Kaydet
a- | +A

Diyarbakır''da güne tarihî Ulu Cami''nin karşısındaki Hasanpaşa Han''ında mükellef bir kahvaltı ile başladık... Beş asırlık muhteşem Han''da bugün yüzlerce dükkâna (kafeler, lokantalar, kitapçılar ve antikacılar) ev sahipliği yapmaktadır. Diyarbakır kadim tarihi içinde barındıran bilginin, medeniyet ve hoşgörünün buluştuğu bir yerdir. Diyarbakır 33 medeniyete ev sahipliği yapmış, nebiler, sahabeler (500''den fazla), azizler ve krallar şehridir.

Diyarbakır''ın geçmişi M.Ö. 9 bine uzanıyor; tarımın ilk olarak burada yapıldığı, ilk üzüm hasadının bu bölgede olduğu görülüyor. Osmanlı döneminde önemli ipek böcekçiliği merkezi olan Diyarbakır bugün de eski günlerine kavuşarak, ipek böcekçiliğinde ilk sırada olan Bursa''yı geride bırakacak kadar üretimini artırmış durumda. Tarım alanında var olan bereketli toprakları şimdi üniversite canlandırmak için kolları çoktan sıvamış.  

Diyarbakır''da gül yetiştiriciliği geçmişinin 4 bin 600 yıl öncesine dayanması ve Osmanlılar döneminde gülcülükte önemli bir yerde olmasına rağmen bu sektör unutulmaya yüz tutmuş. Şimdi üniversite öncelikle, gülcülükle ilgili sempozyum ve paneller düzenleyerek bir taraftan kamuoyu ve çiftçinin, üreticinin dikkatini çekerken, diğer taraftan da Ziraat Fakültesi bünyesinde Diyarbakır''da yetişen tüm güllerden oluşan bir bahçe yaparak, gülcülüğü daha da geliştirmeye, yeni üretimler yapmaya başlamış. Böylece hem bölgede gülcülük gelişmeye başlamış hem de daha kaliteli bir gül üretimi için önemli adım atılmış. Üniversite Diyarbakır gülleri ile Isparta güllerinin adaptasyonu için bilimsel çalışmalar başlatmış. 

Ziraat Fakültesi tarafından bölgeye özgü Sertifikalı Tohum Üretimi yapılarak çiftçilerin hizmetine sunulmuş. Uzun yıllar süren bilimsel çalışmalar sonunda ekmeklik buğday, makarnalık buğday, mercimek ve yonca gibi tahıllarda patent alınmış. Aynı şekilde bölge tarımına uygun Sertifikalı Fidan Üretimi yapılarak elli bin adet badem ve kayısı fidanı üretilerek çiftçilere dağıtılmış. Yine aynı amaç doğrultusunda bölgede yetiştirilme potansiyeli olan meyve tür ve çeşitlerinden oluşan meyve koleksiyon bahçesi kurulmuş. Bu bahçe öğrencilerle beraber üreticilerin eğitiminde kullanılıyor. Üniversite Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa bölgeye uygun mısır üretimi gibi çok sayıda proje yürütüyor. Dicle Üniversitesi yukarıda adı geçen projeleri artırarak bölgeyi eski tarımsal ihtişamına kavuşturmayı ve daha da önemlisi tohumculuk alanında bilimsel üretimin yapıldığı bir bilim merkezi hâline getirmeyi planlıyor.

Diyarbakır''ın stratejik konumunu fırsata dönüştürme ve değerlendirme noktasında tüm bilgi birikimi, tecrübe ve kaynak ile Dicle Üniversitesini bir dünya üniversitesi hâline getirmeyi temel hedef edinmiş. Bütün bu projeler gerçekleşip hedefe ulaşıldığında Diyarbakır bölgede önemli bir üretim merkezi hâline gelecektir. Ayrıca Diyarbakır İnanç Turizmi açısından da son derece zengin bir şehirdir. Tarihî beş kilometrelik surları, camileri, medreseleri, hanları, hamamları ve köprüleriyle muhteşem bir tarihî yolculuğa çıkarıyor. Buralara iç ve dış inanç gezileri yaptırılırsa Diyarbakır Türkiye''nin yeniden parlayan yıldızı hâline gelecektir...
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç: Medeniyetin kapısıyız

Diyarbakır''dan
Başlık ResmiDiyarbakır''dan

Diyarbakır 33 medeniyete merkezlik yapmış kadim bir şehirdir. Türkler İslamiyet''i Anadolu''ya ilk olarak 

Diyarbakır yoluyla yaydılar. 

Bugün Diyarbakır her yönüyle kültürden sağlığa, tarımdan hayvancılığa büyük bir merkez hâline gelmeye namzettir.  

Süleyman Nazif''in babası Diyarbakırlı Sait Paşa''nın "Müstakim ol Hazreti Allah utandırmaz seni" sözü Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç hanımın düsturu olmuş.  Türkiye''nin ilk ve tek başörtülü rektörü Ayşegül Hanım mütevazı, çalışkan, dinamik, sade ve girişimci bir portre çiziyor. Yedi yıllık rektörlüğü döneminde döner sermayeden bir kuruş almamış. Bu yönüyle de örnek bir rektör olan Profesör Saraç daha önce AK Parti''den milletvekili adayı da olmuş. Yaptıkları hizmetten dönemin Başbakan''ı Tayyip Erdoğan''ın büyük payının olduğunun altını çiziyor rektör Saraç. Prof. Dr. Aslan Bilici, Prof. Dr. Mustafa Arıca, Prof. Dr. Sabri Eyigün gibi rektör yardımcılarıyla iyi bir ekip oluşturan Rektör Ayşegül Jale Saraç ile Dicle Üniversitesi kampüsünde söyleşiyi gerçekleştirdik. Sizleri söyleşi ile baş başa bırakırken katkılarından dolayı Sabri Eyigün''e ve Murat Yolcu''ya teşekkür ediyorum. 

Rektör olarak üniversiteyi nereden nereye getirdiniz?

Son 7 yıl içerisinde öğrenci sayımızı 13 bin''den 35 bin''e çıkardık. Eğitim-öğretim kalitesi ve çeşitliliği için eğitim programı sayımızı arttırdık. Öğrencilerimizi güncel ve yeni istihdam alanlarına göre en donanımlı şekilde yetiştirmek için 85 olan program sayımızı 308''e yükselttik. Bugün bölgenin ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu başta sağlık bölümleri olmak üzere her türlü teknik alanda bölümlerimiz mevcuttur. Dünyada sayılı araştırma merkezleri arasında olan ve bu özelliğinden dolayı birçok bilim adamının araştırmaları için seçtiği üniversitemizin Merkezi Araştırma laboratuvarını kurduk. Bugün Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinden çok sayıda bilim adamı gelip buralarda araştırma yapmaktadırlar. 2008''de 20 olan öğrenci kulübü sayımız bugün 157''yi buldu. 

Hastane alanında yaptığınız yenilikler dikkat çekiyor?

Göreve geldiğimizde her şeyden önce aciliyetinden dolayı hastanemizi fiziki mekânlar başta olmak üzere, teknik donanım ve personel sayısı bakımından güçlendirdik. Örneğin öncelikli olarak Araştırma Hastanemizi baştan aşağı revize ettik. Böylece hastanelerimizin yatak kapasitesi 1000''den 1500''e çıkarıldı. Merkez hastanemiz dışında, Çocuk Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, Kalp Hastanesi, Yanık Merkezi, Ayaktan Kemoterapi Merkezimiz, Acil ve Travmatoloji Hastanesi gibi çok sayıda yeni hastane ve merkezleri de hizmete açtık. 

Yanık merkezi bölgede önemli bir fonksiyon icra ediyor değil mi?

Evet. Hiç şüphesiz. Göreve geldiğimizin ikinci ayında dönemin Başbakanı sayın Recep Tayyip Erdoğan''ın açılışını yaptığı ve tüm bölgeye hitap eden yanık merkezimizi hizmete sunduk. Bu bizim için çok önemliydi. Çünkü bölgemizde pekmez yapımı fazla olduğundan çok sık ve ağır yangın vakalarıyla karşılaşıyorduk. Geçmişte böyle bir merkez olmadığından hastalar en yakın Adana''ya gönderiliyordu, maalesef birçok hastamız ya yolda hayatını kaybediyordu, ya da Adana''da yer olmadığı için daha uzak illere götürülüyorlardı. Şimdi Sağlık Bakanlığı tarafından örnek hastane olarak da gösterilen bu yanık merkezimizle hem hastalarımızın tümünü kabul ediyor, hem de batı illerinden bile hasta kabul edebiliyoruz. Üniversitemiz hastaneleri, 2011 yılından bu yana TS EN ISO 9001-2008 Kalite Yönetim Ödülünü almış bulunmaktadır. 

Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilimine katkısı nelerdir?

Öncelikle bölgemizde kurulan ilk üniversite olmasından dolayı, başta Harran Üniversitesi olmak üzere, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak üniversiteleri üniversitemiz bünyesinden çıkmıştır. Bunlar akademik personel ihtiyaçlarının büyük bir kısmını da yine üniversitemizden sağlamışlardır. 

Araştırma merkezlerimiz içinde yer alan Sosyal Araştırma Merkezi, Kadın Araştırma Merkezi, Siyasal Araştırma Merkezi gibi sosyal ve siyasal alanında araştırmalar yapılmaktadır. Türkiye ve dünyayı ilgilendiren konularda kamuoyu araştırması, kongre, sempozyum ve paneller yapılarak hem öğrenci, personel ve Diyarbakır halkı bilgilendirilmekte hem de yetkililere önemli bilimsel raporlar sunulmaktadır. Örneğin Çözüm Süreci, töre cinayetleri, tüm yönleriyle şiddet, tüm yönleriyle boşanma, Ermeni tehciri, göç sorunu, Arap Baharı, erken evlilik, yeni anayasadan beklentiler, Diyarbakır''da şiddet eğilimi, kürtaj algısı, Diyarbakırlı gençlerin 19 Mayıs algısı, demokratikleşme, kimlik sorunları, siyasal iletişim vb. konulardaki araştırmaları kamuoyunun bilgisine sunmuştur. 

Üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?

Bölgenin en köklü ve gelişmiş üniversitesi olarak, büyük şehirlerdeki üniversiteler gibi, belirli alanlarda çalışıp, diğer alanlarda geri durma gibi bir lüksümüz yok. Çünkü başta bölgemiz olmak üzere, tüm Türkiye''nin ve özellikle de komşu ülkelerin bizden beklentileri var. Bugün itibarıyla bazı alanlarda ciddi öğretim elemanı eksikliğimiz olmasına rağmen,  akademik alanda yaptığımız bilimsel çalışmalarla çok iyi bir noktadayız. Akademisyenlerimizin çok sayıda bilimsel başarı ödülüne layık görülmeleri bunun ispatıdır. 

Öğrenciler neden Dicle Üniversitesini tercih etsinler?

Öncelikle öğrencilerimiz büyük bir üniversitede okumak istiyorlarsa bizi tercih etmeliler. Teknik şartlarımız, yurt dışı dâhil değişim programlarımız, iş birliği içerisinde olduğumuz üniversitelerimiz kendileri için karar verme aşamasında yeterli argümanlar olacaktır. Bunların yanı sıra yurt sorunu olmayan, ulaşım imkânı açısından Türkiye''de ileri gelen bir üniversitesidir. Kültürel ve tarihî dokusu olan,  birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Diyarbakır''ı eklediğimiz zaman öğrencilerimizin bizi tercih etmesi kaçınılmazdır.  

Eğitim ve öğretim alanında iddialı mısınız? 

Nicelik ve nitelik açısından  kaliteli bir eğitim kadrosuyla  mümkündür. Avrupa standartları olarak kabul edilen  20 öğrenciye bir öğretim görevlisi seviyesinden daha iyi bir seviyedeyiz. Seçkin akademik bir kadroya sahip olmak üniversitemizin cazibesini artırıyor. Kampüsümüz pırıl pırıl, yemyeşil bir doğal güzelliğe sahip. Türkiye''nin en büyük araştırma merkezlerinden birinin bulunduğu üniversitemiz, en ucuz yemek ve barınma imkânlarının yanı sıra tenis kortları, voleybol ve basketbol sahaları, açık ve kapalı olimpik yüzme havuzları, piknik alanları, yeşille kucak kucağa doğası, kafeteryaları ile nezih ve cıvıl cıvıl bir üniversite yaşamı sunarak, öğrencilerini sadece mesleki olarak değil sosyal yönden de geliştirmeyi kendisine ilke edinmiştir. 

Dünyanın sayılı üniversiteleri arasına girme hedefi için neler yapıyorsunuz?

İlk olarak kendimizi sürekli güncelleyerek, teknik donanım ve eğitim yöntemleri konularında çağı yakalamaya çalışıyoruz. Yaptığımız yatırımlarla üniversitemizin geleceğe yönelik planlamalarını destekliyoruz. Değişik ülkelerdeki üniversite yönetimleri ile imzaladığımız çeşitli iş birliği anlaşmaları ile dünyaya açılan bir üniversite olmaya çalışıyoruz. Erasmus ve Farabi programlarını kullanarak hem öğrenci hem de öğretim görevlisi mübadelesi sağlayarak eğitim-öğretim çalışmalarımızın yurt dışına açılmasını temin ediyoruz. Dünyanın değişik üniversiteleri ile ortaklı yürüttüğümüz bilimsel çalışmalar ile yurt dışında da üniversitemizin adından söz ettirmeye çalışıyoruz.

Yeni Türkiye''nin yeni üniversiteleri ve yeni rektörleri nasıl olmalıdır?

Üniversite üst yöneticileri, her şeyden önce çalıştığı üniversitenin bir öğretim üyesi olduğunu, belli bir süre için arkadaşları arasından seçilerek geldiğini, görev süresi dolduğunda öğretim üyesi konumuna döneceklerinin bilincine sahip olmalıdır. Bu nedenle üst yöneticilerin, kendilerini ulaşılması zor insanlar konumuna indirgemek yerine, her düzeyde öğretim elamanını dinleyebilecek ve karşı görüşleri bile saygıyla karşılayabilecek, herkesi motive edebilecek ve herkese çalışmayı sevdirecek, üniversitenin imkânlarını bütün üniversite için kullanabilecek niteliklere sahip olmaları gerekmektedir.

Üniversitenizin Diyarbakır''a olan katkıları nelerdir?

Diyarbakırlılar, ülke gündemini ilgilendiren konularda seslerini duyurma imkânını üniversitemizin yoluyla buluyorlar. Bunlardan bazıları: Erken Yaş Evlilikleri, Trafik Sorunu, Diyarbakır Algısı, Kürtaj gibi bunlardan bazıları. Üniversitenin Diyarbakır için en önemli katkılarından biri de gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası etkinliklerle kadim şehrimizin tanıtımına katkı sunmasıdır. Ayrıca şehrimize ait değerlerin gün ışığına çıkması için onlarca bilimsel sempozyum, kongre ve panel düzenliyoruz.  Sezai Karakoç Sempozyumu, Nebiler, Sahabiler, Azizler ve Krallar Kenti Diyarbakır Sempozyumu, Ali Emiri Efendi Sempozyumu, Cahit Sıtkı Tarancı Sempozyumu, Gül Şehri Diyarbakır Sempozyumu vb.

Üniversitenizin sivil toplum ve sanayi kuruluşları ile iş birliği ne düzeyde?

Teknokenti kurduk ve kiralamalara başladık. Bu sayede de iş dünyası ile ilişkilerimiz daha da güçlenecek. Sürekli Eğitim Merkezi, şehrin sanayideki kalifiye eleman sıkıntısını gidermekte çok önemli rol oynuyor. Diyarbakırlı iş adamlarının talep ettiği  kalifiye eleman ihtiyacını, üniversite ile iş birliği içerisinde karşılayabiliyoruz. Ziraat ve Veterinerlik Fakültelerimizin gerçekleştirdiği hayvancılıkla ve çiftçilikle uğraşan bölge insanımızı bilgilendirme çalışmaları çok güzel sonuçlar vermiştir. Ziraat Fakültemizin sonuçlandırdığı fiğ ıslahı ve patentli tahıl projeleri de bölgemizde uygulanmaktadır. Yine Veterinerlik Fakültemizce gerçekleştirilen Embiryo Transferi ekonomik olarak ülkemize çok katkılar sağlamıştır. Araştırma merkezlerimiz ve fakültelerimiz  şehrimizin STK''ları ile ortak birçok projeye imza atıyor. 
Kimdir? 
Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç 1959 yılında Diyarbakır''da doğdu. Diyarbakır Anadolu Lisesi''nden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi''ni dönem ikincisi olarak 1983''te bitirdi. 1988''de başlayan uzmanlık serüvenini 1997 yılında profesörlükle tamamladı. Uluslararası ve  ulusal dergilerde 100''den fazla makale, kongrelerde 100''ün üzerinde bildiri, uluslararası dergilerde 200''ün üzerinde atıf almıştır. Temel Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon ile ilgili 6 kitapta bölüm yazarlığı, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon alanındaki 4 temel kaynak eserin Türkçe çevirisinde bölüm editörlüğü, 9 farklı ulusal dergide yayın kurulu üyeliği ve bilimsel hakemlik gibi görevler almıştır. Klinik ekip çalışmaları ile 2002''de İsveç, 2003''de Japonya, 2004''te Floransa, 2004''te Türkiye''de  "Uluslararası Kongre Ödülleri"  aldı. 2004''te İtalya''da Dünya Lazer Kongresi''nde ekipçe aldığı  "Dünya Birinciliği Kupası" nedeniyle Diyarbakır Valiliği tarafından "Bilime Katkı Onur Ödülü" ile ödüllendirildi.