Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi''nin tertiplediği İstanbul Türk Müziği Günlerinin altıncısı 2-31 Mayıs tarihi arasında çeşitli mekanlarda yapılıyor. İletişimin aksamasız ve mükemmel olması gereken bir dönemde davetiyeler bana ulaşmadığı için konserleri dinlemem ve sempozyumları izlemem mümkün olmadı. Konsey Başkanı arkadaşım Göktan Ay''ın "Nerdesin?" diyen telefonu ve gazeteden Mehmet Nuri kardeşimin nazik hatırlatmasıyla Perşembe akşamı Cemal Reşit Rey salonunda düzenlenen "Şeb-i Arus" törenini izleme ve solistliğini Ahmet Özhan''ın yaptığı Kültür Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğunun muhteşem konserini dinleme fırsatı buldum.
Başta Göktan Ay olmak üzere emeği geçen bütün dernek üyelerini ve ülkemiz için yüz akı olan gerçek sanatçıları, bizlere böyle güzel ve anlamlı bir gece yaşattıkları; çölleşen ruhlarımızı yeşerttikleri için kutluyorum.
Dikkat ettim izleyenler arasında film festivallerinden, Batı müziği konserlerinden, tiyatro ve opera galalarından aşina olduğum yüzlerin hiçbiri yoktu. Bizim sanatsever ve entellektüellerimiz nedense Türk Müziğine kapalı. Yalnız entellektüeller mi?
Medya da ilgisizlikte geri kalmıyor. Konser sırasında hiçbir basın mensubunun olmayışı yalnız benim değil, çevremde herkesin dikkatini çekti.
Sahnede Küçük İbo olsaydı veya Hülya Avşar veya Fatih Ürek... Böyle mi olurdu? Ertesi gün, haber kanallarında peş peşe verilirdi.
Hele meşhur bir yabancı sanatçıysa? Nasıl da ballandıra ballandıra anons edilir, reklamı yapılırdı!
Bir Alman, bir İngiliz, bir Fransız öz müziğini küçümsüyor mu? Bu, yoksa bize özgü bir hastalık mı? Kültür ve geleneğimize yabancı kalmak bizim aydınımızın eski illeti. Ne diyelim, Allah şifalarını versin!
Bundan bir süre önce, bir yerde CRR orkestrasıyla ilgili bir yazı okumuştum. Bu yazıda orkestra genel sanat yönetmeni Arda Aydoğan''ın Almanya''da konser verme önerisine Alman müzik profesörü şöyle karşılık vermiş, "Gelin ama ne olur Mozart ve Beethoven çalmayın. Avrupa''daki 150 orkestranın hepsi onları çalıyor. Lütfen kendi kültürünüzle ilgili bir şeyler çalın." Arda Aydoğan''ın ne hissettiğini bilmiyorum ama ben bunu okuduğumda büyük bir üzüntü duydum. Bir yabancının "Biz, bizi biliyoruz; sen bize kendinden haber ver" demesi ağır bir sitem. Ben şahsen kaldıramıyorum. Kaldırabilenlere aşkolsun!
Yine de şükretmemiz gereken bir ileri adım söz konusu. O da son yıllarda Cemal Reşit Rey salonlarının Türk Müziğine kapılarını açması. Bunu sağlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Müdürü Şenol Demiröz''e ve Genel Sanat Yönetmeni Arda Aydoğan''a teşekkürler...

