Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Bölünme mukadder!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Mahkemenin, tartışmalı kurultay hakkında Mutlak Butlan Kararı vermesinden sonra çıkan parti içi sert çekişmeler, CHP’yi neticede bölünme noktasına getirdi.
Hükümden sonraki ilk günlerde bölünme bir ihtimaldi. Bugünse kaçınılmaz sondur. Tartışmalı genel başkan, yerini kaybetmiştir. O, artık CHP genel başkanı değil, bu partinin TBMM’ndeki grup başkanıdır.

Görülüyor ki Özgür Özel, CHP Genel Merkezine gidememektedir. Kemal Kılıçdaroğlu da TBMM’de grubuna hitap edememektedir. Böyle bir manzara geçmişte olmadığı gibi bugün dünyanın herhangi bir ülkesinde de yoktur.

Bu arada yerine dönen genel merkez yönetimi, bir kısım isimleri CHP’den ihraç etti. İhraçların devamının gelmesi bekleniyor. İhraç edilenler, ihraç kararının iptali için dâvâ açacaklarını asabi bir tonla açıklıyorlar. Keza aynı kadroların içinde olduğu Özgür Özel ekibi, hemen, şimdi, derhâl kaydıyla kurultay yapılmasını talep etmekteler. Onlara göre bu yapılmazsa kanunun aradığı süre şartı ihlal edilmiş olacağı için yargının CHP’yi kapatması kaçınılmazdır.

Buna karşılık resmî genel merkezin itirazı makul ve inandırıcıdır. Bu taraf diyor ki: “Ortada mahkemenin ihtiyati tedbirli mutlak butlan kararı varken kurultay yapamayız. Yaparsak yok hükmünde olur. Bu durum, partiyi aşan meşru bir sebep olduğu için kurultaya dair takvim işlemeyecek ve bir süre zorlaması olmayacaktır…”

Ankara’da bunlar yaşanırken İstanbul Erkek Lisesi’nde Türk Millî Eğitimimin değil de Alman Vakıflarının güdümündeki birtakım öğrencilerin okul müdür ve yönetimine karşı gericilik yaptıkları iddiasıyla kazan kaldırmaları, eğitim terbiye ve disiplinini ayaklar altına almaları, tesadüf değildir. İEL, dünkü ODTÜ ve Boğaziçi özentisi içindedir. Orada “Bâb-ı âli baskını” hayalli bir “Gezi Parkı İsyanı” denemesi yapılmaktadır. Böylesi ayaklanmalar, oldum olası Londra-Paris-Berlin teşviklidir.

Ana muhalefet partisindeki iç kargaşa ve 1970’ler talebe olaylarının tekrar gündeme gelme çabası, şüphe yok ki sinsi bir planın sonucudur. Gâyeleri, köşeye sıkışan İsrail’e nefes aldırmak ve ‘Terörsüz Türkiye’nin gerçekleşmesini engellemedir. Bunu yapmak için içeriden devşirme yapmaktalar.

Bu noktada Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği iki cümle, dikkat çekici olmuştur. CHP Genel Başkanı, evvela Özgür Özel’i kınadı. “Bir genel başkan, yurt dışına giderek ‘bize niye yardım etmiyorsunuz!’ diyemez” dedi. Her ne kadar isim vermediyse de kim olduğu net şekilde belliydi. Bu ayıp, ne yazık ki işlendi! İçeride iktidara, iktidardakilere her tenkid yöneltilebilir ama sömürge valisi mantığıyla “sahib”e koşarak hırçınlıkla yardım dilenmek ayıpların ayıbıdır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yine aynı yakın günlerde Türkiye’nin Osmanlı Coğrafyasıyla ilgilenmesinin hakkı olduğuna dâir açıklaması da iç cephe tahkimi zaviyesinden değerlidir. Nitekim bu söz, Kemalist ilkelere perçinli Cumhuriyet gazetesi tarafından “sarayın ağzıyla konuşuyor!” sözleriyle sert şekilde manşet yapıldı. Tevafuka bakmalı ki neredeyse eş zamanlı olarak ABD’nin Ankara Büyükelçisi de Türkiye’nin Osmanlı Milletleriyle ilgilemesinin hakkı olduğu meâlinde konuştu…

Bunlar olurken İsrail terör devletinin mazlum Gazze, Filistin ve Lübnan’a yaptığı zulümler artarak ve daha vahşileşerek devam etmektedir. Bu vesileyle şu hatırlatmayı yapmalıyız:

Netanyahu adlı taş yürekli Gazze Celladının katliamlarından dolayı değişik ağızlardan kınama yapılması, tesirini kaybetmiştir. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’a karşı İsrail’de gösterilen çemkirmelere karşı Ankara’da kınama yarışına girilmesi de yıpranmıştır. Laf dönemi kapanmıştır. Bundan olsa gerektir ki hem MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin salı günü grubunda ve hem de AK Parti Genel Başkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın çarşamba günü kendi grubunda ve CB sıfatıyla açılışlarda yaptıkları konuşmalar, asla dönüş ve Osmanlı Coğrafyasını kucaklama gayretlerinin hasret terennümleridir.

Bu noktadan bakıldığında bir Halk Partilinin, Avrupa başkentlerinde “bize niye yardım etmiyorsunuz?” diye serzeniş göstermesi, çok mânidardır. Bu sözün devamı şu olsa gerek:

-Ayrılığımız ne, ne dediniz de yapmadık?..

Öbür konuşmalarsa beş yüz yıllık mazimizin hatırlatmasını yapmaktadır.

CHP’deki bölünme sebebi, millî anlayışa yönelmeyle Batıyla beraber olma yabancılığının kavgasıdır…

İstanbul, yağan şiddetli karla zor anlar yaşarken İBB Başkanı İmamoğlu’nun İngiliz Elçisiyle Boğaz’da balık keyfi yapması şimdi daha iyi anlaşılıyor olmalı.
Böyle bir 6 Ok CHP’sinin de ondan kopanların kuracağı partinin de yaşaması çok zordur. İlk günden demiştik:

-CHP ömrünü tamamladı.

Kader, Kemal Kılıçdaroğlu’na bir fırsat tanıdı. Kemal Bey, bu ülkenin mâsum evlâdlarına “ulan öküz Anadolulu!” diyen zihniyeti partisinden hakkıyla arındırarak CHP’yi mazisiyle yüzleştirirse tarihî bir hizmet yapmış olur. FETÖ’ye dair söyledikleri samimiyet imtihanını kazanırsa Cumhur İttifakı, Kılıçdaroğlu ve partisine “düşmanımın düşmanı dostumdur!” muhabbetiyle bakar.

Kopanlarsa benzerleri gibi zamanla arşivleri zenginleştirirler.

Rahim Er'in önceki yazıları...