Kaydet
a- | +A

Son bir hafta içinde Başbakan Ecevit''in iki kelimesi dikkatimizi çekti.

İlkini CNN-TÜRK''te Taha Akyol''un misafiri iken kullandı...kelimeyi, Taha Akyol da ekran başındaki biz seyirciler de sevdik. Bülent Ecevit, Orta Asya Türkleri için "dildaşlarımız" dedi. Dildaş...dildaşlar; güzel bir kelime. ''Aynı dilin mensupları'' demek; zengin çağrışımlar yaparak "dindaş"la bir soyu ve bir kültürü de hatırlatmakta. Birinci kelime ne kadar sevimli ise Ecevit''in telaffuz ettiği veya telaffuza çalıştığı ikinci kelime de o kadar iticiydi. "İsrail" kelimesi kültürümüze yabancı değildir. Din kitaplarında, vaazlarda, sohbetlerde "beni İsrail, İsrailiyat..." sözleri hep geçer. İsrail de siyâsî literatürümüzde "İsrail" diye okunur, söylenir. Önceki güne kadar Ecevit de böyle derdi. Pazartesi günü İsrail Başbakanı Ehud Barak Başbakan Bülent Ecevit''in misafiri idi. Adapazarı''ndaydılar. Bölgenin tarihi ve büyük devleti Türkiye''nin İsrail''i ilk defa Başbakan seviyesinde kabulünün verdiği sevinçten midir, yoksa üslûbu mu öyle, her ne hal ise Ehud Barak''ı biraz fazla samimi ve protokol sınırlarını zorlar bulduk. Bu tavır yadırgandı. Yadırganan diğer tavır ise Türk Başbakanınınki. "İsrail" demeye alışmış Bülent Ecevit, dün, ağız değiştirmeye çalışıyor, fakat her defasında da kekeliyordu. Türk Başbakanı, Adapazarı''ndaki merasimde sürekli "İzrail" dedi. Niçin, Ecevit, neden birdenbire Türk aksanı "İsrail"i terk ederek Musevî söyleyişi ile "İzrail" demeyi tercih etti? Bu halle yarın başka misafirlerimizi incitebiliriz. Mesela; biz, "Yunanistan" diyoruz, biz "Almanya" diyoruz ama onlar, kendilerini başka isimle ifade ediyorlar. Evet bunlarla diğerlerini de millî söyleyişleri ile zikr etmezsek gönül koyabilirler. Öyleyse İsrail''e bu imtiyaz neden?. Aynı gün bir çarpıklık daha yaşandı...

O da emniyet tedbirleri ile alakalı. Olabilir, bir Başbakan, gittiği ülkeye kendi korumalarını götürebilir ama o ülkenin polisine, askerine...kısacası emniyet kuvvetlerine tabi olunur. Ön plana misafir görevliler geçemez. Mossad oldukları söylenen Yahudi korumalarsa tam bir tiyatro sergilediler. Turnikelerine varıncaya, mavi bezlerine varıncaya kadar getirmişlerdi. Şımarık, fütursuz ve maskara tavırlar içindeydiler. Sözde Ehud Barak''ı koruma adına Türk polisini, Türk jandarmasını dahi yaklaştırmadılar. Foto muhabirleriyle kameramanları kelimenin tam mânâsı ile rahatsız ettiler.

Böyle yapacaklarına Barak''ı cam kafese koysaydılar daha iyi ederlerdi. Sormak lazım... Başbakan Ehud Barak, kendisini kabul ettiğimiz için sevinçten dört köşe olurken Mossad, bu cür''eti nereden alır? Bu kibrin, bu tepeden bakışın sebebi nedir? Türkiye, misafir bir devlet adamını korumaya muktedir değil mi? Biz, Musevî ağzı ile İzrail dersek...

Kuveyt''in bile daha ilk günden yaptığı fevkalade yardımları umursamadan Yahudilerin inşa ettiği birkaç prefabrik evi ön plana çıkartarak "İsrail Köyü" diye lanse edersek...

Mossad da işte böylesi davranışlar gösterir, emniyet birimlerine emir vermeye yeltenir. Unutulan bir şey var. Türkiye, İsrail''e muhtaç değil.

İsrail''se Türkiye''ye muhtaç; hem de ebediyyen.

Bugün ABD "bu İsrail devletidir" dediği için devlet. İsrail bunun farkında...