Kaydet
a- | +A

Deyim malûm "affetmek, büyüklüğün şânındandır."

İşte bu ''şân''ın gereği bir kere daha yerine getiriliyor.

Aflar, milletlerin hayatında hep olagelmiştir. Tatbikleri, ya hükümdarın cülus sene-i devriyesi veya devletin kuruluş münasebeti ve benzeri mutlu günlerle toplumda oluşan rahatsızlıkları tedavi gibi sebeplere dayanır. Af, bir ümiddir... ''İnsan'' adlı düşünen, muhakeme eden, bekleyen, tartışan... canlı varlık, hapse düştüğü günden itibaren af beklemeye başlar.

Hapiste en çok konuşulan aftır... Her af isabetli midir? Her af isabetli değildir.

Doğrusu, iyi bir yargılama ile adil karar verip hükmü infaz etmektir. Bazı aflar, beklenen sosyal barışa katkı yerine tehlikeli tırmanışlara meydan verirler. Mesela, Bülent Ecevit Başbakanlığındaki CHP-MSP iktidarında sosyalist teröristlerin salıverilmesi daha sonraki anarşinin sebebi olmuştur. İçeride tecrübe kazanmış militanların kanlı eylemleri, 12 Eylül 1980 darbesine yol açtı. Şimdi suçun nev''î tahdit edilerek bir af hazırlığı yapılmakta. Tasarı aynen kanunlaşırsa idam mahkumiyetleri 36, müebbetler 24 yıla düşecek. Af şümulüne alınan diğer mahkûmiyetlerinse 12 yılı siliniyor. Buna karşılık çocuklara sınırsız af getirilmekte.

Devlete karşı suç işleyenlerle, orman suçluları, mütecavizler, ırza geçenler, hırsızlar, gâsıplar, dolandırıcılar, rüşvetçiler afdan hariç tutulmuşlar. Bunların arasına orman suçlularının dahil edilmesi isabetli olmuştur. Tasarı üniversite öğrencilerine de af getiriyor. Herhangi bir sebeple okulla ilişiği kesilmiş üniversitelilere iki imtihan hakkı daha tanınmakta. Buna mukabil kılık-kıyafet sebebiyle okuma hakkını kaybetmiş olanlar affa layık görülmemiş. Bir de affa zor-güç layık görülenler var: Düşünce suçluları. Düşünce suçundan hapse düşmüş olanlar, affedilmiyor. Cezaları şartlı olarak tecil edilmekte. Mesela yazdığı yazıdan dolayı hapiste olan bir fikir adamı tahliye edilecek. Ama üç yıl içinde aynı mahiyette bir ''suç'' daha işlerse "bre nabekâr âdem; sen daha uslanmadın mı?" celallenmesi ile yakasına yapışılarak yenisiyle birlikte eski cezası da çektirilecek.

Tasarıyı Adalet Bakanı sayın Hikmet Sami Türk hazırlamış. Kendisini tanırız. İyi bir hukukçu, dengeli bir siyasetçidir. Ilımlıdır. Partizan değildir. Bu sütunun da sıkı takipçilerindendir. Hazırlatmakta olduğu bir başka tasarı da "Pişmanlık Yasası".

Bu kanunla da PKK''ya rızasına rağmen dahil olanlar, yataklık etmek zorunda kalanlar vs. affedilecek. 74''teki hatanın tekrar edilmemesine özen gösterilmelidir. Liderlerinin zararsız hale getirilmesinden sonra dağdakileri indirmek için bir çıkış yolu bulunması gerekiyordu. Belli ki Adalet Bakanı mensubu olduğu Hükûmet adına iç barış arayışında. Adam öldürenden, yalancı şahîdlik yapana, kumar oynatandan PKK''ya katılmışa varıncaya kadar geniş bir yelpazede iyileştirme, yeniden kazanma yoluna gitmek istiyor. Bu iyi niyetli teşebbüste bir hususu tatmin edici bulmuyoruz. Diğeri ise ağır bir haksızlık. İlki düşünce cezalarının silinmemesidir. İkincisi ise anlaşılır gibi değil. PKK''ya yıllarca hizmet etmiş biri "zorla götürüldüm" dediğinde bağra basılacak... Fakat Tıbbın altıncı sınıfında iken kıyafetinden dolayı fakülteye kabul edilmeyen kat''iyyen affedilmeyecek. Bu, affedilemeyene "sen PKK''lıdan beter suçlusun!" demektir. Hikmet Sami Türk''ün böyle bir ideolojik katılık içinde olacağına ihtimal vermiyoruz. DSP''nin tamamı da olmamalı. Ne var ki tablo ortada. Böyle bir uygulama bizatihi af kavramının özünde bulunan adalet ve eşitlik anlayışına da aykırıdır. Daha önemlisi ise kanun yapıcının maksadına varamamasıdır. Nedir maksat? Toplumsal barış... Onbinlerce gence PKK''lıdan beter gözü ile bakılan bir ülkede o barış olmaz. MHP, bu ağır haksızlığın tamirinde olsun kendinden bekleneni ifa etmelidir. Tasarı daha objektif ve daha gerçekçi hatlar taşımalıdır. Bir kere daha gözden geçirilmesi yerinde olacaktır.