Kaydet
a- | +A

Mahsun Kırmızıgül benim konservatuardan öğrencim. Tanıdığım kadarıyla yakaladığı fırsatları değerlendirme heyecanı içinde olan, gözü açık, çıkarlarını kollarken yüreğinde Anadolu delikanlısının safiyetini muhafaza etmeğe çalışan bir gençti. Bir gazetede okuduğuma göre şimdilerde yorgunmuş. Son albümü de "Yoruldum" adı altında çıkmış. İlk anda bu yorgunluğun para ve şöhret içinde hızlı yaşamaktan, müzik piyasasındaki alavera dalaveralardan kaynaklandığını düşündüm. Ama Kırmızıgül''ün kendisi çok çarpıcı bir şekilde açıklama yapınca doğrusu sarsıldım. Şöyle diyordu Mahsun: "Ezilmişten yana oldum, sen solcusun dediler. Ülkemi sevdim diye sen sağcısın dediler. Namaz kıldım, oruç tuttum, sen yobazsın dediler. Yoruldum, yoruldum artık!" Bu samimi itiraflar aslında Türk toplumunun yıllardır kanayan yarasına parmak basıyor. İnsanları etiketlemek,dışlamak, kamplaşmalara zorlamak, uçlara itmek... Sözde özgürlük yanlısı fikir ve sanat çevrelerinin yıllardır süregelen hastalıklı tutumu. Demokrasi vadisinin kükreyen aslanları kalıplı düşünme alışkanlığından vazgeçemedikleri için insan gerçeğini, insanın sınırsızlığını gözardı ettiler; olgun insanın dindar olabileceği gibi bir hak arayıcısı olabileceğini, emeğe saygısını, zulüm ve baskıya karşı çıkabileceğini; öz değerlerlerini sahiplendiği gibi evrensel değerleri de sahiplenebileceğini, aydınlık düşünceler ve aydınlık bir yürek taşıyabileceğini kavrayamadılar. Birbirlerini dinlemek, anlamak, kabullenmek yerine birbirlerine karşı çıktılar. Birbirlerine karşı duvar ördüler; geçit vermez kaleler inşa ettiler. Onun için ülkede demokrasi çiçekleri açamadı; hak ve hukuk arayışları yarım ve güdük kaldı. Nice güzel insan bir süre umutsuz çırpınıştan sonra küskünlük adasına çekildi, değerler telef oldu. Fikirler, fikirlerle güçlenmedi; insan, insanla zenginleşmedi. Yeni bir enerji ve hünerle ortaya çıkanlar dışlanma, etiketlenme ve itilme korkusuyla yalan ve riya girdabında kişiliklerini yitirdiler. 2I. Yüzyılı yakalamak zorunda olan Türkiye''de artık bu hastalıklı tutumlardan kurtulunmalı, yorgunların boğulduğu cehalet batağı kurutulmalı. Bazı sağduyulu kimselerin çıkardıkları ses, bu hususta umut vadediyor. Geçen yazılarımın birinde bu sesleri duyurmağa çalışmıştım. Şimdi de bir başka sese kulak verelim. Güler Dinleç adında bir okuyucu, Hürriyet''te "Yeter Söz Milletin" köşesinde yayınlanan mektubunda geçen hafta yitirdiğimiz Kemal Sunal hakkında çarşaf çarşaf yazılar çıkarken çok değerli bir müzisyen olan Çinuçen Tanrıkorur hakkında bir tek yazı yayınlanmamasını yadırgadığını söyleyerek bir haksızlığı ve dışlanmayı gündeme getirdi.

Ertesi gün, aynı köşede yazan genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, söz konusu durum için okuyucusundan özür dileyerek en kısa zamanda bu hatanın düzeltileceği haberini verdi. Türkiye''nin şucu, bucu demeden bütün güzel insanlarına sahip çıkacağının yürek ferahlatan belirtileri bunlar...

Kulaklarımız sağduyunun daha nice seslerine hasret...