Başbakan Bülent Ecevit, bugün Rusya Federasyonu Başbakanı Vlademir Putin''in davetlisi olarak Moskova''ya gidiyor. Bu gidiş, ABD''den sonraki en mühim ziyareti. Gezi, Ecevit''in Başbakan sıfatı ile Rusya''ya yaptığı ikinci ziyaret anlamını da taşıyor. İlk defa 1978''de gitmişti.
O sıra Türkiye sokaklarında "komünistler Moskova''ya !" diye bağrılan günlerdi. Ecevit, o seferinde Karadeniz Kıt''a Sahanlığı Andlaşması''nı imzalamıştı. "Komünistler Moskova''ya" diye bağıranların içinden çok kimse, 20 yıl sonra Moskova, Petesburg gibi Rus şehirlerinde iş kurdular. Gariptir ki Rusya''da iş sahibi olarak Türkiye-Rusya yakınlaşmasını temin edenler solcular değil, milliyetçiler oldu. Bunda da birinci âmil, Rusya''nın her tarafına yayılmış Türklerdir. Kızıl çarlığın yıkılması ile aynı soydan insanlar bir araya gelme imkânına kavuştular. İki memleket arasında komşuluk münasebetleri başladı. Bülent Ecevit''in bir de bu ülkeye ''92''de yaptığı gayrı resmi seyahati var.
Başbakan''ın bu günkü gezisi iki sebeple gerçekleşiyor: Birincisi, bir andlaşma olarak imzalanmasa bile Moskova''nın Türk Başbakanından işitmek istediği söz: Rus hey''eti, Ecevit''in "hayır, Mavi Akım projesinden vaz geçmedik, vergi muafiyetini de görüşebiliriz" demesini bekliyor. Ecevit, bunu rahatlıkla söyleyecek, fakat Rusların "konuşulanları bir de protokole bağlayalım" ısrarı ile hayli bunalacaktır. Çünkü, Ankara, Türkmen tabiî gazı gelmeden Mavi Akım''la alakalı olarak herhangi bir kâğıda imza koymak arzusunda değil. Şu var ki Başbakan Ecevit''i asıl bunaltacak olan konu bu değildir. Rusya, Türkiye''den "terör"e karşı desdek bekliyor. Teröristlere siyasî iltica hakkı tanınmaması, terör gruplarına eğitim kampı ve barınak verilmemesi, haraç toplamalarının, tedavi görmelerinin önlenmesi ...tarzındaki isteklerin yer alacağı bir andlaşma taslağını Ecevit''in önüne sürecekler. Ecevit, ismi ister protokol, isterse andlaşma olsun böyle bir metne imza atacak mı? Zor; atmaması lazım. Zira, Moskova''nın "terörist" diye işaret ettiği Çeçenlerdir. Çeçenler, Ecevit''in Başbakan olduğu memlekette kahraman olarak alkışlanmakta ve hayır-dua almaktalar. Milyonlarca Çeçen asıllı Türk vatandaşı vardır.
Ziyaret sonrasında herhalde beylik laflardan kurulu bir bildiri yayınlanır. Fakat, Türk hey''eti, Çeçenleri zora sokacak herhangi bir maddeyi kabul edemez. Mümkün değil. Hele hele Çeçenlere terörist diyen veya öyle anlaşılacak bir ifade!..
Zaten Rusya''nın Türkiye''ye karşı kullandığı kozu da zayıflamıştır. PKK Rusya''da elde edebileceği her şeye kavuşmuş vaziyette. Rusya daha ne verecek ki? ikinci avantajımız da Güneydoğuda barış döneminin başlamasıdır. Bu bölgemiz, artık yabancıların hücum edecekleri yumuşak karın olmaktan çıkmaktadır. Peki, Ecevit, Moskova''ya gitmemeli miydi? Çeçenlerin başına bomba yağarken Türk hey''eti bir şey yokmuş gibi davranırsa yazık olur. Böyle değil de bu milletin imha edilmesini önleyici bir arabuluculuk yapılırsa bu da isabetli olur.
İkincisini beklemek Türk kamuoyunun hakkıdır... Bugün Çeçenler, bir Rus jenositi ile karşı karşıya. Ne yapıp edip aktif bir politika ile, iç ve dış kamuoyunu ayağa kaldırarak bu toplu cinayetin önlenmesi lazım. Onlar, asla terörist değil. Eğer ortada mutlaka terörist aranıyorsa bir devlete girip onları çocuk, kadın, ihtiyar demeden öldürenler teröristtir. Hal böyle iken Ecevit''in dünkü açıklamaları çok şanssız olmuştur. Bülent Ecevit, çarşamba günü şöyle konuştu: -Çeçenistan Rusya''nın iç meselesidir. Bizim korkumuz, gelecek göçlerdir. Bir göç dalgası olursa Türkiye bunu tek başına kaldıramaz. Ne demek? Turgut Özal, Irak Kürtlerine "onlar, bizim vatandaşlarımızın akrabalarıdır" diyerek sahip çıktı. Böylesine aşırı ürkeklik hiç yakışmıyor!.... Çeçenistan bugün bir milletlerarası problem haline gelmiştir. Üstelik, orası hiçbir zaman Rus mülkü olmamıştı. Ruslarla arada din bağı, kan bağı, kültür bağı... yok
Sayın Ecevit''in bunları düşünmesi lazım. Bu gezide bir yanlışlık yaparsa hükûmet, dayanamaz, düşer. Bunu iyi bilmeli. Enflasyon, dev bütçe açığı, tatminsiz işçi ve memur, siftahsız esnaf, ucube bir af krizi derken onlara bir de dış politika tavizi eklenmesin. Bugün Türkiye''nin Rusyaya vereceği hiçbir taviz yok. Tersine gaz alalım diye onlar sıradalar. Onu dahi almamız şart değil. Kafkasların korkunç kışı bir taraftan, Rus taarruzu diğer taraftan. Sivil halk donmakla yanmak arasında yok olmakla yüz yüze. Onlar, bu halde iken "Çeçen göçmenleri kabul edemeyiz" gibi incitici ifadeleri unutturacak bir netice bikliyoruz. Başbakan Ecevit, kuracağı diyalogla asrın son dramına bir çözüm getirmelidir.
Yoksa yarın tarihler, "o şartlarda gitmeseydi daha iyi olacaktı" diyecektir.

