Kaydet
a- | +A

Lafla peynir gemisi yürümez. Evet ama kurnaz kaptanlar bilumum gemilerini rüşvetle bal gibi yürütüyorlar. Rüşvet alıp verme ezeli bir hastalık. Bu durum büyük şairimiz Fuzuli''nin hafızalara kazınan meşhur dizesinde ifadesini bulmuş: "Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar." Yani, onyedinci asırdan bugüne kadar pek fazla değişen bir şey yok. Rüşvet, amansız bir hastalık olarak sosyal bünyeyi kemirmeye devam ediyor. Her gün patlak veren skandallara bakılırsa, rüşvet alıp verme, sistem içinde akıl almaz boyutlarda organize olmuş. Tüketim sevdası, lüks eşya merakı, safahat ve eğlence düşkünlüğü arttıkça rüşvetin boyutları da genişliyor. Açıkgöz iş adamı ve işini bilen memur akıl almaz tezgahlar kuruyor. Siz istediğiniz kadar tüyü bitmemiş yetim hakkından dem vurun; rüşvetçilere masal geliyor. Alanda da verende de vicdan yok ki haktan hukuktan anlasın! Ankara Sanayi Odası (ASO), "Türkiye'' de ve Dünyada Devlet-Özel Sektör İlişkileri" konulu bir anket yaptırmış. Bu anketin acı ve düşündürücü sonuçları Türkiye Gazetesinde "Devletin her kurumu lime lime" başlığı altında verildi. Türkiye''de iş adamlarının % 68''i işlerini yaptırabilmek için rüşveti doğal karşılıyormuş. Al gülüm-ver gülüm tezgahları bizim için sürpriz değil ama bu gerçeğin somut bir şekilde rakamlarla karşımıza çıkması doğrusu tüyler ürpertici. İnsanı müthiş bir güvensizliğin ve umutsuzluğun kör karanlıklarına itiyor; Türkiye gelişiyor kıvancınıza gölge düşürüyor. Türkiye''nin mevzuat ve zihniyet reformuna ihtiyacı bulunduğunu ileri süren ASO Başkanı Zafer Çağlayan, anket sonuçlarını yorumlarken şöyle diyor: "Kral çıplaktır. Devletin her kurumu lime lime." Özel Sektörün devletin kurumlarına bakış açısı bu kadar hazin.

Devlet kurumlarında yeniden yapılanmaya ihtiyaç var deniyor. Bu, herkesin kabul ettiği bir gerçek. Ama önce zihniyetlerde yeniden programlanma gerek. Gemisini günahsızların sırtından kaydıran kurnaz iş adamıyla, işini bilen memurun ıslahı kaçınılmaz. Önce, vicdanlarda aydınlanma, tatmin edici maaş ayarlamaları gerek. Sonra mevzuat değişiklikleri. Memuru hayat yükünün altında ezdirmeyecek, gayri kanuni yollara itilmesini önleyecek bir maaş politikası şart. Devlet, önce memurun karnını doyuracak, ona insanca bir yaşam standardı sağlayacak. Gıdım gıdım maaş arttırımı memura: "Benden bu kadar. Sen, ne yaparsan yap" demek. Herkes, kabiliyetince yol tutuyor işte. Kimi ikinci bir iş buluyor. Kimi avantayla açıklarını kapatma, heveslerini tatmin etme yoluna gidiyor. Bu kadar basit... Ama olan devletin itibarına oluyor...Yazık değil mi?