Önceki gün memleketim Rize-Ardeşen''den esnaf bir yakınım aradı:
"Bankada 42 bin dolarım var. Herkes bütün bankalar batacak, paranı çek, evinde sakla diyor. En iyi sen bilirsin parayı çekeyim mi?" Yakınıma "banka batacak diyen kim" diye soruyorum. Aldığım cevap şu: "Kahvede, camide sokakta herkes aynı şeyi söylüyor. Yok efendim bankaların içi boşmuş şu bu. Bazıları da Türkiye''de bulunan yabancı bankaları tavsiye ediyor. Ben en iyi sen bilirsin diye seni aradım." Akrabama aynen şunları söyledim: "İnanma onlara. Bugüne kadar olduğu gibi iyi bildiğin bankanla çalışmaya devam et. Paranı da bana sorarsan çekme."
ZEKERİYA TEMİZEL Çekme dedim ama içimde mini olsa da bir şüphe. Mazallah ya aksi bir şey olursa sorumlu olacağız.
Ama hayır, güvenilir dediğimiz o bankalarımız da batarsa o zaman ülke battı demektir. Bütün bunları niye mi yazıyorum? Memleketin bir ucu, Rize''nin Ardeşen''indeki güvensizliği yansıtmak için. Ardeşen''deki bir tasarrufçu bile yabancı bankayı akla getiriyorsa varın gerisini siz düşünün. Ha bunun sorumlusu kimler midir? Sözde dürüstlük ya da şeffaflık adına terör estirip "Nereden buldun?" gibi ucube yasaları dayatan o malum kafalardır bunun müsebbipleri. Onların başında da Zekeriya Temizel geliyor. Zekeriya Temizel''in Maliye Bakanlığı bu ülkenin kalkınma tarihinde bir dramatik zaman dilimidir. Dikkat edin o günden beri Türkiye geriye, hep geriye gidiyor. Mali milad çöküşün doğum günüdür.
SIRDAŞ HESAP Diyeceksiniz ki Temizel kara paraya engel olmak istedi. Hayır... Kara para sahibi zaten "minareyi çalan kılıfını bulur" misali bir yolunu mutlaka bulur. O yasa ya da bakışla Türkiye''de para ve sermaye ürkütülmüştür. Herkesin kabul edeceği gibi o günden bugüne Türkiye''den dışarıya servetler transfer edilmiştir. Bugün 10 milyar dolar için "dilenci" görüntüsüne giren Türkiye devletinin vatandaşlarına ait en az 30-40 milyar dolar İsviçre bankalarındadır. Soruyorum şeffaflık ve dürüstülk bu parayı kaçırıp devleti yüzde 200 faizlerle borçlanmaya mecbur etmek ve ülkeyi bugünkü durumuna düşürmek midir? Sırdaş hesap olayını iktidarı döneminde uygulayan Rahmetli Özal''ın kalitesi ve de büyüklüğü işte bunun içindir. Kara parayı takip etmek istiyorsan, o trafiği izle ve suçluyu yakala. Kara para ve dürüstlük edebiyatı ile sermaye ve paraya gem vurmaya düşman olursan olacağı budur. Üzülerek kaydetmeliyiz ki Türkiye''de bir süredir dürüstlük terörü estiriliyor. Heybesinde ya da dağarcığında bir şey olmayanlar kısa yoldan siyasi anlamda köşeyi dönmek için dürüstlük silahına sarılıyorlar. Yahu günlerdir yazıyoruz, dürüstlük "yeter" şart değil, "gerek" şarttır. Tevfik Fikret''in dediği gibi kanun diye diye kanunun tepelenmesi misali, dürüstlük diye diye bu ülkede "güven" tepelenmiştir. Bakın bugünün ikliminde eğer "güven" tesis edilemezse değil 10 milyar dolar, 50 milyar dolar bile bir işe yaramayacaktır. Ardeşen''deki basit bir esnafı bile ürkütmüşseniz, değil yabancı sermaye, yerli sermaye sana nasıl güvensin? Güvenmediği için de aldığım bilgilere göre son 4 ayda Türk işadamı dışarı gidiyor, yatırımını orada yapıyor. Ha bugünkü kafa ile güveni tesis de mümkün değildir. Akıllarınca ucuz yoldan siyasi parsa toplamak isteyen dürüstlük simsarları yolları kesmiştir. Yapılması gereken ilk iş yolsuzluk edebiyatından başka hiçbir sermayesi olmayan bu güruhtan kurtulmak olmalıdır. Hırsızlıkla mücadele ayrı bir olaydır. O zaten insan olmanın gereğidir. Gelinen bu noktadan sonra Türk halkı artık bu ayırımı ve tercihi yapacaktır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ama benim siyasetçim, benim devlet adamım, üçüncü dünyanın kabile ülkelerinde yapıldığı gibi bu istismarın üstünde yükselmeye çalışmasın.
ÇÖRTÜK OLAYI Bu vesile ile değineceğimiz bir başka konu da Kamuran Çörtük''le ilgili basına yansıyan iddialardır. Neymiş efendim bir bankamız Çörtük''ün Romanya''daki bankasını kurtarmak için 150 milyon dolar para çıkarmışmış. Kamuran Çörtük''ün patronu olduğu Bayındır Grubu açıklama yaptı, öyele 150 milyon dolar aktarma falan yok. Peki ya ne var? Karşılıkları verilerek yani oyunun kuralı gereği 30 milyon dolar alınmış o bankadan ve o para gönderilmiş. Yani açıklamaya göre çalma, hortumlama, iane ya da gasp şu bu yok. Peki o zaman manşetlerdeki bu haber niye? Kamuran Çörtük''ün Bayındır Grubu bu ülkenin binlerce insanına iş ve aş veriyor. Keza bu grup bu ülkeye artı değerler sağlıyor ve vergi kazandırıyor.
SUÇLU İMAJI Soruyorum hele de böylesine kaygan bir ortamda ticari bir grubu hedef yapmak hangi aklın ya da mantığın ürünüdür? Varsa bir yanlış elbette üstüne gidilsin ama korku salmak ve peşinen suçlu imajını oluşturmak evrensel hukukun hangi maddesinde mevcuttur? Soruyorum ispatlanıncaya kadar insanlar masum ise bu yapılan nedir? Kanaat ve kamuoyu oluşturmak değil midir? Hem gerçekte hedef alınan Kamuran Bey değil, şirketinde çalışanlar ve Türk ekonomisidir. Kamuran Çörtük ve benzerlerini bu şekilde yıldırırsanız bu ülkeyi yoksuzluğa mahkûm edersiniz. Bugün olduğu gibi... Yok amaç üzüm yemek değil de bağcıyı dövmekse, yemezler. Siz âlemi kör, milleti sersem mi sanırsınız...
Sabahattin Önkibar

