Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Deli Donald
0:00 0:00
1x
a- | +A

* Mîrâc Kandiliniz mübârek olsun.

17. Asrın son çeyreğiyle 18. Asrın ilk çeyreği arasında yaşamış olan Rus Çarı I. Petro’ya Osmanlı atalarımız, "Deli Petro" demişlerdi. Ruslarsa Pyotr Alekseyeviç Romanov adındaki bu hükümdarlarına "Büyük Petro" diyorlardı…

Petro, tahta geçtiğinde Rusya’nın, Kuzey Kutbu ile Türk hâkimiyetindeki Karadeniz arasında sıkışmış olduğunu gördü ve şu kanaate vardı:

-Rusya, Azak Kalesi’ni fethedip Karadeniz üzerinden İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını geçerek sıcak denizlere ulaşamazsa büyüyemeyecektir!

Bu düşünce, takip eden asırlarda Rusların millî hedefi oldu. Bugün Suriye sahilindeki Rus deniz ve kara üsleri bu gayenin eseridir…

Rus ordusu, böylece, 1695 yılında çarın talimatıyla Kırım’ın kuzeyindeki Azak Kalesi’ne saldırdı. Hedef belliydi. Burayı alarak Karadeniz’e açılmak. Donanması olmayan düşman, Ordumuzun karşısında tutunamayarak 96 gün sonra geri çekilme mecburiyetinde kaldı. Petro, hırslıydı. Çekildi, fakat pes etmedi. Hemen bir nehir donanması için hazırlık başlattı. Donanma hazır olunca bu defa Azak Kalesi’ni hem karadan, hem denizden muhasara etti. Bu sırada Osmanlı, 16 senedir Avrupa’da muhtelif devletlerle muharebe hâlindeydi. Kale, 6 Ağustos 1696’da teslim olmak zorunda kaldı. Moskof, kalede dehşetli katliam yaptı. Namuslar kirletildi. Faciayı haber alan I. Abdülhamid Han, üzüntüden felç geçirerek üç gün içinde vefat etti…

Petro, donanmanın ehemmiyetini kavramıştı. Bu sebeple okuyup yetişsinler diye İtalya, Almanya ve İngiltere’ye seçkin talebeler gönderdi. Kendisi de akla ziyan bir kararla hüviyetini gizleyerek 1697’de Almanya, Hollanda ve İngiltere’yi dolaştı. Buralarda gemi inşası, tıp ve marangozluk sahalarında çalıştı. Bir zaman sonra Moskova’da kargaşa çıkması üzerine ülkesine geri döndü. Darbeye teşebbüs eden asker, sivil çok kişiyi idam ettirdi.

Bu arada işitilmemiş bir tasarrufa imza attı. Saray mensuplarıyla memurlara Batılı kıyafet giyme ve sakallarını kesme mecburiyeti getirdi. Sakal kesmeyen aristokratlara vergi uyguladı. Avrupa mimarisiyle saraylar yaptırdı. Yılbaşını, takvimi değiştirdi. 1703’te St. Petersburg’u payitaht yaptı…

Görüldüğü gibi bir milletin "deli" dediğine o deliyi sevenler de kendisine "büyük" diyebilmekteler. Hayatından aldığımız şu kısa kesit bile Osmanlı güneşinin deniz ufkundan çekilmesinde bu "deli"nin büyük payı olduğunu göstermektedir. O sözü doğrudur:

-Sıcak denizlere açılmayan bir millet, büyük devlet olamaz!

Cesaret ile delilik akraba olsa gerek. Gerektiğinde cesaret gösteremeyen korkak, cesarette ölçüyü aşan delidir.

Ecdadımız, “Ekim İhtilâli”nde akıbeti berbâd olacak olan Romanov Hânedanı’nın bu mensubuna "deli" demekte haklıdır. Âdil olmayana akıl pâyesi verilemez. Harbin de bir hukuku vardır. Azak Kalesi’ndeki facia, bugünkü Gazze mezalimi gibidir…

Bu malumatı niçin paylaştık?

Gündemi sağlıklı tahlil için:

ABD Başkanı Trump, freni patlamış yokuş aşağı sür’atle giden bir kamyon yahut züccaciye dükkânına dalmış bir fil gibi. Ülkesindeki gösterileri yok sayıyor. Göstericileri katleden polise sahip çıkıyor. Bağımsız bir devlet olan Venezuela’nın Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu bir gece yarısı evinde derdest edip hanımıyla birlikte getirip kendi ülkesinde hapse attırabiliyor. Gazze ahalisini önce vatanlarından sürüp orayı eğlence merkezi hâline getirmek istiyor. Sonra sözde bir ateşkes yaptırarak sureti haktan görünüyor. Soykırımcı İsrail ve baş soykırımcı Netanyahu’ya verdiği desteği hiç esirgemiyor. AB-Avrupa Birliği ve NATO ile alakalı şaşırtıcı çıkışlar yapıyor. Grönland’a emlakçı mantığıyla bakıyor, Kanada’yı 51. Eyalet yapmak istiyor…

Ve nihayet İran vak’ası:

Can-ciğer müttefiki Siyonist Netanyahu ile beraber İran’da halkı isyana teşvik ediyor. Eylemcileri resmî dairelere girip buraları ele geçirmeleri için destek vadediyor. 1979’da molla rejimi adına yapılan emrivakinin aksine bu defa da laikçiler lehine ve Batı’nın buyruğunda bir rejim için ölçü-endâze tanımaz hesap dışı hamle ve konuşmalar ardı ardına geliyor…

Trump’ın çıkışlarını duyanlar, duydukları hakkında ekranlarda konuşanlar, artık hiç sakınmadan ABD başkanına "deli" de demekteler. Daha başka şeyler de söylüyorlar. Ama 80’lik Trump, oralı değil. O’nun derdi, nerede olursa olsun karada veya denizde gaz, petrol, maden her ne bulursa onları ele geçirip ABD’yi borç batağından kurtarmak.

Yarın BM’de kürsüye çıkıp üye devletlere "Ülkelerinizin anahtarlarını getirin! Ne demek 193 devlet? Bir devlet yeter. Ben, dünyanın kralıyım!!!" diyebilir.

Bir yanda soykırımcı zalim Netanyahu, yıkılmayı bin kere hak etmiş İslâm içi bölücü İran yol ve rejimi, bir yanda kendine hayran ve herkesin de hayran olmasını bekleyen bir Deli Donald…

Deli Petro,

Stalin,

Hitler,

Netanyahu,

Trump…

Gün gelir de Amerikalı, başkanı için "Büyük Donald" der mi? Çok zor!..

Gazze, Şarkî Türkistan ve daha nice yerde şu mazlum çocuklar ve çaresiz kadınlar, kanlı gözyaşı dökerken dünyada hayr ve huzur olur mu?

*

Namaz muştulu Mîrâc Kandili, cümlemize, milletimize, ümmetimize ve bütün insanlığa mübârek, dualarınız makbul olsun. Azak Kalesi şehîdleriyle bütün şehîdlerimize, geçmişlerimize rahmetler, gazilerimize iyilikler dileriz. Bu kutlu vakit, hatırına Allahü teâlâ, zulüm, uyuşturucu ve ahlaksızlık batağındaki dünyaya huzur bahşeylesin. Mazlum, mağdur ve esaret altındaki kardeşlerimizi tez zamanda hürriyet ve istiklallerine kavuştursun.

Sevgili Peygamberimizin -aleyhi’s selâm- muhteşem mîrâc mucizesinin çok müstesna yorumu, Hazreti Ebu Bekr’in -radıyallahü anh- şu murassa sözüdür:

-O diyorsa doğrudur!!!

Âmennâ ve saddakna.

İnandık ve onayladık...

Rahim Er'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR