G.Saray''ın kağıt üzerinde en kolay gruplardan birine düşüp de dördüncü maç sonrası 1 puanda kalışının faturası, iç saha maçları için Olimpiyat''ı seçen yönetimle, uluslararası bu önemli platformda Hakan Şükür''ü düşünmeyen Gerets''e aittir. Dün akşamki olmak veya olmamak maçlarından birinde, yine Ümit Karan''la tek santrfor oynamayı yeğleyen bir teknik direktör, bu platformda takım yönetmeye layık değildir. En azından fizik zafiyeti çeken Ümit Karan''ın, PSV tandemi tarafından ezilişini seyrederken vicdanı sızlamış mıdır?
G.Saray rakibiyle başa baş boğuşurken, hatta bazı bölümlerde etkili de olurken, çok önemli bir hücum olgusundan hep mahrum kaldı. O da, PSV ceza sahası yakınlarına gelen topların tutulamayışı, kontrol edilerek arkadan çıkanlara kullanılamaması yüzünden pozisyon sıkıntısı çekildi. Ümit, tek bir topu dahi kontrol edemezken, Hasan, Arda ve Ayhan''ın geriden yaptıkları deparlar hem boşuna oldu, hem de bu oyuncuların fizik gücü kaybına çanak tuttu. Tomas da oyundan atılınca, G.Saray takımının oyuncuları birer buçuk oynama zorunluluğuna itilirken, Ümit''in bir sivrisinek vızıltısı halinde kalışı sebebiyle de ikişer kişilik varolma savaşı gibi altından kalkılamayacak bir mesaiye yakalanıldı. Gerets, eskilerin deyimiyle Üsküdar''da sabah olduktan sonra Hakan''ı oyuna alışıyla bana göre en çok Mondragon''u kızdırmıştır. Çünkü, İstanbul''daki ilk maçta yediği hatalı golün affını muhteşem kurtarışlarla sağlayan Mondragon, bunların karşılığının böyle bir sonuç olmasına herhalde içerlemiştir. PSV, G.Saray''dan çekinerek oynadığı bir maçı savunmasındaki olağanüstü huzur ve güven ortamı sayesinde dakika dakika G.Saray kalesine taşıma cesaretini göstermiş ve gruptan çıkmayı garantilemiştir.
Yazık!..
Ali Sami Yen''i futbolcularına böyle bir uluslararası müsabaka trafiğinde adeta yasaklayan yönetimle, elindeki en etkili silahı kullanmayan teknik direktör, bunun hesabını nasıl vereceklerdir?

