Kaydet
a- | +A

Ekranlara peşpeşe çıkan bilim adamlarının çoğu İstanbul''da büyük bir deprem olabileceğini söylüyor. Muhtemel bir depremde ölü ve yaralı sayısı tahminleri yapılıyor. Fısıltı gazetesi paniğe yol açan asılsız haberler yayıyor.

Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Ahmet Mete Işıkara, melul mahzun "Alışın...Tedbirli olun" diye uyarıyor.

Kiminle konuşsam herkes korku ve panik içinde, İstanbul halkı şokta. Psikolojik travma geçiriyor.

Ekranlardaki felaket manzaralarını seyrettikçe hem felaketzedeler için kahroluyor, yardım edebilmek için çırpınıyor, hem de üzerine üzerine geldiğini hissettiği bir depremin ön dehşetini yaşıyor. Elinde kumanda, ekranları tarayıp duruyor.

Her kanalda bir bilim adamı. Tahminler çeşitli. Ama öneriler genelde Işıkara''nın uyarısında birleşiyor: "Alışın....Tedbirli olun!"

Diyelim ki başucumuzda bir deprem çantası bulunduruyoruz... Ama o apansız geliveren canavar, bizi nerde, ne zaman, nasıl kıstıracak belli mi?

Gece olabilir, gündüz olabilir, çarşıda olabilir, pazarda olabilir, tuvalette olabilir, banyoda olabilir.... Her an her yerde deprem çantası taşımamız mümkün mü?

Öte yandan, evlerde hasar tespiti ve kontrol konusunda talep o kadar fazla ki kolay kolay sıra gelmiyor.

Uzman geldi, evimiz hasarlı çıktı diyelim, ne yapacağız?

Küçük, mütevazı dairemizi bir ömür boyu çalışıp güç bela almış, başımızı sokmuşuz.

Elimizde para pul yok, zaten amansız hayat pahalılığı karşısında geçimimizi güç bela sağlıyoruz. Her biri psikolojik travma içinde olan diğer daire sahipleriyle nasıl anlaşıp da bir ortak çözüm bulacağız?

Satmaya kalksak...Vicdani çözüm mü? Üstelik kim alır?

Kiraya çıkalım desek... Kazancımızın tümü kirayı karşılayabilir mi?

Çadır kuralım desek... Nerede, nasıl ve ne zamana kadar oturabiliriz?

Göç edelim desek... Bütün düzenimiz burada kurulmuş, bir başka yerde hayatımızı yeniden kurmamız nerdeyse imkansız.

Üstelik, bir başka yer güvenceli mi?

Gel de şu paranın gözü körolsun deme!

Paramız olsa, bastırırız zemini sağlam bir arsa alıp bir veya iki katlı bir ev inşa ettirerek otururuz.Veya zaten temeli sağlam olan binadaysak, çelikten deprem odaları yaptırırız.

Ama dar gelirli, orta halli oldun mu işin her şeyde olduğu gibi bunda da zor, çok zor! Üstelik o canavarın tedbirsizlikler üzerine kurulu hayatımızda karınca kararınca alacağımız önlemleri bir saniye içinde yiyip yutacağını biliyoruz.

Siz, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu her fırsatta söyleyen Cumhurbaşkanımız, siz duyarlı Başbakanımız, siz Valimiz, siz Belediye Başkanımız!

Çıldırtılıyoruz. Çaresizlik içindeyiz!.. Ne yapalım? Söyleyin.