Geçen hafta perşembe günü gazetemiz genel yayın yönetmeni Dr. İsmail Kapan Bey ile Elazığ''da idik. Fırat Üniversitesinin tertip ettiği gazeteci yazar Bedrettin Keleştimur tarafından yönetilen "Dünden Bugünlere Gönül Coğrafyamız Ortadoğu" başlıklı panelde konuştuk. Gönül coğrafyamız Ortadoğu bugün kan gölü ve bu nedenle hüznümüz o kadar büyük ki anlatılamaz. Çin''e ve Hindistan''a kadar uzanan bu coğrafyayı bugün sağlıklı bir şekilde okuyamadığımız için tefekkür de edemiyoruz.
Panelde açılış konuşması yapan Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıfat Çolak, "Toplumda öncelikle fertlerin tarih bilincine sahip olması gerekir. Bu bilincin yerleşmesindeki en büyük görev öğretmenlere düşmektedir" dedi. Daha sonra Fırat Üniversite konservatuvar öğrencileri tarafından yemen türküsü okundu.
Paneli yöneten gazeteci-yazar Bedretin Keleştimur, Ahmet Hamdi Tanpınar''ın yemen türküsü için bu coğrafyanın ''içli romanı''dır diyerek söze başladı. Panelde ilk konuşmacı Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Dr. İsmail Kapan, "Dostlarla birlikte iken iğnenin deliği meydan gibi geniş olur. Düşmanlarla birlikte iken ise feza boşluğu bile fincan dibi gibi daralır. Sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ortadoğu insanlığın yeryüzünde başladığı bölgedir. Bu coğrafya hem insanlığın başladığı yer hem de tüm medeniyetlerin neşet ettiği yerdir. Bütün mana buradadır. Bu nedenle bu bölge dünyanın hiçbir coğrafi parçasına benzemez" dedi. Ben ise; Meveraünnehir''den başlattığım medeniyet yolculuğunu Anadolu''ya getirdim. Daha sonra da Mevlana''nın eseri Mesnevi''den örnekler verdim. Panele Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demirbağ başta olmak üzere öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muhammed Beşir Aşan, Prof. Dr. Necmi Özdemir, Yrd. Doç. Dr. Rıfat Özdemir ve öğrenciler iştirak ettiler. Konferans öncesinde İletişim Lisesi öğrencileri İsmail Bey ve benimle söyleşi yaptılar. İletişim Lisesi Müdürü Ali Canpolat başarılı bir iletişimci ve idareci olarak dikkatimi çekti.
İlk Müslüman Türk Devleti, Karahanlılar. Maveraünnehir; Medeniyetimizin ''gökçe çadırıdır'' sanki! Semerkant ve Buhara kültürümüzün abide isimleri. Gönül dilimiz orada çağladı! Orada, ''Bilge Şahsiyetler'' ilimde ve hikmette deryalaştılar!
Bu topraklar; İbn-i Sinaları, Uluğ Beyleri yetiştirdiler. Buhara, "Hadis Şehri" olarak anılır oldu. "Yesevilik..." gönül fütuhatını burada başlattılar. Bir büyük ''kutlu fetih yolculuğu'' işaretini bu mübarek topraklardan alacaktı. Dikkat buyurunuz, ''asırlara...'' mutluluk veren hayatımızı; "Sinan Uslubu, Fuzuli inanışı, Yunus derinliği, Yavuz şecaati; Nedim zarafeti ve Mevlana muhabbeti..." 13. Asır Anadolu''nun "Aydınlanma Çağıdır..." Taptuk Emrelerin, Yunusların, Hacı Bektaş-ı Velilerin; Ahi Evranların, Mevlanaların; insanı ve toprağı yoğurduğu ''ışık çağıdır...''
Bu coğrafyada, "gönül dilimiz" var!
O dil, o kadar mübarek bir bağ ki; İnşallah, 21. yy bu millet için bir ''milat'' olacaktır!..
DİZİ RÖPORTAJ
Gönül coğrafyamız
Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer:
HEDEF EN İYİ OLMAK
"Dünya üniversitelerini çevre ve sürdürülebilirlik alanlarındaki başarılarına göre sıralayan GreenMetric 2014 sıralamasında Türkiye birincisi, dünya üniversiteleri arasında ise 236. olduk. Yine eğitim-öğretim, araştırma ve topluma hizmet faaliyetleri sıralamasında da ülkemizde 26. sırada yer aldık. Şimdi hedefimiz dünyada ve Türkiye''de en iyi olmak."
araelmas diye adlandırılan kömürüyle meşhur Zonguldak güzel ve şirin bir ilimizdir. Şehirde güven ve huzur hâkim. Şimdi bu şehirde Bülent Ecevit Üniversitesi yükseliyor. Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer genç, dinamik, çalışkan, üretken ve iyi bir yönetici profili çiziyor. Üniversitede rektör yardımcıları, M.Haluk Güven, Ahmet Altın, H.Sayan Özçakmak, B.Ali Çetinkaya ve genel sekreter Abdülkadir Açar oluşan ekibiyle önemli projelere imza atıyorlar. Üniversiteye kısa zamanda önemli katma değer sağlayan Rektör Özer vilayette de sevilip sayılıyor. Rektör Özer ile yaptığım söyleşi ile baş başa bırakmadan röportaja katkılarından dolayı Yrd. Doç. Dr. Musfata Gümüş ve Doç.Dr.Nejat Demircan''a teşekkür ediyorum.
Gönül coğrafyamız
Sayın hocam, rektör olarak üniversiteyi nereden nereye getirdiniz?
Üniversitemiz 1992 yılında kurulmasına karşın köklerinin 1924 yılında kurulan Maden Mektebine uzandığını söyleyebiliriz. Göreve geldiğimizden beri her alanda yüzde yüze varan büyümeyi sağlarken öğrenci alan aktif bölüm ve programlarımızın tümünün eğitim altyapısını tamamen elden geçirdik; derslik ve laboratuar imkânlarını iyileştirdik. Bu alana özel bir önem verdik ve son üç yılda yaklaşık 13 Milyon TL''lik çok önemli kaynak aktardık ve şu anda aktif olup da laboratuvarı olmayan veya laboratuar imkânları iyileştirilmemiş tek bir bölüm veya programın kalmadığını ifade edebilmenin büyük mutluluğunu yaşıyorum.
Üniversitemiz yayınevi kurulmuş ve bu kısa zaman diliminde 5 yeni yayın basılması sağlanmıştır. Ulusal ve uluslararası hakemli 6 dergi (Karaelmas Eğitim Bilimleri; İlahiyat Fakültesi Dergisi; Yükseköğretim ve Bilim Dergisi; Karaelmas Fen ve Mühendislik; Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi; Üstün Yetenekliler Eğitimi Araştırmaları Dergisi) çıkartılmıştır. Dergilerimizin tarandığı ulusal ve uluslararası indeks sayısı ve çeşitliliği her geçen gün artmaktadır. Zonguldak ve bölge için en önemli yatırımları arasında yer alan Filyos Vadisi Projesi kapsamında endüstri bölgesine teknolojik arkaplan sağlayabilmek, ayrıca üniversitemiz ve bölge için Teknoloji Geliştirme Merkezini (TEKMER) Çaycuma Kampüsüne kurduk ve hizmete aldık. Üniversitemizde daha önce yabancı uyruklu öğretim elemanı yok iken bugün 7 farklı ülkeden 12 öğretim elemanı çalışmaktadır.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve ülkemizde hızla büyüyen yükseköğretim kurumları arasında nerede duruyor?
Üniversitemiz ülkemizin Batı Karadeniz Bölgesinin eğitim-öğretim, araştırma ve topluma hizmet faaliyetlerinin her geçen gün artan kapasitesi ile ülkemizde üniversitelerimiz arasında 26. sırada yer almıştır. Dünya üniversitelerini çevre ve sürdürülebilirlik alanlarındaki başarılarına göre sıralayan GreenMetric 2014 sıralamasında Türkiye birincisi, dünya üniversiteleri arasında ise 236. olmuştur. Tıp Fakültemizde de mezunlarımız TUS''da önemli başarılar yakalamışlardır. Örneğin, 2013-TUS Sonbahar dönemi yerleşme oranlarına göre Tıp Fakülteleri arasında ikinci sırada yer almıştır.
2011 yılında ülkemizin ilk Yükseköğretim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezini kurduk ve yükseköğretim ile ilgili çalışmaların yürütüleceği bir platformu ülkemizde bir ilk olarak hayata geçirdik. Uluslararası hakemli ilk ve halen tek dergi olan "Yükseköğretim ve Bilim Dergisi"ni 2011''den beri yılda üç kez neşrediyoruz.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları neler olabilir?
Ülkemizin 8 yıl sonra, yani 2023''de dünyanın en büyük ilk on ekonomisi arasına girmek gibi oldukça meydan okuyucu bir hedefi bulunmaktadır. Tüm bu hedefler, yükseköğretim kurumlarından, üniversitelerimizden beklentileri de artırmıştır. Üniversitelerimizin bu beklentilere dinamik cevaplar üretebilmeleri için öncelikle kendilerini hızla gözden geçirmeleri gerekiyor. Birbirlerini tekrarlamaktan ziyade, diğer yükseköğretim kurumlarının yapmadığı, ancak ihtiyaç olan alanlara yönelerek üretilebilen hizmet çeşitliliğinin artması gerekmektedir. Bu aynı zamanda yükseköğretim kurumlarının görünürlüklerini de artıracaktır.
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz bu alandaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Bireylerin ve kurumların yaşantılarında önlerine koydukları hedeflerin son derece önemli olduğuna inanıyorum. Bu sebeple göreve başladığımız günden bu tarafa enerjisini kısır çekişmeler yerine kendisine tayin ettiği hedeflere ulaşmak yönünde sarf eden bir anlayışta olduk. Bu düşüncelerle sağlık, eğitim ve araştırma alanlarında kendimize kısa ve uzun vadede hedefler oluşturarak gerçekleştirdik ve gerçekleştiriyoruz. Öncelikle hedeflerimizi ortaya koyarak kendimizi tüm paydaşlarımıza hesap verebilir bir noktaya taşıyoruz. Bunun dışında bu projeksiyonlar sayesinde, kendi içinde kararlı, tutarlı ve geleneği olan bir kurumsal kimlik inşası çalışmaları anlam kazanıyor. Kendisi ile yarışan bir yükseköğretim kurumu haline gelmek için bu hedeflere ihtiyacınız var.
Sağlık turizmi, sunacağımız yeni hizmetlerin en önemlilerinden birisidir. Bu bağlamda öncelik verdiğimiz Onkoloji, Diyabet ve Obezite, Geriatri ve Fizyoterapi merkezleri ile ilgili yatırımlarımızın önemli bir kısmı tamamladık. Karadeniz Ereğli''de faaliyet gösteren ve ülkemizin ilk ve en büyük entegre yassı çelik üreticisi olan Erdemir ile birlikte hem eğitim hem de Ar-Ge merkezi kurma çalışmalarımız da devam etmektedir.
Türkiye''deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretimsel katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır?
Ülkemizde eğitime ve yükseköğretime çok ciddi kaynaklar aktarılıyor. Üniversiteler öz kaynaklarının yanı sıra birçok dış kaynağa da ulaşabilir durumdalar. Şimdi asıl önemli olan bu kaynakları kullanabilme ve üretime katabilme meselesidir. Yükseköğretim kurumlarının ürettiği tüm hizmetlerin merkezinde kalite olmalı ve güvence altına alınmalıdır. Bilimsel projelerin bilimsel üretime, patente, ve faydalı modellere dönüşmesi veya bu gelişmelere kaynaklık etmeleri gerekmektedir. Ülkemiz bu anlamda önemli eşikleri geçmiş ve bilimsel bilgiyi üretime dönüştürmeyi başarmış durumdadır.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Üniversitemiz her şeyden önce öğrenci merkezli bir bilim yuvasıdır. Öğrencilerimiz diledikleri kademeye ulaşabilmekte görüş, şikâyet ve taleplerini iletebilmektedirler. Bu hususun çok önemli olduğuna inanıyorum. Öğrencilerimiz üniversitemizde sadece akademik ve bilimsel açıdan değil, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif çok yönlü bir eğitim ikliminin içerisinde kendilerini bulacaklar.
Kütüphaneniz sürekli açık mı?
Çok az üniversitede uygulanan 7/24 hizmet verebilen 83 bin basılı kitaba ve 5 milyon elektronik kaynağa ulaşılabilen, engelli öğrencilerimize de hizmet sunan kütüphanemiz var. Akşamları çorba ve çayı kütüphanede ikram ediyoruz. Üniversitenin merkez kampüsünde hizmet veren Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanesinde Türkiye''nin en büyük yükseköğretim kitaplığı oluşturuldu. Prof. Dr. Durmuş Günay Kütüphanesinde, yükseköğretim alanında yaklaşık 550 bin basılı ve elektronik kaynak bulunmaktadır.
Ayrıca Avrupa Yükseköğretim Alanı ile ilgili önemli bir tanınırlık sağlayan Diploma Eki verebilen uluslararası kuruluşlara üyeyiz. Uluslararası standartlarda dizayn edilmiş laboratuvar imkânlarımız, ağırlıklı olarak Avrupa olmak üzere 45 farklı ülkeden 93 üniversite ile yapılmış ve aktif olarak kullanılan ikili anlaşmalarımız kapsamında değişim programlarından yararlanabilme imkânlarımız mevcuttur.
Sosyal tesislerinizin durumu nedir?
Üniversitemizin hem açık hem de kapalı birçok spor tesisi vardır. Tüm kampüslerimizde spor tesislerinin sayısını ve çeşitliliğini artırmaya büyük önem veriyoruz. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu faaliyetlerine katıldığımız branş sayısı ve madalya sayımızda önemli bir artış olmuştur. Madalya sıralamasında geçen sene 180 üniversite arasında 24.sırada yer aldık. Diğer taraftan engelli öğrencilerimiz için de tüm imkânlarımızı seferber ederek kampüsümüzü engelli dostu bir yerleşke haline getirmeye büyük özen gösterdik.
Üniversitenizin tercih edilecek yabancı öğrenci profili nedir, hangi bölge ve ülkelerden öğrencileriniz var?
İlk defa 2010-2011 Akademik Yılında 9 farklı ülkeden 5 farklı Fakülteye 42 uluslararası öğrenci kabul ettik. Bugün geldiğimiz noktada uluslararasılaşmaya verdiğimiz öneme uygun şekilde bu sayı 44 farklı ülkeden 300 öğrenciye ulaşmış durumda. Yabancı öğrencilerimiz dünyanın çok farklı bölgelerinden gelmekte; Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Uzak Doğu ülkelerinden ve Türk Cumhuriyetlerden gelen öğrencilerdir. Bu sayıyı önümüzdeki yıl bine çıkartmayı hedefliyoruz.
Bu öğrencilerin dil meselesini nasıl çözdünüz?
2011 yılında kurduğumuz Türkçe Öğretim Merkezimiz de önemli başarılara imza attı. Kısa ismi Karaelmas TÖMER olan bu merkez, ülke çapında dokuz yıldır düzenlenmekte olan "Karamanoğlu Mehmet Bey''i Anma ve TÖMER''ler Arası Türkçe Konuşma Yarışması"nda kurulduğu ilk yılda Hacettepe Üniversitesinde gerçekleştirilen Türkçe konuşma yarışmasında Türkiye Birincisi olmayı başarmıştı. Geçtiğimiz yıl Gaziantep''te düzenlenen yarışmada yine Türkiye Şampiyonu olarak üniversitemizin gururu olmayı sürdürdü.
BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ KÜNYESİ
Gönül coğrafyamız
Güvenli şehir
Kuruluş: 1992
Fakülte sayısı:11, Yüksekokul sayısı:5
Meslek Yüksek Okulu:7, Enstitü: 3
Devlet Konservatuar: 1
Uygulama ve Araştırma Merkezi: 27
Akademik Personel: 1112, İdari Personel: 1231
Öğrenci Sayısı: 28500
Öğrenci Kulübü: 179
Sloganı: Birlikte Başarıyoruz
Kampüs toplam alanı: Açık alan 2 buçuk milyon metrekare, kapalı alan: 234 bin metrekare
Misyon: Ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim-öğretim hizmeti vermek, bilimsel araştırmalar yapmak ve bilimi, teknolojiyi, sanatı ve kültürel değerleri girişimci bir üniversite olarak insanlığın hizmetine sunmaktır.
Vizyon: Eğitim-öğretim, bilim, teknoloji ve sanat faaliyetleriyle ulusal ve uluslararası yükseköğretim alanında öncelikli tercih edilen üniversiteler arasında yerini almaktır.
Temel Değerler: Mükemmelliği, evrenselliği, doğruluğu, güvenirliliği, paylaşımcılığı, hesap verebilirliği, katılımcılığı, şeffaflığı, sosyal sorumluluğu, bilimsel etiği, akademik düşünce ve ifade özgürlüğünü ilke edinmiştir.

