Prof. Dr. Enis Öksüz malum, ülkücüdür ve Ulaştırma Bakanlığı koltuğunda oturuyor. Prof. Mümtaz Soysal da yine malum, Dışişleri eski Bakanlarımızdandır ve Türk solunun neredeyse 30 yıl önder isimlerinden biridir. Bu iki isim 12 Eylül öncesinde ıssız bir sokakta karşılaşsalar belki de birbirlerine hücum ederlerdi. Aradan yıllar, yıllar, yıllar geçti ve bugün bu iki isim kolkoladırlar.
SOYUT MİLLİYETÇİLİK Hayır kolkola girmeleri; globalleşme sürecine girilmesinden ve hoşgörülerinin katlanmasından değil, ortak tercihlerinden ötürüdür. Bugünün ikliminde Enis Bey''le Mümtaz Hoca kamu ekonomisinin gerekliliğinde mutabıktırlar. Mümtaz Hoca bu tercihini ideolojik seyrinde kırık olmaksızın sürdürüyor ve bunu her platformda ortaya koyuyor. Enis Öksüz farklı. O kamu ekonomisini istemiyormuş gibi yaparak istiyor. Yani özelleştirmeye taraf ancak, kendi bakanlığında ona geçit vermiyor. Gerekçesi bir zamanlar solun istismar malzemesi olan hukuk kavramı. Efendim ben istiyorum ama hukuk engel. Ha Enis Hoca bunu art niyetinden yapıyor da değil. Kendince TELEKOM''un peşkeş çekileceğini düşünüyor ve milliyetçilik duyguları sebebi ile buna karşı çıkıyor. Kuşkusuz oranın kendi yönetiminden çıkması gibi mini bir endişesi de yok değildir, ama ana sebep kabaran vatanperverlik duygularıdır. Bize göre bu duygu ve düşünceler hamasi ya da soyut milliyetçiliktir.
TELEKOM OLAYI Telekom konusu malum. Özelleştirme politikamızın olmazsa olmazıdır. Efendim kâr ediyormuş, stratejikmiş. Bakınız TELEKOM özelleştirilmesi artık bir sembol ve niyet beyanı konumuna girmiştir. Bu özelleştirmeyi yapmazsanız bu yapıyı bertaraf edemezsiniz. Bir başka şey, buradan hedeflenen kaynak da 10 milyar doların üstüdür ki, bugün IMF''den ya da diğer finans kurumlarından beklenen para da bu miktarlardadır. Enis Hoca hukuk diye diye, Anayasa diye diye istiyormuş edasında hadisenin karşısına dikildi. Önce bir şeyin altını çizelim, isteyen bir insan Sevgili Öksüz Hocamız gibi davranmaz, çıkış yolu arar. Ama hayır, hoca boyuna engellere sığınıyor ve dediğimiz gibi solun yaptığı gibi hukuk şemsiyesini kullanıyor. Baksanıza Bakanlar Kurulu''ndaki imzasının gönülsüz olduğunu TV''lerden söyleyebiliyor. Lafı hiç dolandırmadan söyleyelim, çıkan iki ekonomik krizde Sayın Öksüz''ün anlamsız örtülü direncinin payı mini olsa da vardır. Türkiye geçtiğimiz yıl bu yapısal değişiklikleri yapabilseydi, bu krizler olmazdı.
THY KONUSU Gelelim THY meselesine. Kamuoyu biliyor, bakanın zamma direnmesi sonucu kayıp 70 trilyon. Son bir buçuk aylık zarar da 15 milyon doları aştı. Basında yazıldı, on yıl önce iç hat biletleri 120 dolar iken şimdi 50 dolar. Benzin ve diğer giderler de cabası. Öyle olunca da THY haliyle zarar ediyor. Zarar edince de bunu hazine karşılıyor. Yani uçağa binen mutlu azınlığı ya da ayrıcalıklı insanı bütün 65 milyon sübvanse ediyor. Peki THY bilet fiyatlarını neden mi ucuzlattı, ya da niçin mi 10 yıl öncesi gibi iç hat biletlerini 120 dolara satmıyor? Enis Öksüz izin vermiyor da ondan.
BU NE ISRAR? Art arda zam talebinde bulunan THY''ye Enis Öksüz olur vermedi. Olur vermemek bir yana, hatırlayın zam yapıldığında tehditler savurdu ve "zamlı fiyattan bilet almayın" dedi. Hoca bunu niye mi yaptı? Galiba, "patron benim, bana sormadan zam yaptırmam" demek için. THY size bağlı değil, ama olsun ulaştırma ona bağlı ya. Bir de hükümetin enflasyon hedefi için bunu yapmışmış. Başka bir gerekçesi de, zararın gerçek nedeni fazla personel ile gereksiz dış hat seferleri imiş.. Bunlar doğrudur ama zam yapılmamasının payı da yok değil. Enis Hoca iyi bir vatanperverdir, namuslu ve dürüsttür. Milletin bir kör kuruşu için seferber de olur ama kusura bakmasın galiba biraz fazla ısrarcı... Sevgili Hocam, kalitelerinizi biliyoruz ama gelin ülkeyi, partinizi ve liderinizi farkında olmadan zor duruma düşürmeyin. İyi niyetinizden zerre kuşkumuz yok ama Mümtaz Soysal''la aynı safta görünmek size yakışmıyor...

