“Halk Partisinin Öyküsü’’ adlı makalemizde silsile hâlinde tarihçesini anlattığımız üzre işbu CHP bir kere daha bölündü…
Bu defaki bölünme, Abdülhamid Han’a karşı dağa çıkmış olan sahte hürriyet kahramanı Resneli Niyazi gibilerin II. Meşrutiyet isyanı 23 Temmuz ve Lozan dayatmasının akdedilme tarihi 24 Temmuz’a yakın olsun istenmişe de 24 Temmuz 2026, aynı zamanda cuma gününe de denk geldiği için “ana muhalefet’’ partisiyle yollarını ayıran 91 CHP’linin partilerinden kopmaları ve yeni partilerini ilân etmeleri, 24 Temmuz’da oldu. Buna da bir mazeret gösterir gibi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ilk meclisi açmadan evvel, Hacı Bayram- ı Velî Câmiî’nde cuma namazı kılıp, dua etmelerini gösterdiler. Kendileri de aynısını yaptılar. “Bu tarihte bahsedilen kimseler, cumaya gitmese ve dua etmeselerdi; siz, bugün camiye gitmeyecek ve dua etmeyecek miydiniz?’’ diye kendilerine soru yöneltildiğinde buna nasıl cevap verirler bilemeyiz. Diyeceğimiz şu ki her ne olursa olsun cuma günü câmiye gitmeleri, vatandaşla omuz omza saf tutmaları, Allahü teâlânın huzurunda secdeye varmaları ve teşebbüslerinde muvaffak olup, mahcup olmamaları… yolunda bu yaptıkları, geç de olsa yerlilik ve millîlik ve Yeni Parti adına kazançtır.
CHP, 24 Temmuz 2026’da 91 vekilin partiden ayrılmasıyla ortadan ikiye bölündü. Vak’a sıradan değildir. İkinci parti iken “ana muhalefet’’ten 5. sıraya düştü. Yerine ise kulağı geçen boynuz misali Yeni Parti geçti.
“İki tarafa da hayrlı olsun’’ derken Kur’ân-ı kerimle gelmiş, mevcut ve kıyamete kadar gelecek bütün insanların en üstünü Peygamberler Peygamberi Sevgili Peygamberimizin -aleyhi’s selâm- buyurduklarına dayanan inanç hükmümüz şudur:
-Vaki olanda hayr vardır!..
Halk partisinin önceki bölünmelerinden farklı olarak bu defa gidenler, kalanlardan fazla oldu. 135 milletvekili olan partide 44 vekil kalırken 91 vekil taşra çıktı.
Olay şudur:
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 21 Mayıs 2026 tarihinde CHP’nin 38. Kurultayındaki seçimlerle alınan bütün kararları, iptal ederek mutlak butlan kararı verdi. Temyiz üzerine Yargıtay, tedbirli olarak dosyayı ön incelemeye aldı…
Konu ilk patlak verdiğinde Özgür Özel CHP’si hâdiseyi iktidara yıkmaya çalıştıysa da mızrak çuvala sığmadı. Suçlanmak istenen parti sözcüleri de şunu dediler:
-Kurultay CHP’nin, şikâyet edenler CHP’li olduğu hâlde, kendi aralarında cereyan edenleri, başkalarına yamamaya çalışıyorlar!!!
Bu sözler, haklıydı.
Nitekim bir süre sonra bundan vazgeçtiler. Artık parti içi kavga kızışmıştı. Bugün ayrılan tarafta olanlar, mahkeme kararıyla yerine dönen Kemal Kılıçdaroğlu’na “hain’’, Kemal Kılıçdaroğlu ve taraftarları da karşı tarafa “hırsız’’, “kirli’’ , “dolandırıcı’’ gibi ağır ithamlarda bulunuyorlardı.
Sn. Kılıçdaroğlu, ısrarla partinin kirlendiğinden bahisle millete “arınma’’ sözü verdi. Bölünmeden sonra “arınmanın büyük ölçüde’’ gerçekleştiğini söyledi. Bu cümleden anlaşılan mezkür partinin yüzde yüz temizlenmediğidir.
Bundan sonra neler olur?
Bundan böyle öyle tahmin edilir ki aslında Tek Parti Zihniyeti mensubu her iki taraf, iktidar partilerine değil acımasızca birbirlerine yükleneceklerdir. Seçimler, ister 2027 sonbaharı veya 2028’de yapılsın müstakbel manzara budur. Bu vaziyette bu zihniyetin cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması, imkânsıza yakındır. Hedef, Külliye olmaktan ziyade Yeni Parti için ikinciliği korumak, CHP içinse yeniden ikinciliği elde etmektir. Bu arada kurultaylar yapılıp genel başkanlardan değişen olsa bile şu manzara çok fark etmeyecek gibi görünüyor.
Bu zoraki yapıyı ancak seçmen değiştirir. Her iki tarafın da elindeki silah “Atatürkçülük’’tür. Bir taraf diğer tarafı sahte Atatürkçü olarak itham edip öz, hakikî, asıl Atatürkçünün kendileri olduğunu bağıra-çağıra savunacaklardır.
Böyle bir zaman dışı iddianın bazı partizan seçmen dışında geniş kitleyi tatmin etmesi beklenemez. Gelecek seçimlerde, sandığa gitmeyen seçmen yüzdesi bugüne dek yaşanmadık ölçüde olabilir. Bu, küs CHP seçmenidir. CHP genel seçimleri de kaybederse -ki kaçınılmaz sondur- tükeniş yoluna girer. Yeni Parti ise başarı gösterebilirse bir dönem daha yaşar. Eğer, CHP kendini geçerse usulden usule çözülür ve bugün gidenler, o gün parça parça istifalarla koptukları partiye dönerler.
Her iki hâlde de kaybeden CHP zihniyetidir.
Bütün bu yaşananlar ve herhâlde şiddetlenerek yaşanacak olanlar, Tek Parti Zihniyetinin iflâs haberidir. CHP, bütün çağrı ve çağrılarımıza rağmen bugüne kadar mazisiyle asla ve kat’a yüzleşmedi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi öylesine övüyor ki hayret etmemek kabir değil. Bunu yaparken hemşehrilerine ne diyeceğini hiç mi hesap etmez? Sn. Özel ise CHP’nin mazisine dair bir tenkit, muhakeme, hesaplaşma yapma yerine seçmen kazanmak uğruna asıl CHP’nin Yeni Parti olduğunu iddia etmesi kesin gibi görünmekte.
Seçimlere 21 ay var. Bu zaman zarfında yukarıdaki ihtimaller dışında farklı gelişmeler de olabilir.
Netice itibarıyla CHP de onun diğer yarısı Yeni Parti de zor yoldadır. Ana caddeye çıkmak, liderle mümkün olur. Bu zihniyetin aşamadığı büyük mesele lider çıkartamamaktır.
Tek Parti Zihniyeti, gününü tamamlamıştır.
Bunu göremeyen sadece kendini avutur.
Neyse bugün Türkiye Yüzyılı’nda kimse çıkıp da bu zihniyet tutucularına şunu demeyecektir:
-Ana muhalefet partisi lazımsa onu da biz kurarız!..

