Kaydet
a- | +A

Refah Partisi''nin bir de başörtülü adayı olduğunun basına yansıdığı günlerdi. O''nunla tesadüfen Mecidiyeköy''deki bir toplantıda karşılaştık. Yanında aynı zamanda danışmanı olduğunu söylediği kız kardeşi vardı. Sonra Nazlı Ilıcak da geldi, Hem kendisinin, hem kız kardeşinin cep telefonları susmuyordu. Toplantının ilgi odağıydı. İri gözleri ile etrafa dikkat ediyor, tanışıklık verenleri nazik şekildi yerinden kalkarak el sıkıp karşılıyor, sürekli tebessüm ediyordu. Oradakilerin en azından bir kısmının hayranlığının farkındaydı. Saf, temiz dindar insanlar, O''nun tiril tiril başörtüsüyle bir hakkın takibini umuyordu. Bir haksızlığın düzelmesini bekliyordu. Bunu bir genç hanım yapacaktı. O yüzden hislerini dışa vurmaktaydılar. Merve Kavakçı''nın beyaz başörtüsü ile bir gazetenin ilk sayfasında görünmesinden o güne kadar olup bitenleri şöyle bir düşündük. Karşımıza kocaman bir soru işareti çıktı. Tesettürlü genç kızların din mekteplerine dahi sokulmadığı bir ortamda bu hanım, milletvekili olsa dahi TBMM''ye girebilecek miydi? Zahiren de fiilen de mevzuat bakımından da mahzur yoktu. Üstelik O, tahsili, yabancı lisanı, dünya görmüşlüğü ile bir çok parlamenterden de daha ilerideydi. Buna rağmen meclis yolu zor görünüyordu. Bir hassas dönemden geçiyorduk. RP İktidarda iken ayrılmak zorunda kalmıştı. Öyleyse neden şartların üzerine gitmekteydi? Bu sual, zihinlerde cevap bulamıyordu. Veya aksine cevap netti.

Bazı RP mensuplarının karşı çıkmasına rağmen eski genel başkan Erbakan öyle istemiş, ısrarcı olmuştu. Oysa... Milletvekili adayı Merve Kavakçı''nın seçildiği takdirde problem çıkacağı gün gibi âşikârdı. Nitekim öyle oldu. Yaşananlar, yeni ve hafızalarda canlı. O kadar çok gösterilip yazıldı ki tekrarlamaya gerek yok. Cumhurbaşkanı Demirel dahi münakaşaya katılarak O''nun ajanlığını ileri sürdü. Ortalık bir ânda toz duman oldu. TBMM''ye girdiği halde yemin etmesine izin verilmedi.

Bazılarına göre mazbatasını almakla milletvekili olmuştu, bazılarına göre yemin etmediği için bu sıfata kavuşamamıştı. Doğrusu milletvekili olmasıdır. Ancak, bu hakkı, hukuk boşluğu sebebi ile askıya alınmıştır, Bütün bunlar en lüzumsuz teferruatına kadar adaylığından başlayarak o güne kadarki bütün safhaları ile tartışıldı. Hatta o gece yemin ettirilmiş olsaydı bu meclisin en kısa ömürlü meclis olacağını iddia edenler bile görüldü.

Bu ara ABD vatandaşlığı ortaya çıktı. Hükûmet, vatandaşlığına son verdi vs. İhtilaf mahkemeye intikal edince hadise bir süre duruldu.

Fakat Merve Kavakçı ismi gündemden hiç düşmedi. DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel''in o akıllara durgunluk veren gece yarısı baskınına kadar. Bu baskın üzerine her fikirdeki vatandaş ayağa kalktı. Sade vatandaşlar değil, ajanlığını iddia eden Cumhurbaşkanı, haddinin bildirilmesini isteyen Başbakan ve diğerleri. Bir hukuk yetkisinin kötüye kullanılması ile Merve Kavakçı, tekrar gündemin bir numaralı maddesi olmuştu. Halbuki, Türkiye, çok ciddi bir zelzele geçirmiş, en az 30 bin insan kaybetmiş, binlerce insan kış günü sokakta kalmıştı. Bütçesi fevkalade açık veriyordu. Hayat pahalılığı, herkesi mahvetmekteydi. Yanıbaşımızda Ruslar, bir Müslüman milleti katlediyordu. Türkiye ise Merve Kavakçı ile meşguldü.

Gösterilen reaksiyon üzerine savcı geri adım attı. Merve Kavakçı mes''elesi tekrar duruluyordu. Bu defa da bir evlilik olayı patlak verdi. Günlerdir, gelinliğinden, yeni kocasının eski eşine, internetle mi, mektupla mı, yüzyüze mi tanıştıklarına ve daha nelere ve nelere kadar işin cılkını çıkartan, insana gına getirten paparazzi kabilinden haberlerle meşgulüz.

Medya, artık didikleyip duruyor.

Ortada bir kaç aile birden var. Eline eski bir fotoğraf geçiren manşeti patlatıyor. Merve Kavakçı''nın eski eşinin veya yeni eşinin veya eski kayınvalidesinin veya hangi akrabasının hangi tutumu kime ne kazandırır? O''nun yeni kocasının çifte vatandaş olmasından bize ne? Böylesine lüzumsuz haberler, çekini ödeyemeyen esnafa mı, çocuğu için süt parası bulamayan anneye mi, oğluna kitap temin edemeyen babaya mı yarar? Bu pespaye, bu hurda bilgiler, Çeçenlere saldıran Rusları mı durdurur?

Bir insanın haklılığı haksızlığı bir tarafa. Eğer, mes''ele bu boyutlara gelip de çığırından çıktı ise her şeyi en baştan tekrar düşünmek lazım. Akıl, mantık, aklı selim, böyle zamanlar daha fazla hatırlanmalı. Eğer Merve Kavakçı, bu millete ve bizzat kendisine iyilik yapmak istiyorsa şu milletvekilliği idealinden vaz geçmeli. Şimdi kim inanır? Dünyanın globalleşmiş olması sebebiyle koca, Amerika''da, kadın, Türkiye''de yaşayacak ve bu aile, senede bir kaç kere bir araya gelebilecek? Her şey pürüzlü. Bu gelişmeler, her kim olursa olsun o şahsın temsil kabiliyetini ciddi şekilde zedeler. Üstelik İslamiyet adına ortaya çıkılıyor. Eğer, Merve Safa Kavakçı, İslamiyet''e hizmet etmek istiyorsa TBMM Başkanlığına bir istifa dilekçesi versin. Bu şart.

Yarın dâvâyı kaybederek çekilirse o daha itibar kırıcı olur. Hadi Merve Kavakçı, mağdur olduğuna inanarak bir hırsa kapıldı diyelim. RP''liler neden sağduyu ile hareket etmiyorlar. Siyaset, şirazesinden çıktı. Bir parti ve bir ülke, bir kişiye böylesine kilitlenmemeli. Fedâkârlık gösteren kaybetmez. Şu halde ise sürekli kayıp söz konusu.

Hizmet, milletvekili olmadan da yapılır.