Fon krizinde 15 Eylül’den çıkış yapanlar bayram yapıyor, çıkmayanlar karalar bağlıyor. Fonlar üzerinden usulsüz şekilde devasa paralar kazanan şüphelilerin hesapları donduruluyor ve mal varlıklarına el konuluyor. Hatta şüphelilerin mal kaçırmasını önlemek adına birinci derece yakınlarının mal varlıkları da dondurularak koruma tedbiri altına alınıyor. El konulan nakit değerler, gayrimenkuller ve lüks taşıtlar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesinde oluşturulan bir fona devrediliyor. Bu varlıklar, mağdur olan ve hakkı yenilen vatandaşların alacaklarının karşılanmasında ve zararlarının giderilmesinde kullanılacak.
Peki bu varlıkların değeri mağdurların zararına karşılamazsa ne olacak? Fon yöneticileri hakkında tazminat ve yakınlarına servetlerini devretmeleri karşısında tasarrufun iptali davaları açılacak. Ama bunların sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi çok uzun zaman alacak. Sermaye Piyasası Kurulu kararıyla tasfiye sürecine alınan 131 yatırım fonundaki mağdurlar için ödemeler, fonların portföyündeki mevcut varlıkların nakde çevrilerek yapılıyor... Fondaki hissenin "10 kat arttıktan sonra taban seviyeye inme" durumu tam da krizin ana nedeni; fon yöneticileri, sığ borsa hisselerini yapay olarak şişirmiş (manipülasyon) yaptı. Tavandan satış emirleri peş peşe gelmeye başlayınca alıcı çıkmadı, fonlar temerrüde düştü. Mağdurların paralarını geri alabilmesi için devreye sokulan resmî mekanizma ve hak edişler hesaplanırken yatırımcılar en çok işte bu psikolojik eşikte zorlanıyor.
Fonlar her gün birim fiyat açıklar. Tasfiye masası (Ziraat Bankası ve İş Bankası) ödeme yaparken yatırımcıların zirvede gördüğü sanal kârları değil, fonun elinde kalan varlıkların güncel piyasa değerini baz alır. Fonun içindeki hisseler 10 katından tabana indiği için, fon portföyünün toplam değeri de devasa oranda erir. Nakde çevrilen bu güncel ve erimiş varlıklardan fonun varsa vergi ve borçları düşülür. Kalan net tutar, yatırımcılara fondaki payları oranında paylaştırılır. Bu nedenle tasfiye sonunda ele geçecek tutar, başlangıçta yatırılan ana paradan çok daha düşüktür. Sürecin uzun sürmemesi için SPK ara ödeme modelini devreye aldı. Portföy büyüklüğü 1 milyon TL veya altında bulunan yatırımcılara ilk aşamada yatırdıkları anapara kadar ödeme yapılması öngörülüyor. Daha büyük tutarda yatırımı bulunan tasarruf sahiplerine yapılacak ilk ödeme ise 1 milyon TL ile sınırlandırılacak. 1 milyon TL’yi aşan tutarlar için ise fon varlıklarının tamamen satılacağı nihai tasfiye takvimi (6 aylık süreç) beklenecek...
Sistemde sadece hisselerin satışı kullanılmıyor. SPK, kriz patlamadan hemen önce fondan fahiş kârlarla çıkan kişileri hedef alarak Birleşik Fon Bankası nezdinde "İsteğe Bağlı İade Hesapları" açtı... Ceza soruşturmasında "etkin pişmanlık"tan yararlanmak isteyen şüpheliler, elde ettikleri haksız menfaatin iki katını ödemek zorunda. Bu hesaplarda toplanan paralar da doğrudan tasfiye masasına aktarılarak mağdurlara yapılacak ödemelerde kullanılacak.
Eğer bu fonlara para yatırmadıysanız, sadece fonların manipülasyonla 10 kat şişirdiği hisseleri (Bulls, Tera, Pusula vb. fonların musallat olduğu kâğıtları) borsadan doğrudan aldıysanız, resmî tasfiye planı kapsamında nakit iadesi hakkınız yoktur. Bu durumdaki küçük yatırımcılar "dolaylı mağdur" sayılmakta ve zararlarının tazmini ancak şirket sahiplerinin kendi hisselerinde geri alım yapmasına ya da açılacak bireysel manipülasyon davalarına kalıyor.
Peki mağdurlar ne yapmalı? Merkezî Kayıt Kuruluşu ve bankanız üzerinden elinizdeki fon pay adetlerini, hesap ekstrelerinizi ve varsa kriz dönemi verdiğiniz satış talimatlarını mutlaka PDF olarak kayıt altına almalısınız. Tasfiye masasının dağıtacağı tutar eriyen hisse fiyatları nedeniyle ana paranızı tamamen kurtarmaya yetmeyebilir. Şüphelilerin el konulan lüks araç, gayrimenkul ve kişisel banka hesaplarından (CMK 128) ileride hak talep edebilmek için savcılık dosyasına "Müşteki/Suçtan Zarar Gören" sıfatıyla mutlaka başvuruda bulunmalısınız. Özetle köklü araştırma yapmadan akıntıya kapılan yüz binlerce tasarruf sahibi şu anda iki eliyle başını tutmuş haykırıyor: “Yandı gülüm keten helva!”

