Kaydet
a- | +A

Venezuela, Birleşmiş Milletler üyesi bir devlettir. 192 diğer devlet gibi teşkilatta o da eşit haklara sahiptir. Ne var ki bu şeklî bir keyfiyettir…

Asıl hak ve söz sahibi olan, BMGK-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni teşkil eden, II. Dünya Harbi’nin galibi 5 devlettir. Diğer 188 devlet temsilcileri, genel kurulda konuşabilir, Başkanlığa teklif de verebilirler. Teklif, kabul edilse bile Konsey mensubu 5 devletten sadece biri, kararı veto ettiğinde 188 devletin iradesi hükümsüz kalıyor. Sıradan bir kınama kararı dahi veto ile ortadan kalkmaktadır. Veto, itiraz edilemez kat’i bir red işlemidir.

Böyle bir BM’den âdil karar beklenemez…

BM ve NATO, II. Cihan Harbi’nden sora Soğuk Savaş döneminde kurulmuşlardı. Bu dönem, 1991’de bitince her iki kurumun varlık sorgulanması yoğunluk kazandı. NATO-Kuzey Atlantik Paktı, bir ara çok ciddi şekilde sorgulandı. "Komünist blok dağıldığına göre NATO’ya artık ihtiyaç yok!" deniyordu…

NATO, Sırp-Boşnak Savaşında iyi imtihan veremedi. Soykırımı önleyemedi. Hâlbuki bu NATO, en azından batı kanadıyla Mısır’da seçimle işbaşına gelmiş olan Muhammed Mursi’ye karşı 2013’te yapılan darbede cuntanın başı Abdulfettah es-Sisi’ye destek verdi. 15 Temmuz 2016’daki darbe ve işgal teşebbüsündeyse bazı FETÖ elebaşlarını İncirlikten ABD’ye kaçmalarında onlara yardımcı oldu…

Fransa CB’nı Nicolas Sarkozy’nin 2019’da sarf ettiği "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti!" sözü unutulamaz…

Adı geçen kurum, şu günlerde bir kere daha gündemde:

Ne NATO ve ne de bir Soğuk Savaş dönemi kuruluşu olan AB-Avrupa Birliği; Trump Korsanlarının 3 Ocak 2026 gecesi BM üyesi bağımsız bir devlete saldırarak seçimle işbaşına gelmiş Devlet Reisi Nicolas Maduro’yla eşini derdest edip New York’a götürmeleri, götürürken kıyafetten fizikî şiddete kadar aşağılamaları, mahkeme yolunda kafeste goril teşhir eder gibi gezdirmeleri adaletin "tabiî hukuk" kaidesini çiğneyerek bir başka ülkede mahkemeye çıkarmaları karşısında işe yarar tek laf edememişlerdir.

Trump, Grönland’ı da aynı akıbetin beklediğini ısrarla dile getirince bu defa rahatsız oldular. Hâlbuki güç zehirlenmesindeki aynı politikacı Kanada, Küba, Meksika… gibi başka memleketleri de işaret etmişti.

Bir defa daha görülüyor ki Soğuk Savaş yılları eseri olan BM, AB ve NATO ömrünü doldurmuştur!

Avrupa liderlerinin göremediği yahut görmek istemedikleri gerçek şudur: ABD’nin 39 trilyon dolar dış borcu var. Çin’le 350 milyar dolar, AB ile de 250 milyar dolar dış ticaret açığı bulunmakta.

Devletler, zirvedeyken düşüşe geçerler. Şu manzara iyi olmasa gerek. Bu vaziyetten dolayı tedirginlik yaşayan Trump, her çılgın hamleyi kurtuluş için mubah saymakta. Gerekirse NATO ile Grönland’a müdahale edeceğini söyleyince Avrupa başkentleri sallandı. Kore, Sırbistan, Irak ve Afganistan’da olduğu gibi göstermelik de olsa "uluslararası güç" de demiyordu. Kendisini kral gören ABD başkanı, her vesileyle AB’yi küçümsüyor…

AB, ya yeniden yapılanacak veya bitecektir.

NATO da öyle…

BM de aynı şekilde…

Binyamin Netanyahu, önce siyonist olduğu için Gazze’de mezalim ve soykırım yapmakta. Sonra da seçimleri kazanmak için.

Donald Trump da önce ABD’nin mali çöküşünü önlemek için yakından uzağa saldırı planları yapmakta. Sonra da yaklaşan seçimleri kazanmak için. Venezuela, ilk hamlesidir. Kanada, Grönland, bir kısım, Orta ve Güney Amerika devletlerini ve bu arada İran’ı ve Ukrayna vasıtasıyla da Rusya’yı dile getirmekte. Çin mevzuunda ise suskun. "Borçlu, esir gibidir" denir. Ondan mıdır, yoksa alttan alta hesaplar mı yapılmakta?

Anlaşılır.

Nitekim Nicolas Maduro, memleketinden ve evinden kaçırılıp götürüldükten sonra Venezuela Yüksek Adalet Divanı’nın Geçici Başkanlığa getirdiği Delcy Rodriguez mes’elesi aydınlığa kavuşmaya başlamıştır. Bu isim, Maduro’nun petrol ve maliyeden de sorumlu Başkan yardımcısıydı. Vardığı servetten dolayı "Çariçe" lakabına sahiptir. Ağabeyi de Jorge Rodriguez de Meclis Başkanıdır. Maduro, yardımcısına güveniyordu. O’na "dişi kaplan" lakabı vermişti. Gelin görün ki şimdi İngiliz The Telegraph gazetesi, şunu iddia etmektedir:

-Delcy Rodriguez, Başkan Muaviniyken Nicolas Maduro’yu nasıl devireceklerine dair Katar’da toplantı tertip etmişlerdir. Trump da adı geçenin kendileriyle iş birliği yaptığını ifşa etti. Venezuela kuvvetlerinin işgalcilere karşı bir sapan taşı bile atmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Dahası var, CIA, Delcy Rodriguez’le çalışabileceklerine ve daimî başkan olmasının mümkün olduğuna dair rapor vermiş bulunuyor. Ne gariptir ki Maduro ve üstelik hanımı da zelil muamelelere maruz iken Hükûmeti aynen işbaşında!!!

İşte dünyanın vefâsı!

İşte insanın hırsı!

İşte insanın gafleti!..

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, yaşadığı o kadar zulüm ve aşağılanmaya rağmen New York’ta çıkarıldığı mahkemedeki duruşmada iyi bir başlangıç yaptı.

Kısa fakat mermer kadar kavi müdafaası tarihe geçmiştir.

Bu sözler, sahibini yükseltir…

Sn. Maduro, şunları söyledi:

-Ben, savaş esiriyim!

-Ben, hâlen de ülkemin Başkanıyım.

-Ben, masumum!

-Siz, beni yargılayamazsınız, mahkemenizi reddediyorum!!!..

Rahim Er'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR