İzmir Fuarı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen bir toplantıda Hülya Avşar''ın ekonomi üstüne konuşacağı haberi duyulunca hemen herkes şaşırdı. Eleştiriler, hatta boykotlar bile yapıldı. Peki ama neden? Ekonomi üstüne Hülya Avşar''ın konuşması bence son derece doğal. Çünkü Avşar, bütün yeteneklerini profesyonelce sergilemesini ve paraya çevirmesini becerdi. Mevcut sistemin kurallarına göre oynadı. Ama reklam, ama sansasyon... Neticede en başarılı şarkıcı, en başarılı tiyatrocu, en başarılı sinema oyuncusu, en çok reyting toplayan showgirl oldu ya, siz ona bakın... Üstüne üstlük, en güzel kadın imajı oluşturdu. Bundan böyle Avşar kızı isteyip de ne yapmaz? İsterse en büyük gazetelerde köşe yazarlığı bile yapıp istediği parayı alabilir. İsterse en çok satan kitabı yazabilir. Bir parmak oynatışını bile paraya çevirebilir. Ekonomi çarkını böylesine ustalıklı döndüren biri, elbette söz sahibi olacak, ekonomide girişimcilik ruhu üzerinde konuşacak! Hababam ülkesinin gerçeği bu... İster beğenin, ister beğenmeyin!
Bu gerçeğin idraki içinde olan Avşar, kendisini eleştirenlere her zamanki fütursuzluğu ile cevap veriyor: "Tansu Çiller okudu da ne oldu?" DYP''li kadınlar bu sözünden dolayı hemen teessür ve teessüf açıklamaları yaptılar. Ama Avşar kızının kastettiği Çiller değil, bütün okuyanlardı. Maaşa bağlı bütün okumuşların hal-ü pür melali ortadaydı. Hababam ülkesinde işini bilenlerin, gözünü açanların, fırsatları yakalayanların, köşeyi dönenlerin, büyük bir ciddiyetle kendilerini okumaya, düşünmeye adayanlara karşı takındığı tavırdı bu. Küçümseme ve alaya alış... İşini bilen şarkıcıların, mankenlerin, futbolcuların, dansözlerin inanılmaz paralar kazandığı bir garip kapitalleşme sürecinde, ekonomik dar boğazlarda sıkışıp kalan okumuş takımı bile zaman zaman "Biz okuduk da ne oldu?" diye sızlanmıyor mu? Analar, istikbal burda deyip küçük kızlarının elinden tutarak onları Unkapanı piyasasına sokmaya çalışmıyorlar mı? Babalar, öğrenme çağındaki çocuklarını binbir türlü riski göze alarak sokaklarda mendil satmaya zorlamıyorlar mı? Yoksulluğun çığ gibi büyüdüğü; bunun yanı sıra imrenmelerin, sekmeden uçmaya kalkışların azdığı böylesi bir ortamda çocuklar artık doktor, mühendis, öğretmen olma ideallerine zerre kadar itibar etmeyip bir Avşar, bir Tatlıses, bir Hakan Şükür olmak için evden kaçmıyorlar mı? Diyeceğim, Hülya Avşar''ı, ekonomi üstüne konuşuyor diye sakın küçümsemeğe, eleştirmeğe kalkmayalım. Dönüp kendimize bakalım. Okumanın, bilginin, düşüncenin, zevklerin bu kadar alaşacağı edilmesinde her birimizin sorumluluk payı ne kadardır, onu hesaplayalım.

