Cumhuriyetimizin 77. yılını kutladık Bu kutlamanın resmi törenlerle değil de halk tarafından coşkulu bir şekilde yapılmasını istedik. Büyük, küçük hiçbir ayırıma düşmeden; kurallar içinde donuklaştırmadan sevinç ve heyecanlarımızı doya doya yaşayalım dedik.
Ama olmadı.
İnanç, azim ve büyük özverilerle kurulan cumhuriyetimizi 77. yıldönümünde şanına yakışır bir coşkuyla kutlayamadık.
Bir bayramı, sevinç çığlıkları şöyle dursun; arkasında hüzün tortuları bırakarak geçirdik.
Kafalarımız karışık, moralimiz bozuk, umutlarımız kırgın. İçimizde Atatürk''ün bize emanet ettiği cumhuriyeti hâlâ sağlam temeller üzerine oturtamamanın, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirememenin, cumhuriyeti cumhuriyet yapan ruhu ve değerleri kaybetmenin, cumhuriyeti demokrasiyle buluşturamamanın ezikliği... Emanete yeterince sahip çıkamamanın bir çeşit mahçubiyeti... Her birimizde görevimizi layıkıyla yapamamış olmanın vicdan rahatsızlığı...
İkibinli yılların başında çağdaş medeniyet yolunda dev adımlarla ilerleme kaydedeceğimize, kendine inanç ve güvenle çağa damgamızı vuracağımız yerde ülkemizin şu haline bakın nelerle uğraşıyoruz?
İnsan hammaddesi kokuşmuş, akıl ve sağduyu yitirilmiş; birbirimizle sürekli çekişmeli, kavgalı bir ülke portresi çizmekle meşgulüz.
Usulsüzlükler, vurgunlar, ahlaksızlıklar ortamında soluk alamıyoruz.
Bir yanda Umut, Matador, Paraşüt, Balina, Ahtapot, Kartal, Kasırga operasyonları altında iç bünyemizi kemiren çetelerle savaşlar...
Bir yanda irtica ile mücadele...
Bir yanda toplumu bir veba gibi kuşatan ahlak çöküntüsü...
Bir yanda bilim yuvalarında çekişmeler...
Bir yanda sorumsuz ve çürük yapılaşmalar yüzünden ruh sağlığımızı ciddi bir biçimde tehdit eden deprem korkusu... Bu korkudan rant sağlayan profesörler...
Bir yanda hemcinsleri gibi eşit ve özgür olamadıkları için intiharı seçen Batmanlı genç kızlar ve kadınlar...
Bir yanda hâlâ rayına oturmamış, model arayışları içinde olan; çağın gerektirdiği ihtiyaçlara cevap veremeyen bir eğitim sistemi...
Bir yanda Cottarelli''ye teslim edilen ekonomik darboğaz...
Bir yanda büyük bir halk kitlesini açlığa ve sefalete ve bunun neticesi olarak sosyal patlamalara sürükleyen gelir dağılımı eşitsizliği...
Ağzına kadar dolan hapishaneler... Sürekli feryat eden acılı mahkûm aileleri...
El birliğiyle içini boşalttığımız, kurumlarını içten çökerttiğimiz cumhuriyeti layıkıyla kutlayamıyoruz ne yazık ki...
Çünkü yüzümüz yok.
Netice?.. Yoğun bir hüzün tortusu...
Çare?.. Cumhuriyetin ilk yıllarında hakim olan ruhu yakalayarak teker teker yeniden yapılanma...

