Kaydet
a- | +A

Küçük bir öğrencinin söylerken şaşırması yüzünden yıllardır ilkokullarda yapılan bu ant, şimdilerde tartışma konusu oldu. Bazılarına ters gelen nedir? Bilinçüstünün komutlarını kesinlikle uygulayan bilinçaltının küçük yaşlarda aidiyetliğe, doğruluğa, çalışkanlığa, sevgiye ve saygıya programlanması herşeyin doğrusunu biz biliriz iddiasında olanları niye rahatsız ediyor, anlayabilmiş değilim. Eğitimin genel amacı, zihinlerde bilgi depolamaktan önce, söz konusu antdaki kalıpların içini doldurmaktır. Yani asla ırkçılık demek olmayan ulusal gururun moral değer olarak kazanılmasının, doğruluğun, çalışkanlığın, sevgi dolu olmanın ve saygı duymanın gerçek insan mertebesine ulaşma serüveninde manasını anlatmak esas olmalıdır. Bu, yapılmadığı takdirde ne olur? İçi boş bırakılan kalıplar kişilerin günlük dünya görüşlerine göre oluşturduğu, genelde çelişkilerin ve altyapısızlığın ürünü olan birtakım ucuz değerlendirmeler, kompleksler ve küçük hesaplarla doldurulur. Bu durumda şovenistlikle ulusal gurur karıştırılır; Türk olmakla iftihar edememek gibi hastalıklı bir durum ortaya çıkar. Doğruluk, günün şartlarına uymak ve kayıtsız şartsız itaat olarak algılanır. Çalışkanlık, işini bilmek, köşeyi dönmek, gözünü açmak çabaları arasında gerçek anlamını yitirir. Sevmek,"Sev beni seveyim seni şeklinde ifadesini bulan pazarlık konusu olur vs... Şimdi bir off-shorezedeyi düşünün. Zamanında birçokları gibi parasını normal bir banka hesabına yatırmamış. Ya ne yapmış? Gözünü açmış (!), uyanık davranmış (!) daha fazla kazanç için parasını her türlü vergiden ve mevzuattan muaf olan off-shore hesabına yatırmış. Parası batınca, feryad-ü figan ederek devletin yakasına yapışmış. İşe bak, hem vergiden kaçıyorsun, hem de hak talep ediyorsun! Devlet de bir kanun çıkartarak ona 20 milyar ödeme kararı almış. "Uyanıklar ödüllendirilirken, safların cezalandırılması" olarak değerlendirilen bu durumda iki taraf da "doğru" hareket etmiş midir? Düşünün...

Öte yandan, işçi, esnaf, köylü, memur, emekli hasılı; çoğunluğu oluşturan dar gelirli kesim, hayat pahalılığı altında inim inim inlerken bazı uyanıklar (!) çete kurarak bazı rüşvetçi bürokratlar sayesinde devleti yolmuşlar, her şeyimizi emanet ettiğimiz yöneticilerimiz zamanında vicdan sahibi sorumluların dürtmesine rağmen bir güzel uyumuşlar. Böylesi bir görev ihmalinin dürüstlükle, çalışkanlıkla bağdaşır bir tarafı var mı? Söyleyin... Neticede diyeceğim şu: And''a evet! Ama yarının büyüklerine içi gerçek anlamda doldurularak özümletilmesi şartıyla... Yoksa, kuru laflara karnımız tok!