Hangi alanda olursa olsun birileri farklı yaklaşımlarda bulunup yenilenme rüzgarları estirdi mi dikkatimi çekiyor. Geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı yapan İstanbul Devlet Opera ve Balesi''nin yeni müdürü Sedat Öztoprak, opera ve bale mensuplarının heyecanlarını yitirmelerinin sergilenen eserlere yansıdığını belirterek, sanatçıların "sahne çöküntüsü"nün ve kurumun uygun olmayan hijyen koşullarının, havalandırmanın öncelikle ele alınması gereken sorunlar olduğunu söyledi. Ben bunu eski müdür Yekta Kara''nın başarılı grafiğinden sonra kırılan umutların yeniden canlanacağının, operada daha sağlıklı bir çalışma başlatılacağının kıvılcımı olarak değerlendiriyorum. İnsanı anlamak (hele hele bu sanatçı insansa) çok önemli. Günümüz idarecileri, yönetimin artık astığım astık, kestiğim kestik bir zihniyetle yürütülmemesi gerektiği fikrinde birleşiyorlar. Verim alabilmek için çalışanın moral durumuna önem verilmesinin şart olduğuna inanıyorlar. Görüldüğü kadarıyla Sedat Öztoprak da konuya bu düşünce ve inançla yaklaşıyor. Sanatçı da bu toplumun insanı. Moral değerlerini yitirmiş bir toplumun sanatçılarının da zamanla heyecanlarını yitirebileceğini, moral çöküntüsüne uğrayabileceğini düşünmek insani bir yaklaşım. Heyecan, yüksek moral ve coşku olmadan sanat olmuyor. Ayrıca sanatta büyük düşünmek gerekiyor. Öztoprak''ın İstanbul gibi bir metropole ciddi bir opera ve balenin yakışacağını; var olan sanat çizgisinin uluslararası kriterlere ulaşması gerektiğini söylemesi mevcut kalitenin daha da yükseleceğinin; opera ve balede parlak bir sezon geçirileceğinin sinyallerini veriyor. "İstanbul Devlet Opera ve Balesinin birinci vazifesi, dünya üstündeki örnekleri bizden önce başlamış evrensel çizgideki kriterleri kendi özümüzle birleştirip Türk halkına yeni ve çağdaş bir sentez sunmaktır" diyen Öztoprak''ın repertuarda yerli eserlere ağırlık vermesi sevindirici bir tutum. Yurtdışı turnelerinde mutlaka Türk eserlerine yer verilmesi gerektiğini savunuyor ki bu da eserlerimizin yurtdışındaki opera ve bale repertuarlarına alınması şansını arttıracak. Hasılı İstanbul Devlet Opera ve Balesi, anlayışların ve tutumların daha bir yapıcılık kazandığı umut verici bir hamle ve dirayetli bir yöneticiyle yeni sezona giriyor. Daha önce bu görevi başarıyla yürüten Yekta Kara''ya teşekkür ediyor, "Ben bu koltukta oturduğum süreyi nasıl uzatacağımı değil, nasıl kısaltacağımı düşünüyorum" diyerek birçok kişiye ders olabilecek nitelikte bir idarecilik anlayışını gündeme getiren Sedat Öztoprak''a başarılar diliyorum. 2000-2001sezonu repertuarına göz attığımda Zehra Yıldız ve Belkıs Aras için anma gecelerinin tertiplendiğini görmek beni çok duygulandırdı.
Vefanın olduğu yerde insanlık da vardır. Teşekkürler sayın Sedat Öztoprak...

