Kaydet
a- | +A

"Dünya İşçileri Birleşin!"diye buyuruyordu komünizm. Ama yana yakıla beklenen olmadı. 1989''da Berlin Duvarı yıkıldı; komünizm birçok hayatı telef eden sloganlarıyla birlikte çöktü. Teknolojik gelişmenin olağanüstü boyutlarda ilerlemesi dünyayı yeni bir sürece soktu; küreselleşme... Bireyselleşmenin ön plana geçtiği, insan haklarının ısrarla vurgulandığı, özgürlük ve demokrasi taleplerinin arttığı; engellerden arındırılmış serbest piyasa ekonomisinin hakim kılınmaya çalışıldığı bu yeni sistemin yüksek sesle pek telaffuz edilmeyen, sessiz ve derin sloganı: "Dünya insanları birleşin!" Ancak, "küreselleşme" adı verilen bu karmaşık ve çok boyutlu olgu, yeterince açık ve net değil. Uzman kişilerin bile bunu tam olarak kavrayabilmeleri ve ifade edebilmeleri güç. Yalnız, öyle görülüyor ki dünya bu doğrultuda "Dönülmez bir akşamın ufkuna" girmiş durumda. Çok uluslu şirketlerin rotayı belirledikleri bu düzenin insanlara eşitlik, gelir dağılımında daha fazla hakkaniyet gibi peşin iddiaları yok. Ancak, gerçekci bir tutum içinde olayların sonunu baştan görebilenler; bu sistemin kurallarına uyum sağlayanlar; akılcı yöntemler ve yerleşmiş bir demokratik zihniyetle serbest piyasa ekonomisinin ve rekabetin önündeki engelleri kaldırmayı başarabilenler küreselleşmenin nimetlerinden faydalanabilecekler. Uyum sağlayamayanlar ise ağır bir bedel ödemek zorunda kalacaklar. Yani, birtakım sancıları da beraberinde getiren bu yeni düzende "at, binenin; kılıç, kuşananın" olacak. Aslında zor ve meşakkatli bir dönem. "Armut piş, ağzıma düş"e yer yok! İnsanoğlunun kafasındaki eski programları silmeden bu düzeni anlaması ve ayak uydurması hiç ama hiç kolay değil. Nitekim, hatırlayacaksınız; kendilerini sosyalizm hülyalarından kurtaramayan birtakım insanlar önce Seattle''da Dünya Ticaret Örgütünü protesto ettiler. O zaman pek önemsenmeyen, küçük ve eski bir sokak hareketi olarak değerlendirilen bu başkaldırı, zaman içinde yayılma alanını genişletti. Dinciler, öğrenciler, sivil örgütler, sendikalar bu küresel başkaldırıda birleşerek geçenlerde Washington''da toplanan IMF ve Dünya Bankasını protesto ettiler, "istemezük" feryatları kopardılar. Zamanla bu tepkiler gittikçe artacağa benziyor. Kimileri "sosyalizm canlanıyor" umutları içinde sevinçli, kimileri "dünyaya yeni bir felsefe gerek" kıvranışları içinde... Bu düzenin mimarları, vazgeçilmezliğin seyrinde ilkin "boşa kürek sallama" anlamına gelen bu tepkileri çok iyi anlamak ve gereğini yapmak zorundalar. Oluşturulmaya çalışan küresel ahlak anlayışının merkezine vicdan, merhamet ve şefkat yerleşmedikçe, zeka duyguyla sarmaş dolaş olmadıkça hangi sistemi uygularsanız uygulayın kitleleri mutlu etmek mümkün olmayacak. Bu belirsizliklerle kaplı yeni yüzyılda insan, daha fazla insan olmak zorunda...

İnsan, insanla buluşmalı... İnsan, ezeli yalnızlıktan ve dışlanmışlıktan kurtulmalı... Bence küreselleşmenin gerçek anlamı bu...