Kaydet
a- | +A

Ah şu kısaltmalar! Bu kısaltmaların Türkçe''ye girmesi şart mıydı acaba? Sokaktan geçen vatandaşları çevirip sorunuz; kaçı "RTÜK"ün ne olduğunu bilecektir? Eminiz ki pek az kimse bilir... Zaten telaffuzu da bir tuhaf. Bazısı "rütük" derken bazıları da "retük" diyor. Ne yapsınlar? Türkçe''de iki sessiz harf yan yana okunamıyor. Bizim nesillerle bizden sonrakiler bilmezler.

Hastahane''ye "hastane", eczahaneye"eczane", postahaneye "postane"...demek sureti ile sonu hane ile biten cümle kelimeleri "ane"ye çeviren dili, Türkçe''ye hakkıyle vakıf insanlar "ekalliyet ağzı" diye yererlerdi. Onun gibi bu kısaltmalar da her zaman güzel olmuyor. Bunlar da sanki Türkçe değil. En azından bazı kısaltmalar fevkalade sakil düşmekte. Sakil düşenlerin başında da gündemdeki RTÜK''le. İkizi YÖK. Elbette daha beterleri de mevcut ama, onlar, toplum hayatında o kadar işlevsel bir görev üstlenmemişler. Türkçe''nin berbat edilmesi adına kederlenirseniz o başka... RTÜK''le YÖK''ü ikiz saydıksa da aslında bu ikizlik sonradan olma zoraki ikizlik. Kıdemli olanı YÖK. YÖK, 12 Eylül sonrasının eseri. Kurulduğundan beri tartışma konusu. Üniversiteleri komutla çalışır hale getirdi. Yüksek öğrenimde bugün yaşanan kalite düşüklüğü ile huzursuzluğun sebebi de YÖK. Bunu herkes demekte. Diyenlerin en başında da üniversitelerimizin öğretim üyeleri geliyor. RTÜK daha genç. O da oldum olası münakaşa mevzuu. Radyo Televizyon Üst Kurulu''nun üzerinde en fazla fırtına koparılan uygulaması ekran karartması idi. Mesela bir canlı yayında tamamen irade dışı bir ihlal oldu ise o programla programın sorumluları hakkında koğuşturma açılacağına doğrudan doğruya tv şirketi cezalandırılıyordu. Bu hakkaniyete aykırı cezalandırma metodu, hemen her çevre tarafından yıllardır kınanmakta. Hükûmet, baş ağrıtan bu maddeyi kaldırma zımnında RTÜK''te yeni bir düzenlemeye gitme ihtiyacı hissetmiş olmalı ki bir kanun taslağı hazırlamış... Halbuki topyekûn bir değişikliğe ihtiyaç var mıydı? Ekran karartan madde kaldırılsa mesele biterdi. Belli ki alınan ince telkinlerle RTÜK baştan aşağı dizayn edilmek isteniyor. Hedef TRT değil, hedef özel Radyo televizyonlar. Onlarda da Anadolu''yu konuşan Türkiye haline getiren mahalli radyo ve televizyonlar. Şimdi yeni RTÜK taslağı ile büyük radyo-televizyon şirketlerinin başına Demokles''in kılıcı asılıyor...Mahalli radyo-televizyonların da satır. Taslak, kanunlaşırsa, artık ekranlar kararmayacak. Ne iyi değil mi? Hayır! Ne kötü... Çünkü kararmamak lafta kalacak. O takdirde ekranın kendisi yüz karası olacak. Valilere televizyon kapatma yetkisi getiriliyor. Tam 1930''lar, ''40''lar zihniyeti. Haberlere "sayın valimiz bugün üç ayrı hey''eti kabul buyurdular. Ziyaretçiler valimize başarılarından dolayı şükran plaketi sundu. Toplantıda bir kahve, beş bardak çay, üç ada çayı içildi" diye başlamayanların vay haline. Bunlara muhakkak ki alenen bir şey denmeyecek fakat takdirler, habercilik diye methiye düzen bîtaraf kuruluşlar lehine işleyecektir. Değişiklik bu kadarla bitmiyor. Haberciye haberin kaynağını açıklama zorunluluğu getirilmekte. İspiyonculuk mecburi oluyor. Oysa gazeteci, haber kaynağını açıklamaz. Bu o mesleğin kanunudur. Ortaya çıkan manzara dünden beterdir. Yeni RTÜK taslağı, daha şimdiden ceberrut korkular salıyor. Eğer, sivil ve demokrat iktidarın vicdanının sesini dinleyerek hazırladığı bu taslak, TBMM''den de geçerse Türkiye''de iletişim hürriyeti ağır bir darbe yiyecek ve Anadolu susturulmuş olacaktır. Devletin başı dahi "konuşan Türkiye", "tartışan Türkiye!...", "değişen Türkiye!" derken kim bu millete hürriyetleri çok görenler? Kim?