Davos’ta "one minute!!!" diye ihtar edilerek, "siz, mâsum çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz!!!" diyerek Yahudi efsânesine iğne batırıldı.
15 Temmuz işgal ve darbe teşebbüsünde yüksek cesaret gösterilerek FETÖ terör örgütünün çanına ot tıkandı.
Tarihî bir hamleyle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemine geçildi. Cumhur İttifakı kuruldu. Cumhur İttifakı, millet, bayrak, vatan ve İslâm için tam bir dayanışmayla çalıştı ve çalışmakta.
İç harp çıkınca kardeş ve tarihî vatan Suriye’den "anavatan" diyerek bize sığınan 5 milyon insan, 15 yıl boyunca samimi bir misafirperverlikle ağırlandı.
Bölücü teröristlerin vatan topraklarına girmesinin önünü kesmek için hudut aşırı olarak Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı, Pençe Kılıç gibi askerî harekâtlar yapıldı, zaferler kazanıldı.
İslamiyet adına ortalığa sürülen Batı mamulü DEAŞ adlı örgüt, Mehmetçik, emniyet ve istihbarat çalışmasıyla bertaraf edildi.
Polis, jandarma, asker ve istihbarat iş birliğiyle şehirler, didik didik edilerek teröristler yurt içinden süpürüldü.
30 yıla yakın bir zamandır Ermeni işgali altında olan Dağlık Karabağ, kurtarılarak Azerbaycan’a katıldı. Buna rağmen Ermenistan’la ilk defa bir yakınlık kuruldu.
Kardeş ve tarihî vatan Somali’nin devlet olarak ayağa kalkması gerçekleştirildi.
Kardeş ve tarihî vatan Filistin’e kol-kanat gerildi. Gazze’nin küffar karşısında ayakta kalması için her yol kullanılarak meydan, vicdansız İsrail’e bırakılmadı, Nil’den Fırat’a Büyük İsrail hülyası çöp oldu.
Diplomasi mahareti ve müzakere ustalığıyla kardeş ve tarihî vatan Libya’nın bölünüp haçlı emperyalizmine yem olması engellendi.
İİT-İslâm İşbirliği Teşkilatı, şartların elverdiği nispette faaliyete geçirildiği gibi Türk devletleri de asırların hayali olarak TDT-Türk Devletleri Teşkilatı adıyla bir çatı altına toplandı.
Tarihî vatan Ukrayna, batının oyununa gelmesin, Rusya’ya yem olmasın diye hakemlik dâhil her şey yapıldı. ABD-Avrupa-Rusya arasındaki Ukrayna işgal ve savaşında taraf olunmadı. Fakat işgale "işgal" ve Kırım’a da "Türk toprağı" demeye devam edildi.
İran’ın Basra-Aden ve İskenderun Körfezleri arasında “Şiî hilâli” kurma yayılmacı Fars emelleri boşa çıkarıldı. Irak ve Suriye Haşdi Şabileri, Lübnan Hizbullahı, Yemen’de Husiler bir varlık gösteremez oldu.
6 Şubat Depremi ve daha nice depremde vatandaş aşsız, işsiz, evsiz ve kimsesiz bırakılmadı. Depremzedelere yıkılan evlerinden çok daha iyileri yapılıp teslim edildi.
Sanayide, ağır sanayide, savunma sanayiinde dört asırlık farkı kapatacak işlere imza atıldı. Dünya ile yarışan tanklar, toplar, İHA’lar, SİHA’lar, denizaltılar, savaş gemileri yapıldı. Bu sahada ihracat yapar olduk.
Teknolojide, internette, iletişimde dünya ile mesafeler kapatılıp yer yer öne geçildi.
Mavi Vatan, Gök Vatan, Yeşil Vatan kavramları anlamını, yerini ve icraatını buldu. Somali’de inşâ edeceğimiz fırlatma rampasından fezayı fethetme hazırlığındayız.
Şehir Hastaneleri kurulması ve vatandaşa ilaç temini başta olmak üzere sağlıkta atılan adımlarla merhamet medeniyeti gereği bu sahada asrın devrimi yapıldı.
Ulaşım, iletişim, metro, tünel, hızlı tren, yeni havalimanlarıyla dünyada ön sıralara geçildi.
Suriye’de millî unsurlar, yarım asra yakın bir zamandır ülkeyi işgal etmiş olan azınlık iktidarını devirmek ve vatanın üçte birini gasbetmiş ayrılıkçı terör unsurlarını tesirsiz hâle getirmek için mücadele ederken onlara her türlü desteği Türkiye verdi.
Suriye böylece istiklaline kavuştu, Rusya’nın arka bahçesi olmaktan, Amerika’nın güdümünde kalmaktan çıktı. Türkiye ve Azerbaycan "iki devlet tek millet" olduğu gibi Türkiye ve Suriye de âdeta "iki millet tek devlet "oldu.
Bugün Türkiye’nin nüfuzu, Macaristan’dan, Arnavutluk’tan, Fas’tan Filistin’e, Uluğ Türkistan’a, Pakistan, Endonezya ve Malezya’ya kadar uzanmaktadır.
Bugün Türkiye temsilcisi, BM kürsüsüne çıktığında "acaba ne söyleyecek?" diye diğer devlet temsilcileri tarafından merakla dinlenmektedir.
Çünkü:
Davos’ta "one minute!!!" dediğimiz gibi New York’taki BM Kürsüsünde de 192 delegenin gözünün içine baka baka "Dünya 5’ten büyüktür!" demiştik.
Bütün bu manzara nedir?
OMT’nin gerçek olduğunun habercisidir. Bu eksen üzerinde önceki çok yıllarda yazdığımız yazıları, bir araya toplayarak Eylül 2012’de OMT-Osmanlı Milletler Topluluğu adıyla kitaplaştırmıştık. "Osmanlı Coğrafyasına sahip çıkarak büyümek" kitaptaki ilk yazının başlığıdır. Sanki günümüze ışık tutmakta.
12 Eylül 1683’te talih ve tarih aleyhimize dönmüştü. Viyana’da bozgun yaşanmıştı. Geldiğimiz gündeyse tarih ve talih yüzümüze gülmeye başlamıştır.
İyi hizmetler yapıldı ve yapılıyor.
İnşallah daha çoğu da yapılır.
Zira zaman ve mekân bize hasret…
Bunlar ve fazlası yapıldı ama mâneviyat, sosyal ve ahlaki alanlarda büyük kayıplar var. Haberlere bakan bir yabancı, Türkiye’yi uyuşturucu, dolandırıcı diyarı, rüşvet bataklığı sanır. Her aidiyetten gençte büyük bozulma var. 28 Şubat’ta kapı önünde yerlerde sürütülenlerden bazılarının nesilleri, aksi hayatlardalar. Değerler, şekle bürünmüş.
Biz, on beş asırdır emîr; lider merkezli cemiyetiz:
Lider, hayattayken çevresini kuşatmış çıkarcı dalkavuklara dikkat kesilmeli, kendinden sonrası için de boşluk bırakmamalı.
Şimdi sıra, asla dönüşe gelmiştir. Şekille değil ana omurga Ehl-i sünnet itikadı ve ecdad arayışlı ihlaslı hayatlarla asla dönüş…
2071 Cihan Devleti Türkiye’yi hedef almışların yapacağı daha çok iş var…

