Kaydet
a- | +A

Türk Kültürünün iki temel ögesi, dil ve müzik... Bugün ikisi de sancılı. İkisi de sorunlu. İkisi de ihmalin, ilgisizliğin ve sevgisizliğin çıkmazında...

Türkçe, sorumsuz ellerde, hoyrat dillerde gün geçtikçe bozuluyor, yozlaşıyor. Bu konu üstünde yazıp çizmek de etkili olamıyor, bütün uyarılara rağmen genel bir umursamazlık ve laçkalık sürüp gidiyor. Kürt Dili için gösterilen çaba, ne yazık ki Türk Dili için gösterilmiyor. Türkçe, kendi öz vatanında sahipsiz...

Bazı aydın geçinenler, Batı dillerinin Türkçe''yi istila etmesini, "küreselleşme"nin doğal bir sonucu olarak değerlendirip adeta destekliyorlar; dünyanın tek dile (Bu da İngilizce) doğru gittiğini peşinen kabullenip Türkçe''nin ezilip büzülmesinden, eriyip gitmesinden pek rahatsızlık duymuyorlar. Sağlıklı bir anadil eğitimi almayan gençler de maalesef dilimiz konusunda duyarsız ve sorumsuz davranıyorlar. Keyfi ve bozuk kullanım ne yazık ki toplumda gittikçe yaygınlaşıyor.

Türk Dili bu kadar kötü durumda da Türk Müziği farklı mı? Aynı yozlaşma ve keyfilik Türk Müziği (sanat ve halk müziği) için de geçerli. Başta özel TV kanallarının ve radyoların öz müziğimize karşı gösterdikleri olumsuz ve sorumsuz tavır, üzülerek belirtmeliyim ki sürekli "değişim" anonsları veren TRT''yi bile etkilemiş durumda. O da sanki özel kanallarla rekabete girmiş gibi bir havada.

Öte yandan, Türk Müziğini geliştirmek, yaygınlaştırmak ve evrenselleştirmek amacıyla kurulan İTÜ''ye bağlı Türk Müziği Devlet Konservatuarı da neredeyse piyasaya popçu yetiştiren bir kurum haline gelmiş gibi görünüyor. TV kanallarının sohbet porgramlarına çıkan genç popçu adaylarının İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı''nda öğrenci olduklarını üzerine basa basa övünçle söylemeleri düşündürücü.

Dil ve müzik konusunda bu olumsuz ve üzücü gidişat, nihayet bir milletvekilimizin de dikkatini çekmiş. Esasen bir kültür adamı ve yazar olan ANAP İstanbul Milletvekili Yılmaz Karakoyunlu, Türk Dili ve Müziğinin Yozlaştırılmasının Önlenmesi hakkında Meclis Başkanlığı''na bir araştırma önergesi vermiş.

Önergesinin gerekçesinde şöyle diyor Karakoyunlu: "Anayasanın 3. maddesine göre, anadilimiz Türkçe''dir. Yine Anayasamızın 63. ve 64. maddelerinde kültür ve sanatın korunması sorumluluğu derpiş edilmiştir. Bu anayasal sorumluluk çerçevesinde Türk Diline ve Müziğine karşı her türlü koruyucu geliştirici ve öğretici sorumluluğu bulunan devlet kurumu niteliğindeki basın, yayın ve televizyon örgütleri başta olmak üzere diğer kurumlar bu konuda gerekli duyarlılığı göstermemektedirler. Aksine, Türk dilinin ve Müziğinin korunması hakkındaki yasal ve yönetsel bütün ilkelere rağmen bu kuralları ihlal etmeyi rekabet sanan bir yanlışın içine girmişlerdir."

Durum tesbitlerini tam bir isabetle yapan Yılmaz Karakoyunlu''nun bu araştırma önergesini desteklemek ve alınacak sonuçları hassasiyetle takip etmek, Türk Dili ve Müziğine gönül vermiş herkesin görevidir diye düşünüyorum.