Kaydet
a- | +A

“Hiç unutamayacağım o güzel yan bakış ile 'affedersiniz' diyerek o gönlümü almışlardı...”

Çok sevgili Enver Ağabeyimiz, 2000'li yılların birinde ve bir yaz döneminde, eski merkez Çatalçeşme Sokak No: 17’ye, bir cuma günü teşrif etmişlerdi.

Mescitte namazdan sonra çok tatlı bir sohbet başladı. O gün sanki herkes haber almışçasına lebalep, ağzına kadar doluydu. Bu lezzeti bilen bilir tatmayan ne bilir!

Mescidin ortalarında bir yerdeydim, muhabbetle o mübarek cemalini görmek için kaçamak bakışlarla özlemimi dindirmeye uğraşıyordum.

Zira ön sıralarda, boyumdan uzun kimselerin, omuz aralarından seyretmek gönlümü teselli etmeye kâfi gelmiyordu. Bir an “keşke şöyle bir göz göze gelsem, merhametli bakışına mazhar olsaydım” diye iç geçirdim. Bu gönül feryadını bir tek Enver Ağabey duymuştu. Sohbetin verdiği lezzet ve hasret ile gönlümün feryadının çıkarttığı sesten dolayı anlatılan mevzuyu kaçırdığımın bile farkında değildim.

Derken birden ismimi ve soy ismim söyleyerek “ayağa kalk!” buyurdular. Ne olduğunu anlamadan, şaşkın ama bir o kadar gizli bir memnuniyet ile o güzel bakışlarına mazhar oldum. Ayağa kalktığımda da bir suç işlemiş gibi yüzüm kızardı. Mahcup bağrı yanık olarak bir an o tatlı bakışlarına mazhar olmuştum. Sonra “sen otur yavrum” buyurdular. Maksadıma kavuşmuştum. Yerime oturdum ama aynı anda çok enteresan bir şey oldu. Kalabalığın en arkasından gür bir ses duyulmuştu:

“Buyurun Efendim” diye. Bir de ne göreyim ismimiz ve soy ismimiz aynı fakat bizden otuz yaş yukarıda olan, çok sevdiğimiz, pek kıymetli bir ağabeyimiz.

Meğerse mübarek Enver Ağabey bu abimiz ile ilgili bir mevzuyu anlatıyorlarmış orada!

Sonrasında tek tek herkesle vedalaştılar, sıra bize geldiğinde ise pamuk gibi yumuşak olan eli ile yanağımı okşayıp sende mi Mehmet Gül’sün diyerek tebessüm ettiler.

Akabinde kendilerini uğurlarken de bir cilve daha yaparak omuzları ile göğsüme yüklendiler, sonrada hiç unutamayacağım o güzel yan bakış ile “affedersiniz” diyerek o gün bizi feraha kavuşturmuştu.

İnanın o mübarek hem anne hem baba şefkati ile muamele eder yetim ve öksüzlüğümüzü bize hiç hissettirmezdi.

Hasılı bu gönül işlerine hakikaten akıl ermiyormuş… Allahü teâlâ kendilerine ve cümle geçmişlerine rahmet eylesin, hayattaki vârislerine ve sevenlerine sağlıklı hayırlı uzun, huzurlu ve mutlu ömürler nasip eylesin İnşallah…

"Bağrıyanık Gül"

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...