Kaydet
a- | +A

Altın Portakal Festivali''nin artık yaygınlaşmış tabirle "Oscar" ödülleri, tarihi Aspendos Tiyatrosu''nda sahiplerine verildi.

Amerikan filmlerindeki duruşma sahnelerinde çok kullanılan bir söz vardır (ki, bu söz benim vicdanıma işlemiştir): "Gerçeği, yalnız gerçeği" söylemek...

Ben de "gerçeği, yalnız gerçeği söylemek" kaygısı içinde vicdanıma, görgüme, kişisel donanımıma dayanarak kanaatimi beyan ediyorum; Altın Portakal''da birincilik "Filler ve Çimen" isimli filmin hakkıydı. Film, benimle birlikte seyredenlerin açık farkla favorisiydi. Daha sonra sinemacılar arasında yaptığım soruşturmada onların da aynı fikirde olduklarını tesbit ettim. Aslında en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi sanat yönetmeni, en iyi kurgu, en iyi yardımcı erkek oyuncu olmak üzere toplam altı ödül alışı kamuoyuna filmin kalitesi hakkında fikir verebilir. Bence en iyi müzik dalında da ödül almalıydı; çünkü müziği bütünüyle çok başarılıydı.

Filler ve Çimen, siyaset-mafya-haber alma örgütleri arasındaki ilişkiyi çok hassas bir çizgide işleyen, eli yüzü düzgünden öteye mükemmel ve cesur bir film. Konu gereği oluşan sert hava estetik görüntüler ve anlamlı bağlamalarla ustaca yumuşatılmaya çalışılmış. Hatta gizli bir iç şiirsellik taşıdığı bile söylenebilir. Temposu çok iyi. Sinema keyfini içinize sindirerek ilgiyle seyrediyorsunuz. Bütün oyuncular çok iyiydi ama üstün bir performans sergileyen Ali Püsküllü bütün dikkatleri üzerinde topladı. Filmin, uluslararası pazarda da ilgi ve beğeni toplayacağına inanıyorum.

Filmin yönetmeni Derviş Zaim, parlak bir gelecek vaat eden çok yetenekli, donanımlı, olaylara çok boyutlu bir yaklaşımla eğilen usta bir yönetmen. Daha şimdiden yapacağı yeni filmleri seyretmek için sabırsızlanıyorum.

Bütün bu artı puanlarına rağmen filmin üçüncülük ödülünü alması beni ve çevremdekileri hayal kırıklığına uğrattı. Yapılan haklı eleştiriler ve haklı itirazlar ortamında neden böyle bir neticeye varıldığını anlamaya çalıştım.

Bu yılki festivalin ana teması "Barış"tı. Dostluğu, sevgiyi ve barış içinde birlikte yaşamayı işleyen "Güle Güle", belki ana temaya uygunluğu sebebiyle birinci seçilmiş olabilir. Ama sinema adına bence yanlış yapıldı.

Değerlendirmeleri bu perspektiften yapacak olursak, bütün aksaklıklarına rağmen toplumsal hiciv mesajları taşıyan "Abuzer Kadayıf"ın da sırf sosyal gerçeklere, popüler kültüre eleştirel yaklaşımı sebebiyle dikkate alınması gerekirdi diye düşünüyorum.

İkinciliği kazanan "Melekler Evi", düzgün ve estetik çekimlerine rağmen, ağır tempolu hikayesiyle vasat bir film. Hande Ataizi, rolüne hiç oturmamış. Ömer Kavur acaba Ataizi''ni seçmekle filme popülarite kazandırmak mı istedi gibilerden bir soru geliyor akla.

Söylenecek daha çok şey var.

Ama malum, yer meselesi...