"Bir abide istersen eğer, Ağrı''ya git!
Yükseklerden gelen büyük çağırıya git!
Çıkmışken yolcu, Ağrı''nın zirvesine,
Dönmek ne demek? Kanatlanıp Tanrı''ya git!"
Arif Nihat Asya''nın "Ağrı" isimli dörtlüğünden aldım. Ağrı çok soğuk bir iklimi olup, ormanlık alan yok denecek kadar azdır. Doğubayazıt ilçesi turizmcilerin gözdesi ve İshakpaşa Sarayı''nın bulunduğu yerdir. Ağrı şirin ve güzel bir ilimizdir.
Ağrı Valisi Musa Işın''ı makamında ziyaret ettim. İlk görüşte samimi, kararlı, genç ve dinamik bir profil çizen Vali Işın, Ağrı''nın geri kalmış ve mahrumiyet alanı bir il olmadığını köylerine varıncaya kadar sıcak asfalt döküldüğünü, çok ciddi bir okullaşma olduğunu ve merkezlerde 24 kişilik sınıflarda eğitim ve öğretim görüldüğünü belirtti. Güngörmüş bir devlet adamı ciddiyetinde olan Vali Işın, PKK terör örgütüne göz açtırmadıklarını esnafa karşı yaptıkları baskıları da bertaraf ettiklerini söyledi. Vali Işın şu bilgileri verdi: "PKK Kürt çocuklarını dağa kaçırarak dağdaki kadrosunu genişletmiştir. Şehir yapılanmalarına giderek, halkı devlete karşı kışkırtma yoluna gitmiştir. Sözde kantonlarla halkı yönetmeyi amaçlayan terör örgütü, bu tutmayınca da şimdi her türlü eylemi yaparak, vahşice ölümlere sebep olmaktadır. PKK; Kürtçülük perdesi altında, vatandaşların canına, malına, namusuna, mukaddesatına düşman olan ve Kürtleri yok etmeye çalışan cani bir örgüttür. Sizin adınıza sizi öldüren, haraç toplayan, araçlarınızı yakan, gencecik kızlarınızı iğfal eden, dağdaki baronlarına peşkeş çeken, Kürt halkının kutsal bildiği bütün değerlerine savaş açan bir örgütün, Kürtler''in hakkını savunduğunu aklını, izanını, vicdanını, insafını kaybetmemiş hiç kimse iddia edemez" diyor.
PKK''nın Kürtlerin yaşam hakkını ellerinden aldığını vurgulayan Vali Musa Işın; "Halkımız bütün bu olup bitenlerin kendilerinin lehine değil, aleyhine oynanan bir oyun olduğunu, ilmiyle, aklıyla, irfanıyla bertaraf edecektir. Bütün siyasi kazanımları bir tarafa iterek, ülkeyi 90''lı yıllara götürmeye çalışan terör örgütüne, Kürt halkı gençlerini ve geleceğini terk etmeme kararlılığındadır. Bu kararlılık devlet eliyle de en etkin biçimde desteklenmeye devam edecektir" dedi.
Vatandaşın terörün ürettiği korku psikolojisini kırdığını, gelecekten umutlu olduğunu ve devletine güvendiğini anlatan Işın, vatandaşların devletin sunduğu tüm yatırım ve imkânların farkında olarak, imanın ve inancının gereği ile örgüte gereken tepkisini fert fert göstermeye başladığını ifade etti.
Vali Işın''ı dinleyince ümitlendim ve böylesine dirayetli ve basiretli valilerimizle terörün de üstesinden geleceğiz inşallah. Ülkemizde istikrarın sağlanmasını, bütün etnik grupların, kader birliği yapmış, kenetlenmiş halkımızın bir arada yaşama iradesini istemeyen kirli güçler, bunun önüne geçmek için her türlü yolu deniyor. Ama bu devlet merhametin, şefkatin ve hukukun temel alındığı şanlı duruşundan ödün vermeyerek çocuklarımızın, askerimizin, polisimizin katili, bu alçak örgütle mücadelesini kararlılıkla sürdürüp hep birlikte barışı inşa edeceğiz inşallah.
AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. İRFAN ASLAN:
Doğudan gelen ışık
"Yerelde Ağrı''nın, genelde ise Türkiye''nin kalkınması ve ilerlemesi için vatandaşların bilinçlendirilmesi, çok renkli, çok kültürlü bir yurttaşlığın benimsenmesi ve unutula gelmiş yerel kültürün diriltilmesi ve yayılması üzerine üniversitemiz başarılı çalışmalar yapmaktadır."
ğrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.İrfan Aslan genç, dinamik, çalışkan ve üniversitedeki mesaisini gün doğmadan başlatan başarılı bir yönetici profili çiziyor. Ülkenin meselelerini çözüm bulmak ve pişen aşta bir tuz olmak için büyük gayret gösteren Rektör Aslan, çok kısa zamanda büyük bir kampüsü inşa etmiş ve iyi bir ekip kurarak örnek bir üniversite ortaya koymuş. Kendisiyle Ağrı''dan üniversite kampüsünde gerçekleştirdiğim söyleşi ile baş başa bırakmadan önce mülakata katkılarından dolayı rektör yardımcısı Prof.Dr.Yücel Ünal''a, Yaşar Bayar''a ve İkram Alpsoy''a teşekkür ediyorum.
Sayın hocam, üniversiteniz bugünlere nasıl geldi?
Kısa süre içinde fiziki altyapısı, yeşil alanı ve peyzaj çalışmaları; sanatsal, kültürel ve spor faaliyetlerini içinde barındıran öğrenci merkezli cıvıl cıvıl bir kampüs oluşturduk. Üniversitemizin ismini gururla taşıdığı eğitim gönüllüsü ülkemizin değerli iş adamı İbrahim Çeçen ve Ağrılı diğer iş adamlarımıza yürekten teşekkürü bir borç bilirim. Yine bu kampüs dışında ilçelerimizde derslik ve okul yaptıran Celal Oruç, Adalet Turan, rahmetli Hayrettin Atmaca''ya ve Abdulbari Beyler''e çok teşekkür ediyorum. "İnsana fayda"ya odaklandık ve kadim medeniyetimize özgü, insanı insan yapan değerlerimizi temel davranış prensibi olarak benimsedik. Doğu''nun dünyaya açılan kapısı Ağrı''nın, bilim dünyasına armağanı olan üniversitemiz, "Doğudan yükselen Işık" sloganı ile 7 yıldan bu yana, bu toprakların geleneksel değerleri ile evrensel değerleri bütünleştirmeyi başarmış, çağdaş ve demokratik bir üniversite olarak bölgesinin en önemli bilim merkezlerinden birisi haline gelmiştir. Üniversitemiz bugün, ülkemizde bir "Model Üniversite" olarak dikkatleri üzerine toplamaktadır.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilim alanına yaptığı katkılar nelerdir?
Bölgemizin sahip olduğu zenginlikleri, bilimsel projelerle ve AR-GE çalışmalarıyla katma değere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu amaçla bölgemiz endemik florasının katma değere dönüştürülmesi yönünde ülkemizin önde gelen ticari kuruluşlarıyla iş birliğimiz sürmektedir. Doğu Anadolu Bölgesinde tek akredite olan Merkezi Araştırma Laboratuvarımızı kurduk. Laboratuvarımız gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında çok sayıda bilim insanı için çalışma merkezi ve gündelik numunelerin analiz yeri olmuştur.
Üniversitemiz yerel kültürü yaygınlaştırmaya çalışan, farklılıklara rağmen hoşgörü temelinde, Ağrı ilinin kültür ve din alanındaki önemli figürlerinden olan Ahmedi Hani''ye adanmış ve her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen "Ahmed-i Hani Bilim ve Kültür Etkinliklerine" ev sahipliği yapmaktadır. Bu toplantılarda, büyük âlim ve mutasavvıfın, yıllara yayılan kültür ve edebiyat dünyasına bahşettiği önemli manzum ve nazım eserleri halk ile paylaşılmaktadır.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları nelerdir?
Binlerce yıllık medeniyet tarihinin entelektüel doruk noktası olan üniversitelerin gerçek amacının, özgür bir insanlığın inşası olduğunu görmek mümkündür. Gerçek misyonunu taşıyan, yani özgürlüğün peşindeki hiç bir üniversitede ideolojik saplantılar, tek tip dünya görüşleri, ön yargılar, ekonomik bağımlılıklar söz konusu olamaz. Üniversiteler verili paradigmaların hapsinde kalamazlar. Temel görevimiz duvarları yıkmak, zincirleri kırmaktır. Yalnızca hakikat arayışı bizi özgür kılacaktır.
Siz üniversitenizi nasıl tanıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?
Öğrencilerin kendi kabiliyet ve arzularına uygun bir üniversite seçebilmeleri için ülkemizde öncelikle geniş bir istihdam alanının tesis edilmesi zorunlu ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bunun için bulunduğu bölge açısından üniversitemizin bu konularda büyük bir boşluğu doldurduğu bir gerçektir. İş sahası geniş olan ve gelecekte daha çok itibar görecek değişik bölümler kurduk ve bunları geliştirmek istiyoruz. Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon, Hayvansal Üretim, Posta ve Kargo Hizmetleri bölümlerini açtık.
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz?
Bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, bölgenin eğitim düzeyini yükseltmek, bölgesel ve ulusal alanda kalkınma ve gelişmeye destek olmak ve üniversitemizde çalışan akademisyenler olarak bilim dünyasının seçkin birer üyeleri haline gelmektir. Bu gaye ile başta ilimizin ve bölgemizin ekonomik, sosyal ve sosyolojik altyapısını yükseltmek istiyoruz.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
Öğrenci profilinin idealleri büyük olmalı, hayata devamlı pozitif bakmaya çalışmalı ve olaylara ön yargı ile yaklaşmadan akıl süzgecinden geçirmelidir. Öğrenciler; akıllarının akrebi ve yüreklerinin yelkovanını dengeleyip, içlerindeki o saati bir kez daha ayarlamalıdırlar. Hayatta en büyük idealimiz iyi insan olmaktır. Vatana, millete ve topluma faydalı yararlı bireyler olmalarını istiyoruz. Birlik, beraberlik ve kardeşlik şartı altında çalışarak ülkemizi yarınlara daha güzel yerlere taşımalarını istiyoruz.
Türkiye''deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretimi katkı bakımından dünya üniversiteleriyle rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır?
Türkiye''de medrese geçmişinden gelen yükseköğretimde bugün itibariyle önemli gelişmeler kat etmiş olsa da henüz istenen düzeye gelememiştir. "Yenilikçi ve Girişimci Üniversite Endeksi"ne giren 5 üniversitemizin aynı zamanda dünyadaki ilk 500 üniversite içinde de yer almış olmasını yeterli bulmuyorum. Yeni üniversiteler olarak metodoloji yani "usul" öğretmeliyiz. Türkiye''deki üniversiteler önümüzdeki dönemde belli alanlarda dünyada isimlerini daha iyi duyuracaklar. Bu, tarihin Türk üniversitelerinin önüne koyduğu bir fırsat anlamına gelmektedir. Fırsatı, avantaja dönüştürmenin olmazsa olmaz şartıysa geliştirilen stratejinin temsilcileri tarafından sahiplenilmesidir. Dünya ile yarışacak bilim ve teknolojiyi üretmek, çok sayıda patent almak ve bunu üretime dökmek zorundayız.
Üniversite rektörü olmak nasıl bir duygu, hissiyatınızı paylaşır mısınız?
Bu aziz vatanın güzel bir köşesinde rektör olmak, bu büyük potansiyeli hassasiyetle işleyerek ülkemize ve tüm insanlığa faydalı olabilmeyi hayat felsefemin özüne yerleştirdim. Ülkem için hedeflenmiş yarınları aydınlanmış bir aklın, pırıl pırıl bir gönlün ve sarsılmaz bir özgüvenin zemini üzerine bina etmenin gayreti içindeyim. Eğer bu duygu ve düşünceleri hissetmiyorsanız zaman tünelinde bir hiçsiniz demektir. Bu duygu ile rektörlüğü bir amaç olarak değil de hizmet aracı olarak gördüm.
Üniversiteniz bölge ve Türkiye için hangi meselelere çözümler sundu?
Dört duvar arasına kapalı kalmış, kendi toplumuna yabancı ve dış dünyayla iletişimi olmayan, kısaca ufku kendi darlığı içine sıkışmış bir üniversiteyi tasavvur etmek günümüzde mümkün değildir. Bunun için üniversitemizi çağın gerektirdiği en üst düzeye çıkaracak yatırımlarla donatıyor, öğretim ve araştırma kadromuzu ise dünyanın en önde gelen üniversite ve araştırma merkezlerinde uzmanlaşmış bilim insanlarından bir araya getiriyoruz.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Tercih edilmesinde, yaşanabilen ve kolay ulaşılabilen model bir kampüse sahip olması, donanımlı dersliklere, laboratuvarlara ve kütüphaneye sahip olması önemli bir etkendir. Sahip olduğumuz bu imaj, bize hem büyük bir mutluluk vermekte hem de bizlere daha büyük sorumluluklar yüklemektedir. Sahip olduğumuz bu marka değerini koruma sorumluluğunun gücümüze kattığı güçle, durmaksızın atılımlar yapmakta ve yurdumuzun her köşesinden sevgili öğrencilerimizin de bizi tercih etmesini yürekten arzu ediyoruz.
Yerleşke konusunda sıkıntınız var mı?
Yerleşke alanımıza dinamizm kazandıran projelerimiz sayesinde gerek fiziki altyapısı gerekse de yeşil alan ve peyzaj çalışmaları ile gıpta edilen bir yerleşkemiz oldu. Park, bahçe ve yeşil alanları, yürüme parkurları ve sosyal-kültürel-sportif alanlarıyla üniversite çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için stresten uzak, çevre dostu fiziki bir yaşam alanı oluşturduk. Şu an itibari ile yerleşke konusunda önemli bir sıkıntı olmadığı gibi 30 yıllık üniversiteden daha iyi bir konuma sahibiz.
Öğrencilerin üniversite tercih ve yerleşmesinde sizce üniversitenin yeri ve rolü ne olmalıdır?
Değerler bütünlüğü ekseninde iki taraflı bir ortaklıktır bu. Ortaklık tek taraflı olmaz. "Geleceğimizin teminatı" olarak gördüğümüz gençlerimizin, üniversitelerimizle; üniversitelerimiz de öğrencilerimizle eğitim ortaklığı, eğitim anlaşması, eğitim sözleşmesi yapma hâlini bir tercihle karıştırmamak gerek.
Üniversitenizi tercih eden ve tercih etmeyi düşünen gençlere neler söylersiniz?
Martin L. King "I have a dream" "Bir hayalim var" derken bize şu mesajı vermiştir: Hayaliniz büyük olsun, hayata devamlı olarak pozitif bakmaya çalışın ve olaylara ön yargı ile yaklaşmadan akıl süzgecinden geçiriniz. İletişim, etkileşim, gelişim ve değişime her zaman açık olun. Bir güler yüz ve sevgiyle söylenen olumlu sözün gücü kadar büyük hiçbir şey olamaz. Sizler için en önemli kavram, zamandır. Sizler hedeflerinizi ancak ona hükmederek, gayret ve çalışmalarınızla, arkanızda izler bırakarak gerçekleştirebilirsiniz. Öyleyse, planlı, programlı ve düzenli bir çalışma içinde olun. Plansız yola çıkarak zamanın çarkında öğütülmeyiniz. Zamanın kölesi değil, efendisi olunuz.

