Kaydet
|

Gençlerin gerçek hayattan insani değerler, aile bağları ve mahalle dayanışmasından giderek uzaklaştığı daha yalnız, ekrana teslim olduğu sahte bir dünya ile yüzleşiyoruz.

Manisa Turgutlu’da lise öğrencisi husumet duyduğu arkadaşlarına okul kapısında kurşun yağdırdı. Olayı yaşayan görgü tanığı “sese uyandım, elindeki silahla okulun bahçesine doğru koşup birilerine ateş açıyordu. Çocukları kendi evladım yerine koyuyorum, Allah kimseye yaşatmasın. Akşamları burası çok kötü oluyor…” diyor.

Olay sonrası saldırgan öğrencinin yanı sıra anne, baba, silahın kullanımında bulunan dede ve silahın üzerine kayıtlı olduğu anneanne gözaltına alındı…

Okul saldırılarının aktörleri giderek artarken aile içindeki hasardan beslenen ve okullara sıçrayan saldırıların başka alanlara sıçrama ihtimali de göz ardı edilemez.

Bu ihtimal saldırı alanları ile birlikte “savunma ve sorumluluk alanlarını” da büyütüyor.

Olaydan kısa süre önce Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin okul ortamının güvenli hâle getirilmesi için imzaladıkları ‘Okul güvenliği protokolünde’ “Okul çevrelerinden servis denetimlerine, internet kafelerden öğrencilerin dijital dünyadaki faaliyetlerine oyun salonları, metruk yapılar öğrencilerin hayatına dokunan gidebilecekleri ne varsa gözden geçireceğiz” demişti.

Yaşanan saldırıların senaryosu çocukların gördükleri yerlerde yazılı!.. Ancak görmenin ve gitmenin yapısı değişti, bu travmaların senaryosu da fiilen gitmeseler de hayatlarına dokunan mekânlarda yazılıyor.

Güvenlik kuşatması okullarla sınırlansa da, tutuklanan aktörlerin profili sorumluluk alanını ailelere de taşıyor. Kendi çocuklarımızdan gelebilecek muhtemel tehditlere karşı savunma hattında ailelere de önemli sorumluluklar düşmekte. Çocuklara ne yapmalarını söylemek yeterli değildir, onların doğal eğilimleri gördükleri şeyleri yapmaktır. Öncesi ve sonrası ile yaşanan saldırıların senaryosu çocukların gördükleri yerlerde yazılı!..

Aidiyet, kişinin kendisini bir topluluğun veya mekânın kabul görmüş, bir parçası olduğunu hissetmesidir. İnsanın en temel ihtiyaçlarından biridir, kendilerini iyi hissetmelerini sağlar ama dışlandıklarını hissederlerse büyük ıstıraplar çekerler.

Yoğun iş hayatı, teknolojik bağımlılık, dijital cihazlarla fazla vakit geçiren aile üyeleri birbirleriyle yeterince vakit geçiremez ve iletişimi zayıflatır. Kişi, aidiyet merkezinden sığınak olarak gördüğü ev ortamından, birlikte yaşadığı insanlardan bağlarını kaybettiğinde geride ne kalır! Sevmek ve sevilmekten mahrum kalan gençler sosyal medyanın sürüklediği ortama ait olmak için her şeyi yapacaklardır.

“Aidiyet Mekânını” okulda, evde ve mahallede bulamadığında gerçek hayattan uzaklaşan çocuklar ekran merkezli bir dünyaya teslim oluyor. Sosyal medyada, sürekli şiddet içeriklerine maruz kalan çocukların empati duygusu köreltilmekte ve şiddet "normal" bir süreç gibi algılamaktadır.

Görülme, duyulma, fark edilme ve anlaşılma her yaştan insanın temel psikolojik ihtiyaçlarındandır. Yalnızlık hissini azaltarak bireyin hayata ve topluma bağlanmasını (aidiyet) sağlar.

Aidiyet ihtiyacını sınıfta mahallede ve evde bulamadığında çocuklarla irtibata geçen çeteler geçmişte yaşanan olayların faillerini kahraman gibi gösterip, “eylem gerçekleştir bize gönder, seni kahraman ilan edelim” diyor.(*)

Herkesin bir kahramanı vardır. Yalnız ve ekran merkezli bir dünyada, kendi tarihini, kültürünü ve kahramanlarını tanımamış, rol modeli arayan çocuklar, eğer hak eden doğru karakterler ile tanışmazsa yeri boş kalmaz işgalciler oturur… Çocuklar kahramanlarını gördükleri yerlerde ararlar!..

.....

(*) Kubilay Gülbek, “Çocuklar şiddete nasıl hazırlanıyor” Türkiye Gazetesi, 24 Eylül 2026

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.