Kaydet
a- | +A

Bir kötü, bir iyi gelişmeyi aynı zamanda yaşadık. Kötü gelişme... Mutlaka tarafsız olması gereken TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut''un flu tavrıdır. Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Merve Kavakçı''nın milletvekili olup olmadığını öğrenmek için bir tezkere ile TBMM Başkanlığı''na müracaat ediyor. Akbulut''un verdiği cevaptan anlaşılan, adı geçen siyasetçinin milletvekili olmadığıdır. Bunda hiç tereddüt yok. Başsavcı, Millet Meclisi Başkanlığı''ndan gelen yazıyı bu şekilde anlamakta haklıdır. Nitekim... Akbulut, kendisi de yazdığından rahatsız olmuş olmalı ki daha sonra FP milletvekillerine Kavakçı''nın parlamenterliğinin askıda olduğuna dair yeni ve önceki ile çelişen bir belge daha verdi. Kabulü zor olsa bile doğru tesbiti yapmak mecburiyetindeyiz: Müessif hadise, TBMM Başkanı''nın özenli davranmaması ile başlamıştır. Akbulut''un o cevapta "...hali hazır" kaydının bulunduğu, muhatabının da hukukçu olduğu şeklindeki müdafaası fiili hiçbir menfaat temin etmemektedir. Savcı, polisler ve dünya kadar basın mensubu ile kapıya dayanmışken Merve Kavakçı, pencereyi açıp aşağı atlayarak veye pencere önünde yahut içeride tabanca ile intihar etseydi bunun suçlusu kim olurdu? Böylesine üstüne varılan bir kimsenin psikolojisinin bozulmaması ne mümkün!.. Aynı zamanda bir hukukçu olan Yıldırım Akbulut''un vefa hislerini de rencide eder tarzda özensiz tavrı ile başlayan olay, bir başka hukukçunun akıllara durgunluk verecek ölçülerde haşin, gayretkeş ve gayri hukuki hareketleri ile devam etti. Savcı, hareketleri ile iyi intiba vermedi. Bu bir aydın için çok kötü puandır.

Bir hanım vatandaşın kapısına gece yarısı yüklenen muzaffer edalardaki Nuh Mete Yüksel bugün mağluptur. Kamuoyu yaptıklarını şiddetle reddetmiştir. Bir şey haddini tecavüz ederse zıddına inkılap eder. Hukukun zıddı hukuksuzluktur. Kısa bir müddet sonra Helsinki''de AB''ye kabulü tartışılacak olan Türkiye, önceki akşam az kalsın hukuk adına bir fecaate, bir adaletsizliğe sahne olacaktı. Vak''anın bu kadarı bile zararlı oldu. Şükür ki bu noktada ağız birliği etmişçesine kamuoyu ayağa kalktı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Parti Başkanları ve insaf sahibi herkes, insan haysiyetini ayaklar altına alan uygulamaya cephe aldılar. Başbakan Bülent Ecevit''in Merve Kavakçı için Meclis''te kullandığı sözler ne kadar yakışıksız idi ise dünkü protestosu da o kadar güzeldi. Bir hukuk cinayeti, önlenmiştir. En memnuniyet verici olanı ise Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk''ün memleketimizin imajına leke süren Nuh Mete Yüksel hakkında soruşturma başlatmasıdır. Kimse hukuktan üstün ve hesap vermekten müstağni değil. Eğer, Cumhurbaşkanı, eğer Başbakan, eğer bir kısım parti başkanları, eğer bazı politikacılar, eğer medya böyle bir çirkinliğin önünde durmasalardı Türkiye, bugün çok perişan bir manzarada olurdu. İyi gelişme de budur. Türk kamuoyu, bir haksızlık karşısında mağdurun siyasi kimliğine bakmadan demokratik tepkisini ortaya koymuştur. Beklenen de bu. Haksızlıklar, yolsuzluklar, suiistimallere şahid olup da susmamak. Dün, demokratik olgunluğu en yüksek seviyede yaşadık. Mutlu yarınlara dair ümidimiz arttı. Netice... Merve Kavakçı, kazandı mı? Bilmiyoruz. Şu var ki insanlar, mağdurun yanındadır. İbre, zaman içinde mağdure Kavakçı''nın lehine dönebilir. Yıldırım Akbulut, kaybetti mi? Yine bilmiyoruz. Lakin, hatasından rücu etmesine rağmen bu hadise, ileriki muhtemel tırmanışına sekte vurmuştur. Ya Nuh Mete Yüksel? Keskin sirkenin küpüne zarar verdiği değişmez hakîkattir. O, elbette kaybetti. Köşesine çekilip biraz vicdanını dinlese iyi olur. Kazanan kim? Kazanan Türkiye''dir. Türkiye, demokratik olgunluktan doğan bu yüz aklığını arkasına alarak Helsinki soğuğunu göğüsleyecektir.