Mümessil olanda, öyle bir iddia taşıyanda temsil kabiliyetinin de bulunması lazım. Mümessil kim? Temsil eden veya temsil mevkiinde bulunan. Böyleleri için temsil kabiliyeti kadar temsil ehliyeti de birinci derecede önemli. Hem kabiliyet, hem de ehliyet olacak Temsil eden, temsil mevkiinde bulunan ister özel sektörde olsun isterse devlette. Onun sorumluluk ve mecburiyetleri var. Onlarla her ân birlikte yaşaması gerekiyor. Konuşmasında özenli olacak, verdiği sözde özenli olacak, giyiminde özenli olacak, attığı adımda özenli olacak, feragatta, vefada, neş''ede, hüzünde, cömertlikte, tutumlulukta, ahlakta... Özenli olacak.
Nefs muhasebe ve murakabesi yapacak. Evet derken de özen gösterecek, hayır diye başını geri atarken de. Sabrına özen gösterecek, öfkesine özen gösterecek. Kim bu mümessil? Dediğimiz gibi müessesesini, hükûmeti veya devleti temsil eden herkes. Mümessil, öyle olmalı ki onu dinleyenler, onunla konuşanlar, onunla karşılaşanların kendisi ve temsil ettiği yer hakkındaki kanaatleri değişsin. Etkisinde kaldığı müsbet elektriklenme ile değişmek zorunda kalsın. İnsanların kıyafetleri ile karşılanıp, konuşmaları ile uğurlandıkları vecizesi sadece iş arayanlar için değildir. Bu şaşmaz ölçü, kişilerarası, şirketlerarası, hükûmetlerarası, devletlerarası münasebetlerde de geçerli. Bu saydıklarımızı nefsinde toplayan mümessile, mümessillere sahip misiniz? Kendiniz ne vaziyettesiniz?
Ailenizi kim temsil ediyor?
Şirketinizi, çalıştığınız yeri temsil edenler hangi karatta? Ya hükûmet, ya devlet!.. Onları temsil edenler, bu prensiplerin kaç tanesine ne kadar malikler? Sefil bir kıyafetle yabancı bir memlekete gidip müzakerelere katılmak prestij kaybettirmez mi? O şahsa itibar edilir mi? Üç yıl önce başka, oy alacakken başka, seçilme endişesi olmayınca başka, kapalı kapılar ardında başka, milletin önünde başka konuşanlar? Onlar, kimi, hangi ahlâkla temsil edecekler? Temsil kabiliyet ve ehliyeti şart. En mühimi ise mümessilin güvenilir olması. Galiba... Şirketler, hükûmetler, devletler...teşebbüsü hususi ve dahi devleti âliyye en evvel itimad unsurunu gaib eyledi. İşte o özen unsurlarından bir gün biri, diğer gün öteki derken çoğu erozyona uğraya uğraya yitirilince, bunlar gözden düşünce mümessillik iddia edenlerde temsil kabiliyet ve ehliyeti kalmaz oldu.
Milletde de güven..
Mümessil, mükemmele âşık olmalı. TÜYAP KİTAP FUARI Eğer kendinizi çok yorgun hissediyorsanız. Moralsizseniz. Farklı dünyalar da olduğunu keşfetmek istiyorsanız Tepebaşı''ndaki Tüyap Kitap Fuarı''na gidiniz. Mahşerî insan kalabalığı. Her yaştan kültür ve kitap meraklıları. Ak saçlılarla, minicik mektep çocukları aynı tezgâhın önünde. Her fikirden kitaplar, videolar, CD''ler. Yazarı ile buluşan okuyucular, okuyucusu ile tanışan yazarlar. Satın alınan kitaplar, dostluklara atılan imzalar. Bunları görünce dinlenecek, ülkemizde ne de çok kitap basıldığını görerek heyecanlanacak, kendinizi bir ânda poşetler dolusu eserle dolaşırken bulacaksınız. Orada eski-yeni dostlarınızla karşılaşmanız dahi mümkün. Bir diğer güzel olan da fuarın bütün fikirlere zemin olması. Osmanlıdan müdevver çok kültürlülüğü orada yaşıyorsunuz. En uçlardan ortaya kadar her yazar külliyatları ile Tüyap''ta.
Tekliflere gelince... TÜYAP KİTAP FUARI, Frankfurt Kitap Fuarı gibi uluslararası olmalıdır. Veya bina, daimi Kitapçılar Arastası yapılabilir. Bunun için de müteşebbis hey''et, Belediye ve Kültür Bakanlığı işbirliğine gitmeli. Fiatlara gelince. Herkese eşit tenzilat olmamalı. Bir iş adamı ile bir öğrencinin alım gücü aynı değil.

