Kaydet
a- | +A

Evet yanlış görmüyordu. Ümidi, istikbali, kahramanı, canı, cananı, hayat arkadaşı, örnek insan, sevgili Doğan’ı bir adım ileride onu bekliyordu.

Güzel yüzünü bilen, dönüp güle bakar mı?

Sevgin ile eriyen, derde derman arar mı?

Gülşah, kafes arkasından bahçeyi, uzaktaki ağaçların altını uzun uzun seyretti. Kimseciklerin olmadığından emin olduktan sonra da kapıya baktı. Biricik hayat arkadaşı, sevdiği insan, bütün ihtişamıyla oradaydı. Gözlerine inanamadı. İki kınalı eliyle yüzünü kapadı. Parmak aralarından bir daha baktı. Evet yanlış görmüyordu. Ümidi, istikbali, kahramanı, canı, cananı, hayat arkadaşı, örnek insan, sevgili Doğan’ı bir adım ileride onu bekliyordu. Ses çıkarmadan hayran hayran bir müddet daha seyretti. Neden sonra fazla bekletmemek gerektiğini düşündü. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi küt küt atıyordu. Sağ elini sol göğsünün üzerine koydu. Derin bir nefes aldı. Kelebek sessizliğinde merdiven basamaklarını indi.

- Doğan Bey’im!

Diye kibarca seslendi. Karşısında birdenbire nişanlısını görünce telaşlandı elinde olmadan. İlk defa sevdiğine bu kadar yakın olmuştu. Başı döndü. “Kendine gel Doğan!” diyerek toparlanmaya çalıştı. Hocası Emîr Sultan’ı düşündü, gülümseyerek.

- Benim Gülşah. İnşaallah sizi korkutmamışımdır.

Gülşah, heyecanını yenmeye çalışarak oldukça edepli ve fısıltılı olarak cevap verdi.

- Neler oluyor malum! Onun için biraz heyecanlandım. Kimseciklerin dikkatini çekmeden şunları al.

Deyip, bir bohçayı uzattı.

- Sağ ol Gülşah’ım. Bu akşam Sultan’ımızın da iştirak edeceği şairlerin, ediplerin, ulemânın hazır bulunacağı bir toplantı var. Oraya yetişmem lazım.

Gülşah; “Biliyorum” mânâsında başını salladı.

- Haberi aldıktan sonra güvendiğimiz arkadaşlarla, kadınlarla ve muhtelif mahallelerden çeşitli çocuklarla görüştük. Tespit ettiklerimizi detaylı olarak yazdık. Verdiğim bohçanın içinde göreceksin zaten. Hediye olarak dağıtılanlardan bazı örnekleri de topladık. Sinsi bir tuzağın izleri var. Ne olur kendine iyi bak. Dikkatli ol!

Doğan, gayet memnun başını sallayarak, tasdik etti. Gülşah konuşmasını kısa kesmek istiyordu;

- Sen meraklanma. Araştırmalarımıza devam edeceğiz inşaallah.

- Gülşah!

Gülşah, kalbini tuttu. Doğan’ın sözünü keser gibi;

- Ne olursun bana fazla bir şey sorma!

Doğan, bir an tereddüt geçirdi. Kendini topladı. Gülşah’ın verdiklerini alarak ağaçların arasında kaybolurken Gülşah da Doğan’ın peşinden sevgi ve hasretle baktı. Usulca kapıyı örttü.

Hizmet millet hakkıdır, kadına ve erkeğe,

Hakanın emri vardır, gelmeyene gitmeye.

Osmanlıya söz verdin, çokça hizmet etmeğe.

Fırsatlar ganimettir, demeyin yok bir şeyim,

Çalışkan ve muhterem, kahraman Doğan Beyim.

Severek uymak gerek, Hak ne emreder ise,

Memlekette şenlik var, kadın erkek herkese.

Doğru yoldan ayrılma, hem kim ne derse dese.

Dağı taşı altındır, demeyin yok bir şeyim

Asla hizmetten şaşmaz, mücahid Doğan Beyim!

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...