Herkesin bildiği(!) fıkra olsa da, tekrarında fayda var. Farelerin çıkış deliğinin karşısına bir kalıp peynir koyup arkasında bir kapan gizlemişler. "Peynire kadar koş, peynir senin" demişler. İştahla peynire atılmak isteyen genç fareleri yaşlı fare ikaz etmiş: "Menzil kısa, mükâfat büyük bunda bir iş var…"
Şu anda SPK, MASAK ve Devlet Denetleme Kurumu, tüm kolluk güçleri 7 portföy yönetim şirketi tarafından toplanan 455 bin küçük işletme ve vatandaşa ait toplam 826 milyar liralık paranın izini sürüyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek kısa süre içerisinde olağan dışı oranlarda kazanç sağlayan kişi ve hesapların işlem geçmişlerinin, para hareketlerinin ve bağlantılarının araştırıldığını açıkladı. Bu gecikmiş operasyon işin başında büyük fon vurgununun muhatabı ve mağdurlarının yapması gereken bir sorgulamadır. Foncular bu eylem planı için nasıl yasal zemin buldular ve 455 bin kişilik bir kitle bu operasyonun içine nasıl çekildi?
Soruşturmada adı geçen pastadan pay verilmiş bazı siyasiler ve ünlü isimlerin organik biçimde sisteme dâhil edilerek muhataplarında güven oluşturması operasyonu ahlaken meşrulaştırmıştır! Ancak, piyasayı manipüle ederek arz, talep ve fiyat dengesini gerçeği yansıtmayacak şekilde, suni olarak etkileyerek yatırımcıları yanıltma girişimleri paranın nasıl kazanıldığına ilişkin toplumsal hassasiyetinin önüne geçmemeliydi.
455 bin 758 yatırımcının parasına kavuşması için devlet sürece müdahil oldu. Oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da yatırımcılara yapılacak ödemelerin yol haritasını hazırlamış.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptığı açıklamada, "Yol haritamız belirlenmiştir. İlgili tüm kurumlarımız, kendi alanlarında attıkları adımlara ilişkin kamuoyunu bilgilendirmektedir, Dezenformasyonlara itibar edilmemelidir. Temel yaklaşımımız kamunun ve yatırımcıların haklarını korumak, haksız kazanç elde eden manipülatörlere ve vurgunculara karşı en etkili tedbirleri almaktır. Ekonomimizin temelleri ve sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sistemik risk söz konusu değildir" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da 28. Dönem Yasama Yılı açılış programında operasyonun yol haritasını “Hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz” diyerek paylaştı.
Ancak, hasar alanı sadece yatırımcının kaybı ile sınırlı değil. Hedefe alınan, yatırımcı, aile, okul ve tüm sosyal aktörler “sosyal medya neyi görünür kılıyorsa” onun peşine takılıyor. Kucağımıza “Foncu çakalların” kucağımıza bıraktığı fon krizi akşamdan sabaha yapılan bir operasyon değil yıllara sâri hikâyesi olan takip görmemiş bir operasyondur.
Sosyolog Prof. Dr. Gül Esra Atalay’ın belirlediği üzere “Bir toplumda hızlı kazanç, gösterişli tüketim ve uyanıklık sürekli ödüllendiriliyor, emek, uzmanlık, dürüstlük ve dayanışma daha az görünür hâle geliyorsa ortak değerlerdeki bu aşınmanın bir yüzleşmesi kaçınılmazdır…”
Kısa süre içerisinde olağan dışı oranlarda kazanç vadeden kişi ve kurumların işlem geçmişleri, para hareketleri ve bağlantıları geride kalan süre içerisinde takip ve müdahale edilseydi bu yüz karası tabloyla yüzleşmezdik.
Kamunun ve yatırımcıların haklarını korumak için haksız kazanç elde eden vurgunculara karşı etkili tedbir hasar almadan önce yapılandır. Çuvala sığmayacak kadar dikkat çekici hasar bırakan bu Foncu olayında dam yanmadan müdahale edilmemiş olmasının da bir hikâyesi ve aktörleri ile yüzleşme kaçınılmazdır…

