Kaydet
a- | +A

Türkmenistan, Ortaasya''nın incisi. Cetvelle çizilmiş gibi geniş caddeler, caddeler boyunca iki yakalı uzayan ağaçlar. Tertemiz bir hava. Siyah parlak saçlarını, bilek kalınlığında uzun, upuzun örgülerle bellerine sarkıtan Türkmen kızları... Ve Toroslar çevresinde konuşulan halis-muhlis Anadolu Türkçesi. Başlarında dobba, üstlerinde renkli kıyafetler olduğu halde yanık yüz ve çekik gözleriyle tebessüm eden Türkmenler..

Şüphesiz, öteki Türk illerinin de Türkiye ile benzerlikleri çok. Türkmenistan''ınsa benzerlik değil ayniyeti mevzubahis. Ortasaya''nın merkezinde yer alan bu ülke, Türkiye''den bir parça. Türkmenistan, modern batılı havayı Türkmenbaşı ile yakalamış. Türkmenbaşı, az nüfuslu ülkesini, ihtilaf ve çatışmalardan uzak tutmak için tarafsızlığı esas almış. Herhangi bir pakta bağlı değil..Sözü geçen bir lider. Ortaasya''daki her Türk cumhuriyeti gibi Türkmenistan da önemli yeraltı zenginliklerine sahip. Bunlardan biri de doğalgaz. Yıllardır Türkiye''de değişik Başbakan ve Bakanlardan "Türkmen gazı"nın bugün geleceği, yarın geleceği şeklindeki haberleri işitir dururuz. Lakin bu gaz bir türlü gelmez.

Türk milleti, öylesine akıl almaz haksızlıklara maruz kaldı ki nerede ise tepki refleksini kaybetti. Onun için bu güne kadar kimse kalkıp da "nerede kaldı bu Türkmen gazı?" diye soramadı. Sorulmadı. Sorulmuyor. Bizim soramadığımızı Türkmenistan Devlet Başkanı hürmetli Sapar Murat Türkmenbaşı sordu. O kadar ki bu iş için ziyaretine gelen Enerji Bakanı Cumhur Ersümer''i tatlı-sert bir üslupla adeta hesaba çekti. Aşkâbâd''da kabul ettiği Bakan''a şu mealde konuşuyor: -Bazı Türk siyasetçilerini anlamakta zorluk çekiyorum. İçerideki politik tartışmalarla bir kısım dış münasebetleriniz yüzünden Türkmen gazını almakta gerekli çabayı göstermiyorsunuz. Bunun üzerine Türk Bakan, bir açıklama yapmak istiyorsa da Türkmenistan devlet başkanı tatmin olmuyor. Bundan bir süre önce Mesut Yılmaz''la Cumhur Ersümer''in Rusya''ya doğalgaz temini için gidip ismine "Mavi Akım" denen bir projeye dair görüşmeler yapmış olmalarını mantıken hazmedemeyen Türkmenbaşı çıkışıyor:

-Moskova''da ne işiniz var? Çıkışmasının sebebini de şöyle açıklıyor: -Rusya''nın bugün için elinde Türkiye''ye satacağı gazı yok. Sibirya''dan getirecekleri iddiası ise inandırıcı değil. Böyle bir proje için 3-4 milyar dolar para ve uzun zaman gerekli. Rusya''nın yapacağı bizim size bin metre küpünü 70 dolara vereceğimiz gazı 114 dolara satmaktır. Halbuki biz, gazımızı doğrudan doğruya Türkiye''ye satarsak bundan iki taraf da kârlı çıkacaktır.

Bunun üzerine Ersümer, Türkiye''nin gaz ihtiyacını rakkamlarla anlatır ve sözlerini "14 milyar metre küp fazla gazı da Avrupa''ya ihraç edeceğiz" cümlesi ile bitirir ama ev sahibi devlet başkanının dedikleri ilginçtir: -Siz, önce Türk halkının ihtiyaçlarını karşılayın, Avrupa şöyle dursun!.. Dost acı söyler.. Doğru. Türkmenbaşı da dosttur ve acı söylemektedir? Niçin? Sebebi şu: Bunu da Hürmetli Türkmenbaşı açıklıyor: -Bugüne kadar, Türkmen gazının Türkiye''ye gitmesi için üç andlaşmaya kol çekmemize rağmen bir netice alamadık. Gazımızı satın alması için sekiz yıl Türkiye''nin peşinde koştuk... Kardeş ülkenin devlet başkanı sonunda restini çekiyor: -Şimdi siz koşun! Tercihinizi yapınız.. Ya Mavi Akım, ya Türkmen gazı... Haksız mı? Belli ki ihmal, Türkmenbaşı''nın dahi yüreğini sızlatmış. Onu da şu sözlerinden anlıyoruz: -Biz iki devlet, bir milletiz... Evet, aynı milletin iki devletini kalkındırmak dururken, üç andlaşma, sekiz yıl ve sadece lafta kalmanın izahı nedir? Neden Türkiye, hazır gaz ve daha ucuza alma imkânı dururken meçhul bir projeyle 114 dolara evet demekte? Türkmenistan''ın gazı Erzurum''a kadar getirmemesi andlaşmayı bozmaya yeter mi? Aşkâbâd dururken Moskova''da ne işimiz var?