Bir küçücük ilçe; ismi hiç mühim değil. Zaten Anadolu''da ilçeler, umumiyetle küçüktür. Sevimlilikleri de o küçüklüklerinden ileri gelir... Bir yerleşim merkezi büyüdükçe şirinliği azalıyor. O küçücük ilçelerde neden bir kaymakam bir de belediye başkanı olur? Bunu hiç düşündünüz mü? Veya; mantıklı bir izahı ile karşılaştığınız, herhangi bir yerde okuduğunuz oldu mu? İhtimal vermiyoruz. Evet, ister bir küçük kaza olsun isterse -hatta- İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirler... Bir belde, niçin iki başlıdır; niçin buralarda bir belediye başkanı bir de vali bulunur? Bazı yanlışlıklarımız, galatı meşhur gibi olmuş. Alıştığımızdan artık göze batmıyorlar. Halbuki yetişmiş insan kaynaklarını israf etme hakkına sahip değiliz. Belediye başkanlarını millet seçiyor. Makamlarına tayinle gelmiyorlar. İyi ve kötü icraatları da doğrudan milletle alâkalı. Tasarrufun sahibi olduğu için vatandaşın merkezden yakınmaya hakkı yok. Aynı idari birimde hem belediye başkanı, hem de kaymakam veya valinin vazife yapması şart olmadığına göre kaymakam veya valinin işleri, görevleri belediye başkanına bırakılabilir. Yani... Valilik ve belediye başkanlığı aynı kişi tarafından temsil edilebilir.
Böylece, bürokrasi azalır, sürtüşme azalır, resmi kapılarda çekilen zahmetler azalır, zaman israfı azalır. İdari yapımız tanzim edilirken bu usul, muhakkak ki bir yerlerden alınmıştır; ama, emin olunuz ki iktibası yaptığımız ülke çoktan değişime gitmiştir. Bizde ise sıkı sıkıya eski usul tatbik edilmekte. Oysa, bir zamanlar, meselâ İstanbul''da vali ile belediye reisi aynı kimseydi. Yalnız o zaman sistem tersine çalışıyordu. Yani vali olarak tayin edilen zat, aynı zamanda beledî hizmetleri de deruhte etmekte idi. Bunları bir de örfi idarelerde yaşadık.
Bugün işler öyle yürümez. Çağdaş olan, ABD ve diğer dünya devletleri gibi halkın bu birleşmiş hizmetleri görecek şahsı seçmesidir. Adının vali veya belediye başkanı olması ehemmiyetli değil. Böyle olursa her şey süt liman mı olur, bütün dertler ortadan mı kalkar? Hayır... Bu kişiye yetki de vermeli. Birleştirilmesi gerekenler, sadece belediye başkanı, vali yetkileri değildir. Belediye meclisleri ile İl Özel idareleri de tekrar gözden geçirilerek tek çatı ve tek isim altına toplanmalı. Bu her iki kurumun hele ikincisinin ne iş yaptığını şu cemiyette acaba kaç kişi bilir?
Geçenlerde Başbakan masasında yığılı dosyalardan şikâyetçiydi. Yüzlerce dosya, bir imza için bekliyor. Eminiz ki onların çoğu mahalli idarelerle alakalıdır. Veya mahalli idarelerde halledilebilir. Hem vatandaş bekliyor, hem dosya bekliyor, hem Başbakan bunalıyor. İstabul Belediye Başkanı bir odacı alabilmek için Ankara''nın oluruna muhtaç. Bir ilin belediye başkanını vali isterse -mesela- bir dış seyahate göndermeyebilir. Artık vatandaş, kendini yönetmeyi becerebilsin. Hata etsin, güzel işler yapsın. Hatasını düzeltsin, güzelin daha iyisini bulsun. Bunlar olmayacak şeyler değil. Ancak olamıyor. İki sebepten; biri, vatandaşa itimad edilmiyor, ikincisi de mevzuat eski. Eğer şu zelzele mes''elesinde mahalli idareler, tek elden yetki ile donatılmış olsaydı bugün soğukta titreyen, hasta olan, kahırlanan, gözyaşı döken çilekeş depremzede kalmayacaktı.
Devlet, küçülürken çekilmeye en uçtan başlamalı. Bunun adı "mahalli idareler reformu"dur.

