Kâinattaki mükemmel ahenk ve intizam; her şeyi yaratan, Allahü teâlânın varlığına açıkça şahitlik etmektedir.
Zerreden güneşe kadar kâinattaki bütün varlıklar büyük bir ahenk, nizam ve intizam içindedir. Bu ahenk ve intizamın tesadüfen meydana gelmesi asla mümkün değildir. Kâinata dikkatle bakan bir insan, varlıkların kendi kendilerine olamayacağını; onları yoktan var eden, varlıkta devam ettiren ve yok olmaktan koruyan Yüce ve tek Yaratıcı’nın bulunduğunu kolayca anlar.
Allahü teâlâ her şeyi en güzel ve en faydalı şekilde yaratmıştır. Meselâ, yerküresini güneşten yüz elli milyon kilometre uzaklıkta yaratmıştır. Daha uzakta yaratsaydı, hiç sıcak mevsim olmaz çok soğuktan ölürdük. Daha yakında yaratsaydı, çok sıcak olur, hiçbir canlı yaşayamazdı. Bu mesafe, hayatın devamı için en uygun ölçüdedir.
Etrafımızı saran hava da aynı mükemmel bir dengeye sahiptir. Hava; hacim olarak yüzde yirmi bir oksijen, yüzde yetmiş sekiz azot ve on binde üç oranda karbondioksit gazlarının karışımıdır. Oksijen, hücrelerimize kadar girip oraya gelmiş olan gıda maddelerini yakarak bize güç ve kuvvet verir. Oksijenin havadaki miktarı daha fazla olsaydı hücrelerimizi de yakar, hepimiz kül olurduk. Miktarı yirmi birden az olsaydı gıdalarımızı yakamazdı, yine hiçbir canlı yaşayamazdı.
Yağmurlu ve şimşekli havalarda oksijen, azotla birleşerek havada nitrat tuzları meydana gelip yağmurla toprağa iner ve bitkileri besler. Bitkiler hayvanlara, hayvanlar da insanlara gıda olur. Görülüyor ki rızkımız semada, göklerde hâsıl olmakta, göklerden yağmaktadır.
Havadaki karbondioksit gazı da hayati bir denge unsurudur. Beyindeki kalp ve teneffüs merkezlerini uyararak çalışmasını sağlar. Havadaki karbondioksit miktarı azalırsa kalp durur ve nefes alınamaz; miktarı artarsa boğuluruz. Karbondioksit miktarının hiç değişmemesi lazımdır. Bu dengenin korunması için Allahü teâlâ denizleri yaratmıştır. Karbondioksit miktarı arttığında fazlası denizlerde eriyerek sudaki karbonat ile birleşerek onu bikarbonat hâline çevirir. Bu da dibe çökerek denizlerin dibinde çamur tabakası hâsıl olur. Havada azalınca çamurdan ayrılıp suya ve sudan da havaya geçer.
Bütün canlılar havasız yaşayamaz. Bu sebeple Allahü teâlâ havayı her yerde ve her canlıya, çalışmalarına gerek kalmadan karşılıksız veriyor ve ciğerlerine kadar gönderiyor. Susuz da hayat mümkün değildir. Suyu da her yerde yarattı fakat susuzluğa daha fazla tahammül edilebildiği için, suyu aranıp bulunabilecek ve taşınabilecek şekilde yaratmıştır...
Bütün bunlar göstermektedir ki, kâinattaki bu mükemmel ahenk ve intizam; her şeyi yaratan, Allahü teâlânın varlığına açıkça şahitlik etmektedir.
Bunu anlayan, Allahü teâlâya iman eder ve Onun Peygamberi Muhammed aleyhisselâm vasıtasıyla bildirdiği İslamiyet’e uyup dünya ve ahiret saadetine kavuşur.

