Kaydet
a- | +A

PKK''nın önemli isimlerinden biri daha yakalandı. Şemdin Sakık ve Öcalan''dan sonra şimdi de PKK''yı Avrupa ve Ortadoğu''da örgütleyen militanlardan Cevat Soysal istihbarat birimlerimizce alınıp Türkiye''ye getirildi. Devletin yıpratılmamış, üzerine gölge düşmemiş müesseselerinin devam etmesi gerektiği gerçeği bir kere daha anlaşılıyor. MİT gibi kuruluşların iktidar değişikliklerinden müteessir olmaması şart. Belli ki uzun süren bir takip yapılmış ve PKK''yı ayakta tutanlardan biri daha ele geçirilmiş. Prosedür ortada... Önce Şemdin Sakık... Onun sorgulanması ile Öcalan... Onun sorgulanması ile Cevat Soysal. Bu isimleri daha başkalarının takip edeceği belli. Çorap, sökülüyor. O halde intikam hissi ile hareket edip karşılaştığınız kişiyi bir ânda yok edebilirsiniz. O zaman bir kişi ortadan kalkar. Sabırla ve yılmadan mücadele verirseniz belki biraz uzun ama kalıcı çözümler çıkar. Önümüzdeki meselede de hedef tek tek fertleri ortadan kaldırmak değil; bizatihi örgütü çökertmektir. Bu da ona hayatiyet veren isimleri ele geçirmekle olur. Şimdi o yapılıyor. Dikkat çekici olan, yakalanan şahsın üzerinden Alman pasaportunun çıkmasıdır. Bu netice tabiî ki Almanya''ya bir çift laf etme hakkı verecektir. Memleketimizi bölmek isteyenlere böylesine kol kanat gerenlerin yaptıklarını izah etmeleri icap eder. Evet; MİT bir kere daha başarılı bir operasyona imza atmıştır. Kolay değil; arkasında nice yorgunluklar var. Böylesi zaferler, canlarını ortaya koyan isimsiz kahramanların gözü peklikleri ile elde ediliyor. Hizmetleri unutulmamalı.

Karınca uçmaya yakın kanatlanır. PKK''nın da yediği ağır darbeler sonucu şiddet hareketlerini doğunun daha batısına taşıma gayretleri, aslında içine düştüğü şaşkınlığın eseridir. Eğer; sorgulamalardan elde edilecek bilgilerle birkaç önde gelen isim daha yakalanırsa örgütte önce liderlik kavgası şiddetlenecek, ardından da bölünme gelecektir. Hapisteki bir liderin teşkilatına hükmetmesi imkânsıza yakın zorluktadır. Artık, gerileme yoluna girmiş PKK iki prensiple hareket ediyor.

Yapabildiğince eylem yapmak... Bununla en önce örgütü ayakta tutmak hedef alınmıştır. Ve; Türk ekonomisine verebildiğince ziyan vermek... Özellikle turizmdeki zararın büyüklüğü ortadadır. Sebep... Türkiye''deki sık hükûmet değişiklikleri, zayıf ve geçici hükûmetler. Vatandaşa ters düşen, kitleleri küstüren kabul edilemez uygulamalar. O halde sadece askerî ve istihbarat çalışmaları değil... Daha başka mücadeleler de vermek gerekir. Bu da müthiş bir beyaz propaganda ile olur. Gelen turistler, şaşkınlık içinde kalıyorlar. Kendilerine anlatılanlara rağmen Türkiye''yi ziyaret cesareti gösterenlerin ilk yaptıkları telefona sarılarak yakınlarına denilenlerin yalan olduğunu nakletmektir. Daha fazla geç kalınmamalı. Zararın neresinden dönülse kâr. Medya da sorumluluğunu tartmalı. Kabul edilemez laf etse bile şarkıcı-türkücü gibi kişileri sekiz sütuna manşet yapma kolaycılığından vazgeçmelidir. İsteyen istediği dilde şarkısını türküsünü söylesin. Ailesi, arkadaşı ile isterse Çince konuşsun. Beğendiği kıyafeti giyinsin. Demokratik prensipler de bunu amir değil mi? Vazgeçilmez ölçü, vatanın birliği, tek bayrak ve resmî dilin Türkçe olmasıdır. Osmanlı''da da devlet dairesinde sadece Türkçe geçerdi. Bu aynen devam edecektir. O halde; siyâsî, iktisadî, askerî, malî, istihbarat ve kültürel tedbirlerin bir paket halinde ele alınıp uygulanması gerekir. Önce kafaya, sonra kalbe hükmetmeli. Döviz gelmiyorsa bundan Türk de, Arnavut da, Kürt de zarar görüyor. Bütün Türkiye unsurları aynı gemide.. Fakat şunu da görmek lazım. Öcalan''ı savunan avukatların bile çoğu, o eyleme başlarken çocuk yaşta kimselerdi. Zafer bir lego haritası gibidir. Diğer parçalarını da yerine koymak lazım.