Kaydet
a- | +A

Helalleşmek insanoğlunun tanıdığı en üstün müesseselerden biri. Sonsuzluk hayatı ile alakalı. Bir hak mes''elesi. Bir kişinin diğerini, çok kere de iki kişinin karşılıklı olarak birbirini ibra etmeleri. Bir ödeşme veya üzüntü, sıkıntı, kırgınlıktan sonra telaffuz edilir. -Hakkını helal et... Bu bir ricadır. Ebedî hayatın varlığına, her şeyin bu dünyadakinden ibaret olmadığına, bir hesaplaşma vaktinin geleceğine inanan insanın, işi o dehşet gününe bırakmadan daha dünyada iken bitirme planıdır. Akıllı insan, böyle yapar. Akıllı insanın hesap-kitabı bu arz kürenin duvarları ile sınırlı değildir. Onun için sonsuzluk âlemine dönük olarak düşünür.

Hukuk, hak kelimesinin çoğulu olması itibariyle helalleşme, hukukun bir bakıma ön, bir bakıma son müessesesidir. Ya hukuk prosedürleri devreye girmeden, ona mahal bırakmadan işler ve barışı tesis eder. Veya sonra. Helalleşme bir barış olayıdır. Kişinin kişiyle ve zincirleme olarak cemiyetle barışması. Helalleşme, soyut bir kavram. Kaba, maddeci aklın kavrayamayacağı metafizik bir olgu. İnanan insan da haksızlık yapabilir, İnançsız da.

İman sahibi insanın haksızlık yapma yüzdesi daha düşüktür. Allah korkusu, her şeyin bilindiği ve herşeyin hesabının sorulacağı gerçeği, mü''mini frenler. İnançsızsa bunları reddettiğinden hem haksızlık yapma ihtilmali daha yüksektir. Hem de müessese olarak helalleşmeyi tanımadığı için şanssızdır. Bu tanımama aynı zamanda barışa da yabancılıktır. Helalleşme müessesesi, başkasının hakkına vaki tecavüzden doğan ziyanı izale için çalıştırılır.

Helalleşmenin suiistimali ise sahtekârlıkların en büyüğü. Eğer haksız bir biçimde bir mal veya yetki vs yani maddi-mânevî değer, el değiştirmişse evvela onun yerine iadesi gerekir. Helallik istemek bundan sonra caizdir. Birinin malını, hakkını, yetkisini gasbettikten sonra "hakkını helal et" demek sadece gülünç olur. İadeden sonra helallik ricası ne demek? Hakkını kaybeden kimse, üzülmüş, sıkılmış, kalbi kırılmıştır. Menfaati ziyana uğramıştır. Bunlardan dolayı yeni alacaklar zuhur etmekte. Helalleşme, hesabın mahşere bırakılmasının önlenmesi. Helalleşmede bir yozlaşmaya gidildiğini söylemek bir tehlikeyi erkenden haber vermektir. Bir müesese daha bozuluyor. İnançsız insanın böyle bir tehlike ile münasebeti yoktur.

Hadise mü''minlerin mes''elesi. Onların arasında. En kabulü mümkün olmayan haksızlıklar yapıp sonra da helallik istemek, hem müesseseyi hem hak sahibini hafife almaktır.

Hadise o kadar basit değil. Cenab-ı Hakk''ın bile ''kul hakkı'' diyerek hallini insanlara terk ettiği bir vakıayı dile pelesenk edip, derinliğinden habersiz olmak bu müesseseye kötülükttür. Hak denince iliklere kadar titrense yeridir. Bir sert bakışla dahi hak geçtiğine göre ötesini düşünmek lazım. Her şey o kadar ucuz değil. Üstelik helalleşmeye sadece mü''min inandığı halde mes''elenin başka tarafları da var. Hak sahibi, Müslüman olabilir, gayrımüslim olabilir, hayvan olabilir.

İlk ikisinin bir de kadın-erkek, yaşlı-genç, akraba-yabancı, işçi-işveren şeklinde tasnifi mümkün. Hak geçmesi için haksız eylem şart değil; sözünde durmayan da kul hakkına sebebiyet verir. Bugünün mü''mini kadar hellaleşmeye muhtac bir başka devir mü''mini olmamıştır. Her şey bir tarafa gıybet, dedikodu, hasetten doğan helalleşme mecburiyeti dağlar gibi. Gıybet, dedikodu, haset bugünkü kadar hiçbir zaman böylesine kesafet kazanmadı... Samimiyetle, şartalarına riayet ederek helallik istemek akıllılıktır. Hakkını helal etmekse daha çok akıllılık. Helalleşme, sadece ibra etmek değil, aynı zamanda affetmektir.