Kaydet
a- | +A

Gece yarısıdır.Televizyon seyrederek, mutfakta, evin içinde oyalanarak vakit geçiren Şennur Denizer, kocasını beklemektedir. Gecenin yalnızlığı, ürpertisini artırırken dışarıdan ard arda patlayan birkaç el silah sesi işitir. Sesler, yakından gelmektedir. Şennur Hanım, Biraz korku, biraz da endişe ile telefona sarılarak kocası Şemsi Denizer''i arar. Cep telefonu cevap vermediği gibi tabanca patlamaları devam etmektedir.

Tabanca sesleri ile telefondan yükselen sesler birbirine karışmaktadır... Balkona koşar. İlk sesleri işitmesi, telefon etmesi, balkona koşması hepsi birkaç saniye içinde olmuştur. Gördüklerinden dehşete kapılır... Evlerinin önünde bir adam, çifte tabancayla bir arabadan içeriye ateş etmektedir. Kadın, geceye rağmen arabayı tanır.

Suikaste uğrayan kocasıdır... Jaguar''ı belki de gönülsüzce satıp Mercedes alan sendikacı, bu arabanın bir gün kendine tabut olacağını nereden bilsindi. Şemsi Denizer, 90''ların popüler bir işçi lideri iken daha sonra "Jaguar" gibi skandallarla ismi ikinci plana düştü. Hatta bu yakınlara kadar iyice unutulmuştu... Son günlerde ise yeniden yıldızı parladı... Sosyal Güvenlik Kanun Tasarısı, "Emek Platformu" denen bir teşkilatlanmaya yol açtı. Emek Platformu, Hükûmeti ciddi ciddi köşeye sıkıştırıyordu. Bu sırada Hükûmet, Türk-İş Başkanı Bayram Meral''le anlaşarak Türk-İş''i yanına çekmekle Emek Platformu''nu böldü. İşçi ve Memur, zora düştü zannedilirken Türk-İş yönetim kadroları, Bayram Meral''i saf dışı bırakarak varılan anlaşmayı geçersiz sayıp genel iş bırakma kararına vardılar. Geçtiğimiz Cuma günü Türkiye tam felç olma arefesindeyken Hükûmet bir ''u'' dönüşü ile Sosyal Güvenlik Kanun Tasarısını TBMM''den geri çekti... Bütün bunlar olup biterken... Bayram Meral gerilemesinden, Hükûmet''in ''u''dönüşüne kadarki gelişmelerde sahneyi Türk-İş Başkanı Bayram Meral''in değil, Genel Sekreter Şemsi Denizer''in doldurduğu dikkat çekecek şekilde görülüyordu. Diğer Taraftan katil Cengiz Balık da kriminal bir tip. 15 yıl içinde 10 civarında cinayet ve benzer vak''ası var. Bir sabıkalı. Bugün samimiyet derecesi şüpheli konuşmaların daha tahkikat bile bitmeden arkasından ölçüsüz methiyeler dizdikleri Şemsi Denizer, bu sabıkalı ile sıkı-fıkıymış. Katil, bir ara O''nun korumalığını bile yapmış. Dahası medyaya intikal eden bilgilere göre Zonguldak''taki bazı özelleştirme, özelleştirmeye karşı gelme ve bunlardan doğan mafyalaşma hareketlerinde Cengiz Balık adlı mükerrer sabıkalı, O''nun tahsilatçılığını da yapmış. Koskoca bir Türk-İş Genel Sekreteri''nin bir katille ne alışverişi olabilir? Körle yatan şaşı kalkar. Birinci hüküm. İkinci hüküm: Zirvenin rüzgârına tahammül etmek herkesin harcı değildir. Üçüncü hüküm: Sendikacı trilyoner olamaz. Dördüncü hüküm: Bir katil, cezasını çekmeden üç günde dışarı çıkarsa yeni cinayetler için cesaret kazanır... Şemsi Denizer, dün toprağa verildi. Oysa... Dün, genel başkanı olduğu Genel Maden-İş Sendikasında seçim vardı. O da tekrar aday olmuştu. Bir kere daha seçileceği ''kesin''di... Başkanlık koltuğuna oturacağı gün mezara girdi. Merhum, yaşasaydı Sosyal Güvenlik Kanun Tasarısına karşı çıkacaktı, Tahkim değişikliğine dair Anayasa değişikliğine karşı çıkacaktı, herhalde Türk-İş''in de zirvesine çıkacaktı... Olmadı... Apartmanının merdivenlerini çıkıp evine dahi gidemedi. Eski bir korumanın tabancasından çıkan kurşunlar, bütün ümidlerle beraber bir ömrü de kül edebiliyor. Ünlü iş adamımız Üzeyir Garih''in bir Entellektüel Boyut Programı''nda bize dediğini hiç unutmadık: -Korumanın silahının ne zaman kime çevrileceği belli olmaz.