Kaydet
a- | +A

Gazetelerde okumuşsunuzdur; geçenlerde Devlet Tiyatrosunun Taksim sahnesinde sergilenen bir oyunun galasında Ali Sürmeli isimli aktör, kendisinin de bizzat oynadığı oyunu skandal çıkararak

protesto etti.

Bakanın dayatmasıyla(!) oynadığını ileri süren Sürmeli, zoraki oynadığı bu oyunda çıldıracak hale geldiğini söyleyerek Cumhuriyet Savcılarını Cumhuriyet''in tiyatrosuna sahip çıkmaya davet ediyor! Haliyle anında medyanın ilgi odağı haline geliyor.

Hakaret boyutlarını da aşan bu

sert çıkışıyla eleştirilen Sürmeli''nin gazetelerde yayınlanan yarı çıldırmış pozda bir resmine bakıyorum. Yüz ifadesi, deprasyonun son safhasında olan bir insanın ifadesi. Zaten yaptığı davranış sağlıklı, demokrat ve uygar bir insanın davranışı değil. Kimileri onun medyatik olma amacıyla böyle davrandığını ileri sürüyor. Sanmıyorum. Bu, bir patlama! Kontrolsüz, düşüncesiz

ve sağlıksız

bir patlama!... Eğer önceden tasarlandıysa yazık!

Bu tavır, her şeyden önce bir sanatçıya yakışmıyor.

Ali Sürmeli kendisini çıldırtacak hale getiren bu oyunda oynamayı kabul edeceğine istifa etseydi daha yerinde ve uygar bir davranış sergilemiş olmaz mıydı?

Niyeti

gürültü çıkararak dikkatleri müşterek bir davaya çekmekse çok tatsız bir biçimde de olsa bunu başarmıştır.

Şimdi bütün dikkatler "Devlet Tiyatrolarında neler oluyor?" sorusunda odaklandı, sorunlar ve önlemler konusunda tartışmalar başladı.

Geçen akşam bir özel TV kanalının tertiplediği açık oturumda konuşan Devlet Tiyatrosu oyuncuları

zaman zaman hakarete varan ağır bir dille başta Genel Müdür Rahmi Dilligil olmak üzere üst yönetimi eleştirdiler, tiyatroda baskıcı bir rejim uygulandığını söylediler. Gazetelerde Sürmeli''ye destek veren diğer oyuncuların da beyanatlarına bakılırsa anlaşılan kurumda huzursuzluk çok geniş boyutlarda..

İyi ama bir rezaletle başlatılan bu çekişmeler ve ağır eleştiriler neden uluorta yapılıyor?

Toplumda demokrasi kültürünü geliştirmeyi amaçlayan bir kurumun kendi bünyesinde demokrasi kültürsüzlüğünün sancılarını çekmesi, zaaflardan kurtulamadığının böyle çekişmeli bir biçimde sergilenmesi hazin bir durum.

İşin aslına bakılacak olursa; "devlet"le "tiyatro" bağdaşmıyor. Zorla bağdaştırılmağa çalışıldığında sosyalist ülke çağrışımları yaptırıyor. Yeniden yapılanma hamlelerine girişilen Türkiye''de devletin kendini daha fazla yıpratmaması için elini ayağını tiyatrodan çekmesi bence en akılcı

tutum.

Kanaatimce, ne türlü değişiklikler, iyileştirmeler yapılırsa yapılsın, tiyatro çalışanlarını tatmin ve memnun etmeniz mümkün değil. Çünkü "devlet"le "sanat" iki zıt kutup. Biri kurallı ve sınırlı organik bir yapı,diğeri sınırsızlık ve sonsuzluk... Mutlu birliktelikleri eşyanın tabiatına ters.

Bütün arzusu bir kadroya yerleşerek ömür boyu iş güvencesi sağlamak olan oyuncu takımını bir yana bırakalım; gerçek sanatçının bir devlet kurumunda gönlünce arzuladığı ve ihtiyaç duyduğu özgürlük havasını soluması mümkün değildir.