Türkiye ligi kurulalı böyle bir yarış görülmemişti.
İki ünlü takım, bir tahterevallinin iki ucuna oturmuş gibiydi; bir hafta biri liderlik koltuğuna kuruluyordu, bir hafta öteki... Puan kaybeden sıralamada ikinciliğe düşüyordu. Diğer takımlarla arayı oldukça açmışlardı. Ligin daha ilk yarısında şampiyonluk bu iki takıma kalmıştı. Hangisi ipi göğüsleyecekti? *** İki ünlü takımın nefes kesen at başı yarışında doğaldır ki, "her maç final"di.
Kaybetmek yarışın bitmesi demekti.
Böyle müthiş bir mücadeleyi düşünün; ve bir gün bu iki takımın birbiriyle maça çıkmasını... Evet, "yılın derbisi" gelip çatmıştı. Biri üç puan önde liderdi ama diğeri kendi evinde oynamanın avantajına sahipti. "Kalbi olan bu maçı izlemesin" diyordu uzmanlar... "Bu maçı kazanan şampiyonluğu da kazanır" diyordu otoriteler... *** Ev sahibi takımın kaptanı, soyunma odasında, biraz sonra derbi maçına çıkacak olan oyunculara seslendi: - Arkadaşlar! Elimde bir mektup var. İzmir''den geliyor. Onu sizlere okumak istiyorum. Lütfen sessizce ve can kulağıyla dinleyin: "Sevgili futbolcularımız, Ben dertli bir babayım. Sekiz yaşındaki oğlum (B....) koyu bir (.....) taraftarı... Ve maalesef lösemi hastası...Hepinizi çok seviyor. Sizler onun hayatı, sevinci, üzüntüsü, gururusunuz. Sizler sahaya çıktığınızda o da sizinle birlikte sahaya çıkıyor.
(R...) ile beraber topu çizgiden çıkarıyor, (A...) ile birlikte hücuma kalkıyor, (N...) ile aynı anda kafaya çıkıyor. Gol attığınızda sizinle birlikte seviniyor, gol yediğinizde sizinle birlikte kahroluyor. Şimdi bugün, bu önemli günde, onun sizden önemli bir isteği var. Oğlum (B...), sizleri şampiyon gördükten sonra ölmek istiyor.
Sizden rica ediyorum, lütfen bu derbi maçını oğlum için oynayın. Derbiden üç puan çıkarırsanız kalan üç maçta hak ettiğiniz şampiyonluğa ulaşacağınıza ve oğlumun gözü açık gitmeyeceğine inanıyorum.
Hepinize başarılar. M.... Ş....- İzmir" *** Özellikle Türk futbolcuların çoğunun gözlerinden yaş akmıştı.
Aşırı motivasyonla, koridorlardan bağırıp çağırarak geçtiler; yemin ederek çıktıkları derbi maçta, yarıştaki tek rakiplerini açık farkla yenip darmadağın ettiler. Atılan golleri, rakibe top göstermeden ezici bir futbolla süslemiş olmaları gurur vericiydi. *** Bu büyük maçtan sonra iki şey oldu. Birincisi, "lösemili çocuğun mektubu" düzmece çıktı. İkincisi, o takım kalan üç maçta, düzmece motivasyonun getirdiği avantaja rağmen şampiyon olamadı.

