Kaydet
a- | +A

''Kapadokya'' ''Güzel Atlar Ülkesi'' demekmiş.

Kestirmeden bir tarifle ''Orta Anadolu''nun batı yakasını içine alan bölge'' diyebiliriz. İsabetli olduğunu umduğumuz bu tarifte merkez Nevşehir''dir. Nevşehir, ilçeleri ve komşu iller. Dünyanın tanıdığı bu yeri Türkiye''nin bihakkın bildiği söylenemez. Bu eksiklikte ''Kapadokya'' kelimesinin yabancılığı göz ardı edilmemeli. Kelimeye taraftar olanlar, yabancılara hitap ettiklerini ileri sürebilirler. Haklı görülmeleri de mümkün ama yine de bir soğukluk var. Bu kadar sıcak, cana yakın ve güzel bir bölgeyi daha yakışan bir isimle halelemek ne iyi olurdu. Kelimeler, bahsi diğer. Aslolan muhteva. Nevşehir ve muhitinin yani Kapadokya''nın bu kadar zengin olduğunu bilmiyorduk. Binlerce yıllık bir tarih var. Tabiat güzellikleri, zamanın devam eden mirası olağanüstü. Peri Bacaları, dünyada eşi olmayan kültür varlıkları. Her peri bacasının altı kilise olduğu halde ne Selçuklu ne Osmanlı bunlara ilişmiş. Bu eserler aynı zamanda üstün hoşgörümüzün vesikası. Yeraltı Şehirleri de Peri Bacaları''nda. Yerin yedi kat altına inerek bu şehirleri gezme cesaret ve dayanıklılığı gösteriyorsunuz. Zira orada zaman tünelinden asırlar öncesine geçiliyor. Yumuşak, killi kayalar esen rüzgâr, yağan yağmur, yakan güneşle öylesine inanılmaz manzaralar kazanmış ki Amerikan kanyonları gölgede kalır. Kızılçukur''da ise gün batımı gözleniyor. Orada meraklı misafirler, güneşi el birliği ile geceye yolluyorlar... Nevşehir, Ürgüp, Göreme ve öbürleri ihsan-ı ilâhî ile nîmetlenmiş. Kültür zenginlikleri tarımla da besleniyor. Üzüm ve patates, su istemeden ''kıraç'' şartlarda büyümekte. Bütün bunlara rağmen mü''min gönüllere en fazla sürur veren camiler. Her yan kubbe ve minare. Memleketimizde caminin en fazla olduğu vilayet Nevşehir imiş. Zaten bu bilgi verilmeden siz hemen fark edersiniz. Bölgeye cami, minare, medrese, tekke kültürü ile ilk evvela Hacıbektaş kazasında Hacı Bektaş-ı Velî külliyesine varıp huzur dolu camiinde huşu ile namaz kılarak giriyorsunuz. Hünkâr Hacı Bektaş hazretleri, sanki size gezmek için icazet veriyor, esrarlı pasaportunuzu alarak O''nun mânevî iklimine kabul ediliyorsunuz. Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti, Yerel Televizyonlar Birliği, Nevşehir Valiliği ve Kaptid''in işbirliği ile bu yıl "Kapadokya I. Ulusal Medya-Turizm Festivali"nin davetlisi olarak geçen haftanın ikinci yarısında iki buçuk gün ''Kapadokya"da idik. Hem gezdik, hem yöre insanını dinledik. Tokat, Yozgat, Kayseri, Adana ve benzeri şehirlerimizin sakini Türklerin o tatlı ağzı ile Türkçe''yi daha da sevimlileştiren bu insanlar dertli. Turizm, bölgede dibe vurmuş. Daha geçen seneye kadar ülkemizi ziyaret eden turistlerin beşte biri buralara gelirken şimdi ''turist var'' demek çok zor. Turistin olmaması halıcısını, çömlekçisini, otelcisini, esnafını vs. zora sokmuş. Yaprak kıpırdamıyor. Eskiden yerli turist kabul etmeyen yıldızlı oteller bile bugün Türklerin peşinde. Sebep malûm propaganda yüzünden turistin ürkmesi. Kapadokya insanının iddiasına göre TV ve gazetelerimiz, bu konuda yanlış yapıyorlar. Terör haberlerinin her gün bir numaralı gündem mevzuu olması aleyhte propagandaya dönüşüyor. Bölgeye beş yıldan beri ilk defa gelen Turizm Bakanı unvanını yakalayan Erkan Mumcu da aynı kanaatte. "Sansasyonel haberler Türkiye''nin imajı üzerinde kötü tesir uyandırıyor" diyor. Bu sebeple medya yöneticilerini dolaşarak durumu izah edeceğini haber verdi. İşsizlik, yaprağın kıpırdamaması şüphesiz yurt çapında. Fakat bu çevrenin insanı aynı zamanda çare üretme kaabiliyetine sahip. Seslerini duyurmak için hemen bu festivali tertiplemişler. Böylece şu güne kadar görmediğimiz güzel vatan parçalarını gördük. Tarih ve günle buluştuk. İnsanını, zevkini, hünerini tanıma fırsatımız oldu. Hacı Bektaş hazretlerinden seyahat izni alıp Gülşehri''ni arkada bıraktıktan sonra Ürgüp, Göreme, Avanos derken takatiniz tükenene kadar, halsiz düşene kadar, güzelliklerden başınız dönene kadar dolaşıp, ismi dahi muhteşem Uç Hisar''a çıkarak Nevşehirli Damat İbrahim Paşa''nın klasik Osmanlı dönemi eseri Kurşunlu Cami''de son molayı veriyorsunuz. Ak-pak örtülü anaların bembeyaz örtüleri ne güzel. Ya o şık genç kızların gayet şık şalvarları? Kısacası çok kendine has bir diyar. İki yanına üzüm küfeleri yüklü merkebinin üstüne binmiş beyaz yaşmaklı bir ana, üzüm kütükleri dolu yamaçlar, o anayı taşıyan yılankavi asfalt yol, başlı başına bir tablo. Nevşehirli''nin bu durgunluğu aşacağına inanıyoruz.

Bir de şikâyetleri var: Devlete yük olmadan "Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Üniversitesi" diye bir üniversite kurmuşlar. Bu üniversite, bir başka üniversitenin yüksek okulu olarak faaliyet gösteriyor. Bu bir haksızlık. Devletin alakadar olarak adaleti temin etmesi gerekir. Kapadokya''da kusur aramaya gelince. Onu da söyleyelim: On milyarların harcandığı dünya standartlarındaki otellerde beş metre karelik bir mescid dahi mevcut değil. Bu ayıp için hiçbir mazeret gösterilemez. Maddî sebepleri aşarak düşünme alışkanlığını kazanmalıyız.