Geçtiğimiz günlerde Bursa''da gerçekleştirilen Türkiye Tarihi Kentler Birliği''nin kuruluş toplantısında, TMMOB Başkanı Oktay Ekinci, tarihi dokunun ve perspektifin korunması konusunda dia gösterili bir konuşma yaptı. Avrupa Şehirlerinin yanında bizim ne kadar sağlıksız ve çarpık kentleşme süreci içinde olduğumuz resimlerle belgelenince konuşmayı takip edenler müthiş etkilendi.
İçişleri Bakanı Saadettin Tantan''ın, Devlet Bakanı Recep Önal''ın, Kültür Bakanlığı Müsteşarı Fikret N.Üçcan''ın, Afyon, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Düzce, Eskişehir, Kastamonu, Kütahya, Sakarya ve Yalova valilerinin yanı sıra tarihi ve kültürel özellikleriyle tanınan 51 kentin Belediye Başkanlarının hazır bulunduğu toplantıda Ekinci''nin yaptığı konuşma, son derece anlamlı ve uyarıcı mahiyettiydi.
İşte size siyasete odaklanmadan, siyasi tavırlar takınmadan yöneticilerle ortak bir amaç doğrultusunda işbirbirliği yaparken uyarıcı ve bilgilendirici olan; yöneticilerin hatalarını kırmadan, hırpalamadan ortaya seren sivil toplumun gerçek gücü...
Toplantıda hazır bulunan hiçbir üst yöneticinin (eğer emanetin gerçek sahibiyse, eğer gerçekten vicdan sahibiyse) bundan böyle çarpık yapılaşmaya geçit vermeyeceğine inanıyorum.
Onlar bir yana ben dahi (Ne demek ben dahi?katılımcı bir vatandaş olarak ben de sorumlu değil miyim?) şimdi bütün kentlere tepeden bakıyorum. Nerede tarihi dokuya ve perspektife aykırı bir durum var, hemen farkediyorum.
İstanbul''da Dolmabahçe Sarayı''nın tepesine heyula gibi dikilen oteller ve oraya buraya mısır diker gibi dikilen daha bir sürü saygısız gökdelen beni daha bir rahatsız etmeye başladı.
Bu rahatsızlık yalnız İstanbul''da değil, Türkiye''nin modernleşme ve gelişme adı altında beton yığınlarıyla, kaçak yapılarla doldurulan bütün kentler için de söz konusu. Bir görgüsüz, bilinçsiz, rantçı ve talancı zihniyet ki, meğer bizi soluk alamaz hale getirmiş...
Ne yazık ki aynı içler acısı durum Tarihi Kentler Birliğinin geçici başkanlığını üstlenen Bursa Belediyesi sınırları içinde de göze çarpıyor. İsteyen, istediği yere, istediği moloz yığınını apartman diye, otel diye kondurmuş. Genel siluette bu çarpıklıkları anında görüp dehşete düşüyorsunuz.
Oysa Avrupalı, kentlerinin tarihi dokusunu ve perspektifini özenle korumuş, asla bilinçsiz yapılaşmaya gitmemiş. Onlar da kat kat beton yığınları yapıp rant sağlamayı bilemezler miydi?
İşte, Avrupa ile aramızdaki fark. Onlar kimlik ve kişiliklerine sahipler, tarihi miraslarını özenle koruyorlar. Ya biz? Sorumsuz mirasyediler...
Al takke ver külah!
Bir koy, beş al!
İyi ki gittikçe güçlenen sivil toplumlar, iyi ki Çekül Başkanı Metin Sözen gibi, TMMO Başkanı Oktay Ekinci gibi bilinçli ve yol gösterici gönüllüler var.

