Eğitim felsefesi; eğitim işini, eğitim alanını, eğitimle ilgili konuları, eğitim-öğretim kuramları ile uygulama arasındaki ilişkiyi, eğitimin sınırlarını, hedeflerini, yöntemlerini sorgulayan bir düşünce etkinliğidir. Eğitim felsefesi alanında önemli çalışmalara imza atan ve geçen yıl Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Fikir Adamı seçilen Bayburt Üniversitesi Rektör Başdanışmanı Prof. Dr. Necmettin Tozlu, "Gelecekte iddialı bir ülke olarak nasıl bir insan tipi yetiştiriyoruz? Eğitim sistemimizde insan anlayışı, yetiştirmek istediğimiz insan tipinin özellikleri nelerdir? Türk eğitim felsefesinin temel prensipleri, küreselleşme ve eğitime yeniden bakma, geleceğin dünyasında eğitim, insandan devlete eğitim, gibi konuları ve sorunları geniş bir ufuktan değerlendiriyor ve bize önemli ipuçları veriyor. Tozlu, "Batının düşünce stokları tükenmiştir. Anadolu, büyük devlet kurma misyonunu terk etmemiş, ertelemiştir. Entelektüel donanımlı insanlar bunları dert edinmelidir. Bizim temel değerimiz tefekkür olmalıdır. Günümüzde insanı obje haline getirdiler. Tarihî kökleri olan geleneksel insan tipini üretmek için eğitime yeni açılımlar ve yeni vizyonlar kazandırmalıyız. Bu da eğitim felsefesinin insanileştirilmesi ve İslamileştirilmesi ile mümkündür" diyor...
İnsanın buhranını, sömürüyü, çağdaş adaletsizlikleri çağın ruhuna nüfuz ederek sorgulayan Tozlu, bir medeniyetin, bir değerler sisteminin yeniden dirilişinin şartlarını sıralıyor. Batıyı iyi ve doğru anlamak gerektiğini işaret eden Tozlu, bu konuda insanımıza, devletimize ve kurumlarımıza büyük sorumluluklar düştüğünü belirterek insan-ı kâmil bir şahsiyeti yetiştirmenin bu asırda daha fazla önem taşıdığının altını çiziyor.
Eğitim ile ilgili üç cilt kaleme aldığı "Eğitimden Felsefeye" isimli kitabını besmeleyle başlatıyor. Bugüne kadar son; belki de 90 yıllık cumhuriyet tarihinde felsefe ile ilgili bir kitabı besmeleyle başlatan ilk profesörümüz denilebilir. Medeniyetimizin diriltilmesiyle yeniden tarihin aktörü durumuna geleceğimizi vurgulayan Profesör Tozlu; ''İnsan, cemiyet, devlet ve eğitime ilişkin köklerin felsefî analizi''nin yapıldığı bu kitabı, eğitim felsefesi alanında temel eser mahiyetini taşıyor. İnsan anlayışları, toplum, devlet ve eğitimi, felsefî bir perspektiften inceleyen eserde, bütün önemli düşünürlerin görüşleri en güzel şekilde yansıtılmıştır. Necmettin hocamı böylesine devasa eserinden dolayı tebrik ve teşekkür ediyorum.
Modern yükseköğretimimizin esaslı bir ilmî, felsefî, sosyal, kültürel temele ve plana dayanmadan, tamamen deneme yanılma yoluyla, el yordamlarıyla başlatılmış ve geliştirilmiştir. Aynı durum ilk ve ortaöğretim, öğretmen yetiştirme ve atama meselesi için söz konusudur. Toplumsal gelişmenin itici gücünü nitelikli insanlar belirler. Bugün maddi büyüme alanında çok şeyler yapıldı. Köprüler, barajlar, duble yollar yapıldı ve hatta millî gelirimiz de arttı. Ancak insani anlamda bir daralma ve sığlaşma var. Yeni nesli inşa etmenin yolu, eğitim ve eğitimci anlayışımızın yeniden, bizler eliyle şekillenmesinden geçiyor. Hazreti Mevlana''nın veciz bir sözüyle hitamlandıralım:
"Kamil odur ki; koya dünyada bir eser
Eseri olmayanın yerinde yeller eser..."
DİZİ RÖPORTAJ
Eğitim felsefesi
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Naci Gündoğan:
Marka olduk
Eskişehir denince akla hemen üniversite gelir. Anadolu Üniversitesinin temelini, 1958''de kurulan Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi oluşturur. 1982''de Anadolu Üniversitesine dönüşen kurum, kısa zamanda yalnızca ülkemizin değil dünyanın en büyük üniversiteleri arasında da çağdaş, dinamik ve yenilikçi bir üniversite olarak yerini almıştır. Anadolu Üniversitesi yaklaşık 60 yıldan beri Eskişehir''e ve Türkiye''ye büyük katma değer sağlıyor. Anadolu Üniversitesi denince akla ilk önce açık öğretim geliyorsa da asıl örgün eğitimde adını da duyuran eğitim ve öğretim kurumumuzun genç ve dinamik rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan ile Eskişehir''deki üniversitenin yerleşkesinde görüştük. İyi bir ekip oluşturarak koşarak çalıştıklarının altını çizen rektör Gündoğan, her aldıkları kararı ve uygulamayı arkadaşlarıyla istişare ederek yaptıklarının altını çiziyor. Rektör Profesör Gündoğan ile yaptığı söyleşi ile baş başa bırakıyorum.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilim alanına yaptığı katkılar nelerdir?
Türk yükseköğretimindeki toplam öğrenci sayısının yaklaşık olarak yarısını bünyesinde bulunduran Anadolu Üniversitesi bugün itibariyle, Türkiye''de ve yurt dışında 2 milyonun üzerinde insana yükseköğretim imkânı sunmuş ve diploma vermiştir. Halen yaklaşık 1,5 milyon civarında öğrencisine eğitim hizmeti sunmaktadır. Dağdaki çobandan büyük şirketlerin yöneticilerine, 18 yaşındaki gençlerden 70 yaşındaki yetişkinlere, yükseköğretim görme şansını yakalayamayanlardan ikinci üniversitede okumak isteyenlere, Türkiye''nin en uzak noktalarında yaşayanlardan Bulgaristan''ın, Kosova''nın, Makedonya''nın, Almanya''nın, Azerbaycan''ın, KKTC''nin, Batı Avrupa''nın herhangi bir bölgesinde yaşayanlara kadar herkese eğitim hizmeti sunan bir dünya üniversitesidir. Bugün 15 binin üzerinde yurt dışındaki öğrencimizin yanında, cezaevlerinde yatan 2 binin üzerinde mahkûm öğrencimize ve yaklaşık 10 bin fiziksel engelli öğrencimize de yükseköğretim imkânı sunuyoruz.
Denebilir ki Türkiye''nin sayısal olarak en büyük üniversitesi?
Evet. Üniversitemiz toplumsal katkısının yanında bilimsel araştırma projelerine ve faaliyetlerine özel bir önem vermektedir. Hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içerisinde araştırma ve yayın sıralamasında Türkiye''nin ilk on üniversitesi arasında yer almaktır. Kutadgu Bilig''den şöyle bir mısra hatırlıyorum: "Bilgi denizin dibinde bir inci gibi durur. Kişioğlu inciyi denizden çıkarmazsa ha inci olmuş ha çakıl taşı". Üniversitemizde çok değerli bilim insanlarımız ve onların yaptıkları çalışmalar var. Teknoloji transfer ofisimiz aracılığıyla bilgi patente dönüşüp ekonomik bir değer kazanabileceği gibi toplumsal bir faydaya da dönüşebilir. Onun için sadece fen ve mühendislik bilimlerimizdeki bilim insanlarımızın ürettikleri bilgilere değil; sosyal bilim alanlarındaki bilim insanlarımızın ürettikleri bilgileri de bu ofisimiz aracılığıyla değerlendirmek istiyoruz.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları neler olabilir?
Üniversitelerimizin idari, mali ve beşeri birçok sorunu var elbette. Bana göre bugün üniversitelerimizdeki en önemli sorunlardan birisi başarılı gençlerimizi temel bilimler alanına çekememektir. Ülkemizde üniversitelerin yalnızca meslek kazandıran kurumlar olarak algılanması, başarılı gençlerin tıp, mühendislik, hukuk gibi alanları öncelikle seçmeleri temel bilimlerdeki beşeri sermaye potansiyelimizi maalesef zayıflatmaktadır. Bugün birçok devlet üniversitesinin bile fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi bölümlerinin kontenjanları boş kalmaktadır. Bu son derece üzücü ve kaygı verici bir gelişmedir. Üniversitelerin başarılı ve araştırmacı genç fizikçilere, kimyacılara, sosyologlara, tarihçilere, edebiyatçılara ihtiyacı vardır. Hem fen bilimleri hem de sosyal bilimlerde başarılı gençlerimizin bir takım teşviklerle ki son yıllarda TÜBİTAK tarafından bu teşvikler uygulanmaya başlamıştır, temel bilim alanlarını tercih etmeleri üniversitelerimiz ve ülkemizin geleceği bakımından son derece önemli ve gereklidir. Temel bilim alanlarına gençleri mutlaka yönlendirmeli ve bunu bir yükseköğretim politikası haline getirmeliyiz.
Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanlarda iddialısınız?
Anadolu Üniversitesi denildiğinde kuşkusuz ilk akla gelen Türkiye''nin Merkezi Açıköğretim Sistemidir. Ancak açık öğretim sistemimizi destekleyen ve besleyen çok güçlü bir örgün eğitim sistemimiz var. Anadolu Üniversitesi''nin açıköğretim başarısının arkasındaki en büyük gücü örgündeki birimlerinden alıyor. 2014 yılı Türkiye Mükemmellik Ödülünü alan Mühendislik Fakültemiz, ülkemizin havacılık alanındaki ilk yükseköğretim kurumlarından olan ve yaklaşık 30 yıldır havacılık sektörüne binlerce nitelikli eleman yetiştiren Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültemiz, uluslararası yayın indekslerinde ön sıralarda yer alan Fen ve Eczacılık Fakültelerimiz, yine Türkiye''nin ilklerinden olan ve sektöre çok değerli elemanlar yetiştiren İletişim Bilimleri Fakültemiz, güçlü kadrosuyla özellikle özel eğitim alanında öne çıkan Eğitim Fakültemizdir.
Üniversitemizin en köklü birimi ve nüvesini oluşturan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemiz ve ayrıca, üniversitemizin işitme engellilerden, zihinsel engellilere, dil ve konuşma bozukluğu olanlardan üstün zekalılara kadar özel eğitim gerektiren bir çok alanda hizmet sunan çok başarılı araştırma ve uygulama merkezleri de bulunuyor. Bu merkezlerin çoğunun ülkemizde eşi benzeri bulunmuyor.
Eğitim felsefesi
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz?
Üniversite olarak her şeyden önce kaliteye odaklandık. TÜBİTAK''ın üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıraladığı "Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi"nde 2013 yılında sıralamadaki yerimiz 13. sıraya yükseldi. Buradaki kısa vadeli hedefimiz ise ilk on, uzun vadede de ilk beş üniversite içerisine girmektir.
Yükseköğretimde görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
Yükseköğretimde kaliteyi arttırmanın en önemli yolu ilk ve orta öğretimde nitelikli gençler yetiştirmekten geçiyor. Yükseköğretime gelmeden önce temel bilgileri edinmiş, en az bir yabancı dili konuşabilen, analitik düşünen, özgüvene sahip gençlerin üniversitelerimizin de kalitesini yükselteceğine inanıyorum. Özellikle yabancı dille eğitim veren programlarımıza neredeyse sıfıra yakın düzeyde yabancı dille gelen öğrencilere bir yıl içinde okuma, yazma ve konuşma öğretmenin ne kadar zor olduğunu takdir edersiniz sanırım. Üniversitelerimizde hâlâ zorunlu Türk Dili ve İnkılap Tarihi gibi dersleri veriyor olmamız bile temel bazı bilgileri ortaöğretimde öğretemememizin bir sonucu sanıyorum.
Türkiye''deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretime katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır?
Ülkemizde çok başarılı üniversitelerimiz ve dünya çapında bilim insanlarımız var. Özellikle son yıllarda bilimsel araştırmaya ayrılan kamu fonlarındaki ciddi artışlar aslında rekabet gücümüzü arttırıyor. Tabi ki ABD ve Avrupa''daki gelişmiş üniversitelerle aramızdaki mesafeyi kapatmak zaman alacak. Ama ben doğru yolda olduğumuza inanıyorum. Çünkü bizim yeniliklere açık ve dinamik bir insan gücümüz var.
Üniversite rektörü olmak nasıl bir duygu, hissiyatınızı paylaşır mısınız?
Üniversite rektörlüğü hele de milyonlarca öğrencisi olan Anadolu Üniversitesi gibi bir üniversitenin rektörü olmak her şeyden önce çok onurlu bir görev. Fakat aynı zamanda omuzlarınıza yüklenen çok ciddi bir sorumluluğun da olduğunu biliyorsunuz. Bu onur ve hissettiğiniz sorumluluk duygusu size çalışırken yorulduğunuzu hissettirmiyor. Ben üniversiteye yönetici olduğum andan itibaren tüm hayatım üniversite odaklı oldu. Bu konuda tüm aile efradı ki hepsine müteşekkirim çok büyük bir anlayış gösteriyor. Yaptığım işin zaman zaman zorlukları olsa da ülkeme ve insanlığa hizmet etme gayreti içinde olmanın manevi huzurunu hissediyorum.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Anadolu Üniversitesi Türkiye''nin en köklü, hem fiziksel hem de akademik altyapısını tamamlamış üniversitelerinden birisi olması bence en önemli tercih nedenidir. Ülkemizin hatta dünyanın en güzel kampüslerinden birine sahip. Laboratuvarları, kütüphaneleri, yemekhaneleri, spor tesisleri, sinema ve tiyatro salonlarıyla ve diğer sosyal tesisleriyle öğrencilerimizin hizmetinde. Bulunduğumuz şehir Türkiye''nin en sempatik şehirlerinden birisi. Şehirlerarası ulaşım ağının merkezinde. İstanbul, Ankara, Bursa, Konya gibi büyükşehirlere aynı gün içinde rahatlıkla gidip dönebiliyorsunuz. Yunus Emre''nin, Nasreddin Hoca''nın hoşgörüsünün sindiği topraklar. Türkiye''de üniversite şehri denildiğinde belki de akla gelen ilk şehir. Dolayısıyla bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde Anadolu Üniversitesi çok mantıklı bir seçenek.
Üniversitenizin tercih edilecek yabancı öğrenci profili nedir, hangi bölge ve ülkelerden öğrencileriniz var?
Anadolu üniversitesi şu an Türkiye''de en fazla yabancı uyruklu öğrenciye sahip üniversite konumunda. Örgün öğretimde 105 farklı ülkeden 1000 öğrencimiz var. Açık öğretimde ise Batı Avrupa, Balkanlar, Azerbaycan ve KKTC''de 15 bin civarında öğrencimiz bulunuyor. Tabi ki bu öğrencilerimizin büyük çoğunluğu Türk kökenli yabancı ülke vatandaşları oluşturuyor.
Akademisyenlerin performansa dayalı ücret almasını doğru buluyor musunuz?
Sadece akademisyenlerin değil çalışan herkesin emeğinin gerçek karşılığını almasını istiyorum. Çok çalışanla az çalışanın mutlaka ayrılması gerekir. Bunun akademik başarıyı da arttıracağına inanıyorum.
Üniversitenizi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Üniversitemiz Türkiye''deki üniversiteler arasında farklı ve özel bir yere sahip. Hayat boyu öğrenme felsefesi kapsamında toplumun tüm kesimlerine fırsat eşitliği içerisinde eğitim sunan, yüzün üzerinde bürosuyla ülkemizin her noktasına ulaşan, hatta 33 yıldır "Dünyanın neresinde bir Türk, yükseköğretime ihtiyaç duyuyorsa biz onun ayağına kadar gideriz" düşüncesini benimseyen Türkiye''nin önemli bir yükseköğretim markasıyız biz.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ KÜNYESİ
Hayat boyu öğrenme
Kuruluş: 1958
Fakülte sayısı: 17, Yüksekokul sayısı: 3
Meslek Yüksek Okulu: 4 Enstitü: 9
Uygulama ve Araştırma Merkezi: 50
Akademik Personel: 2575
İdari Personel: 1838, İşçi Personel: 2027, Şirket Personeli: 2608.
Toplam Personel Sayısı: 9048
Öğrenci sayıları: Örgün: 25 bin 158, Lisansüstü: 3891, Yabancı öğrenci: 960
Açıköğretim: 1 milyon 292 bin 500
Öğrenci Kulübü: 52
Sloganı: Yaşam boyu öğrenme.
Kampüs toplam alanı: Yunus Emre Kampüsü, İki Eylül Kampüsü, Porsuk Meslek Yüksekokulu ve Ulaştırma Meslek Yüksekokulu toplam alanı 4 milyon 621 bin metrekare
Vizyon: Yaşam boyu öğrenme odaklı bir dünya üniversitesi olmak.
Misyon: Kent, bölge, ülke ve dünya insanının yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla, bilim, teknoloji, sanat ve spor alanlarında eğitim, araştırma ve projelerle her yaştaki bireye nitelikli ve özgün, uzaktan ve örgün öğrenme imkânları sunmaktır.
KİMDİR?
Prof. Dr. Naci Gündoğan 1968 yılında Eskişehir''de doğdu. İlk ve orta tahsilini Eskişehir''de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi''ne araştırma görevlisi olarak atandı. 1993 yılında yüksek lisans ve 1996 yılında doktorasını tamamladı. 2003 yılında doçent, 2008 yılında da profesör oldu. 1 Ocak 2010 - 22 Ekim 2013 yılları arasında Anadolu Üniversitesi''nde Rektör Yardımcılığı yaptı. 2013 tarihinde Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. Evli ve iki çocuk babasıdır.

