Resûlüne itâat ediniz! [ona uymayıp] yüz çeviren [kâfirdir], Allah da kâfirleri sevmez.” [Âl-i İmrân, 32]
“Allah ve Resûlüne itâat eden Cennete, isyân eden Cehenneme gider.” [Nisâ, 13-14]
“İhtilâflı bir işin hükmünü Allah’tan [Kur’ândan] ve Resûlünden [Sünnetten] anlayınız!” [Nisâ, 59]
“İhtilâflarda seni hakem edip verdiğin hükmü tereddütsüz kabûllenmeyen îmân etmiş olmaz.” [Nisâ, 65]
“Resûle itâat eden, Allah’a itâat etmiş olur.” [Nisâ, 80]
“Allah ile Resûllerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler kâfirdirler.” [Nisâ, 150-151]
“O Peygamber, güzel şeyleri helâl, çirkin şeyleri harâm kılar.” [A’râf, 157]
“Allah’a ve Resûlüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azâbı çok şiddetlidir.” [Enfâl, 13]
“Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: 'İşittik, itâat ettik' demek, ancak mü’minlerin sözüdür, işte kurtuluşa erenler onlardır.” [Nûr, 51]
“Resûlullahta sizin için [uyulması gereken] güzel örnekler vardır.” [Ahzâb, 21]
“Allah ve Resûlü, bir işte hüküm verince, artık inanmış bir erkeğe ve bir kadına, o işi kendi isteğine göre, tercîh/seçme hakkı kalmaz. [Allah’a ve Resûlüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.]” [Ahzâb, 36]
“O [Resûlüm], kendi arzûsu ile konuşmaz, onun [dînî hükümlere âit her] sözü vahiydir [vahiyden başkasını söylemez].” [Necm, 3-4]
Resûlullaha uymakla ilgili çok hadîs-i şerîf vardır. Bir tanesinin meâli şöyledir:
“Allahtan başka ilâh olmadığına ve benim de, Onun kulu ve resûlü olduğuma şehâdet eden, Cennete girer.” [Deylemî]

