Bugünün ve geleceğin politikacıları dünkülerle kıyaslandığında işleri fevkalade zordur. Kitle iletişimin yaygınlaşması ve eğitim düzeyinin yükselmesi ile Türkiye''de geçmişte neredeyse hiç olmayan "protesto bilinci" çok kısa bir sürede güvenliği bile tehdit edecek bir seviyeye ulaştı. İnsanlar artık en küçük olumsuzluklarda bile sokağa dökülebiliyor. 1980 öncesinde yürüyen gençlere "anarşist" gözü ile bakan esnaf kitlesi şimdilerde meydanlarda lastik yakıyor. Bırakın onu bunu, önceki akşam Susurluk ilçesinde olduğu gibi polisiye bir olay için bile insanlar artık sokağa dökülebiliyor.
Diplomalı işsizler Kuşkusuz yaşanan son olaylarda insanların tepki gerekçeleri ortadadır. Böylesi bir tabloya isyan etmemek mümkün değildir. Ancak bütün dramatik şartlara rağmen kamu düzeninin muhafazası esas olmalıdır. Krizin derinleşmesi ile beraber bugünleri bile arayacağımızdan kuşkulu ve de endişeliyiz. Düşünün kamu bankalarının haklı rehabilitasyonu operasyonu ile binlerce, onbinlerce insan işten çıkarılacak. Tamamına yakını diplomalı olan bu bilinçli kitlenin sergileyeceği protesto tavırları daha keskin ve dikkat çekici olacak. Bu da haliyle kamu düzenini tehdit edecek.
Kitlelerin isteği Gelelim sokağa dökülenlerin istemlerine? Feveranlarında haklıdırlar. Yaşanan krizde bu insanların suçu günahı yoktur. Başkalarının işlediği günahı esnafa, işçiye ve memura kesmek ne insafla, ne de vicdanla bağdaşır. Yürüyen esnaf ve dar gelirliler isyan ediyor ve suçlu arıyorlar. Buldukları ilk zanlı da bu hükümettir. Bu itibarla da haklı olarak koro halinde hükümetin istifasını talep ediyorlar. Yürüyen ve feveran edenlerle mutabıkız. Ancak bir şeyin altını çizelim: Evet bu krizde mevcut hükümetin günahı vardır ve büyük orandadır. Lakin geçmişteki ihmaller de göz ardı edilemez. Kamu bankalarının görev zararı adı ile peşkeş çekilmesi, siyasi sübvansiyonlar sadece bu hükümetin icraatları değildir. Bugün var olan çöküntü tablosu yılların birikimidir. Keza hortumlamalar da son iki yılda başlamış değildir. Gelelim istifa taleplerine? Doğrudur, mevcut hükümet psikolojik olarak da çökmüştür ve inandırıcılığı kalmamıştır. Ancak bir an için duyguları bırakıp gerçeğe dönelim. Başbakan Ecevit''in de söylediği gibi bu hükümetin alternatifi var mı? Milli Mutabakat hükümeti mi dediniz? Olmaz. Her kafadan bir ses çıkan bir yapı olur ve her şey birbirine girer. Mevcut koalisyon yapısı iki yıllık beraberlik nedeni ile az çok bir uyum ve karşılıklı tanıma sözkonusudur. Yeni hükümet demek, onun kuruluşu ve protokolü vs, yeni bir kaos demektir. Ortaklardan biri gitse diğeri gelse o da olmaz ve çözüm değildir. Evet var olan tabloda bu Parlamentodan çıkabilecek başka bir model yoktur. Efendim seçime gidelim? Bu ortamda mı? Erken seçim, en az üç ay demektir. Soruyorum Türkiye seçim ortamına girilmiş başıboş üç ayı nasıl taşıyacak? Hem işte ard arda anketler yayınlanıyor. Allah aşkına yüzde 10''luk barajı geçebilen bir parti var mı? Yoksa, o zaman yeni bir seçim hangi derde deva olacak?
Darbe ve Tibuk Evet duygularla değil de, akıl ve mantıkla bakıldığında tablo budur. Nitekim öyle olduğu için de son dönemlerde müthiş yükselen ve İnternet anketlerinde en çok oy alan parti olan LDP''nin akıllı lideri Besim Tibuk onca muhalefetine karşın zorunlu olarak yola bu hükümetle devamı seslendiriyor. İdeal olduğu için mi? Hayır, başka yol olmadığı için. Bakın bazılarına abartı gelecek ama bu hükümetin tek ama tek alternatifi teknokrat Hükümet yani ara rejimdir. Açıklıkla söylemeliyiz ki böyle bir ihtimal şu gün için ciddi olarak sözkonusudur. Sokak hareketleri de bu ihtimali kuvvetlendiriyor. Fazilet''in akıllı isimlerinden Bülent Arınç bunu görüp peşin destek ilan etmişti. Lakin nedense geri almak zorunda bırakıldı.
Yeni kabine Bir başka ihtimal darbe ya da müdahaledir ki böyle bir şey Türkiye''yi onlarca yıl geriye götürür. En başta asker olmak üzere hiç kimse bunu istemiyor lakin sokak taşar ve boyutlanırsa ve başka başka unsurlar da ilave olunursa işte o zaman mecbur kalınır diye endişeliyim. Darbe şu gün için çok çok düşük ihtimaldir ancak her şeye rağmen ihtimaldir. Sonuç olarak söyliyeceğimiz, hasarlı da olsa yola bu hükümetle devamın ülke için yararlı olacağıdır. Ha hükümette bazı isim değişiklikleri olabilir ve olmalıdır. Sahi bu hükümet neden kabine değişimine bu kadar direniyor? Yeni isimler yeni ümit ve saygınlık demektir...

