“Her zaman, onunla evli olduğum için kendimi talihli sayar, yüce Allaha şükrederdim...”
Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun... Bu mübarek günde bir hatıramı sizinle paylaşmak istedim.
Bir 26 Ekim günüydü. Ofisimde işlerim ile uğraşırken birden eşim aklıma geldi. “Ne kadar iyi bir kadın” diye düşündüm. Hem benim için iyi bir eş hem çocuklarım için iyi bir anne hem de çevresinde kim varsa maddi manevi her türlü fedakârlığa her zaman için hazır iyi bir insandı...
Onun lügatinde kalp kırmak yoktu. Ofisimden bir an önce eve gitmeyi can-ı gönülden istiyordum ki eşimin her zamanki gibi güler yüzle kendini karşılaması için. Ne zaman eve gitsem kapıda gülerek karşılardı beni, üzerimde ne kadar sinir stres vs. varsa birden giderdi. Ardından salona geçer bir süre sohbet ederdik. Ne kadar moralim bozuk olsa, işten güçten yorgun olsam da onun güler yüzlü samimi konuşması ile kendime gelirdim.
11 yıl olmuştu evleneli. Merhum Enver Ağabeyin vesilesi ile evlenmiştim. Her ne kadar görücü usulü ile tanışsak da kısa zamanda sevda başımı sarmıştı.
Büyüklerimizin “saliha bir kadın en büyük cennet nimetidir” sözü geldi aklıma.
Her zaman dağ gibi arkamda durur, dert olmaz dert çekerdi. Kolunda 3-4 bileziği vardı; her zaman derdi “bunlar senindir, istediğin zaman bozdur.” Böyle de “dünya malında gözü olmayan” asil bir insandı.
Çoluk çocuk her şeyi çekip çevirir, benim yalnız işimle gücümle uğraşıp muvaffak olmam için gerekli ortamı oluştururdu. Her zaman, onunla evli olduğum için kendimi talihli sayar, yüce Allaha şükrederdim...
Evlendiğim zamanda henüz mezun olmamıştım, birlikte ders çalışırdık. Tabii “armut dibine düşer” derlerdi. Annesi, babası, kardeşi hepsi asil insanlardı. Dini bütün, kalp kırmayan, gerçek mümin kimselerdi. Bu zamanda pek bulunmayan karakter sahibi, Ehl-i sünnet insanlardı. “Annem babam bana ömrümde bir kere bile kızmadı” dediğinde hayretler içerisinde kalmıştım. Kız kardeşi Fatıma da tıpkı adını aldığı Hazreti Fatıma gibi edep timsali bir insandı, eşimin evine gittiğimde kendisini görmek bir yana sesini dahi hiç duymamıştım.
Keza eşim de öyle edep ehliydi ki dışarıda bir kez olsun güldüğünü görmemiştim. Evde hep güler yüzlü olan bir insan dışarıda vakarını ve edebini korumak için asla gülmez, ciddiyetsiz hareket etmezdi. DEVAMI YARIN

